Demirtaş: En acil adım Öcalan’ın statüsü ve koşullarının netleştirilmesidir

Edirne F Tipi Cezaevi'nde tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürt meselesinin çözümü ve silahsızlanma tartışmalarına ilişkin kaleme aldığı yazıda, sürecin ilerlemesi için atılması gereken en acil adımın Abdullah Öcalan’ın statüsü ile çalışma ve iletişim koşullarının netleşmesi olduğunu belirtti.

"QAD-Barış Meydanı" platformunda yayımlanan yazısında sürece dair değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, Öcalan'ın uzun süredir silahlı mücadelenin zamana yenildiğinin farkında olduğunu, hem devleti hem de örgütü eş zamanlı değişime zorlayarak yeni bir siyasi zemin yaratmaya çalıştığını ifade etti.

Koşullar sağlanmazsa süreç gelgitler yaşar

Öcalan’ın süreçteki rolünü sağlıklı şekilde oynayabilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Demirtaş, şu değerlendirmede bulundu:

"Atılması gereken en acil adım Sayın Öcalan’ın rolünü oynayabileceği statüsünün, imkanlarının ve koşullarının netleşmesidir. Bu adımın atılması uzadıkça süreç gelgitler yaşamaya devam edecektir. Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması yalnızca kendisiyle ilgili bir mesele değil; silahsızlanma kararının uygulanması ve sağlıklı iletişimin kurulması bakımından zorunluluktur."

Devlete, PKK'ye ve muhalefete çağrı

Çözümün çok aktörlü bir süreç olduğuna işaret eden Demirtaş, sorumlulukların taraflara göre farklılaştığını kaydetti. Devletin demokratikleşme ve hukuki güvenceleri tesis etme, PKK'nin ise cesur bir duruşla silahsızlanma adımlarına hız verme sorumluluğu olduğunu belirten Demirtaş; DEM Parti başta olmak üzere tüm muhalefeti de yapıcı ve pozitif bir siyaset dili benimsemeye çağırdı.

Süreç bisiklet sürmeye benzer

Kalıcı barışın ancak toplumsal desteğin ve güvenin yeniden inşasıyla mümkün olabileceğini ifade eden Demirtaş, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

"Çözüm süreci bisiklet sürmeye benzer; ilerlemek ve dengeyi korumak için pedalları çevirmeye devam etmek gerekir. Barışı yalnızca sürecin aktörleri kuramaz, toplumun da barışın öznesi haline gelmesi şarttır. Riskleri beraber göğüsleyelim ki ortaya çıkacak siyasi, ekonomik ve bölgesel kazanımları tüm halklar olarak birlikte toplayabilelim. Sürecin başarısıyla ortaya çıkacak siyasi, ekonomik ve jeostratejik fırsatları Türkiye’nin, tüm Kürtlerin ve Orta Doğu halklarının ortak kazanımına dönüştürebilmenin yolu, bugünden iş birliği zeminleri yaratabilmekten geçer."