Devlet Diyarbakır’da çadır kurdu

Çocuğu kaybolmuş ya da kaçırılmış annelerin çocuklarını bulmak ve annelerine teslim etmek devletin görevidir. Bunun yolu, devlet beslemesi, salya sümük, sanatçı müsveddelerini seferber etmek değildir

Devlet Diyarbakır’da çadır kurdu
Devlet Diyarbakır’da çadır kurdu

Diyarbakır’da HDP il binası önünde çadır kuran devletin siyasal amacı ne olabilir? Siyasi amaç lafını bilerek kullanıyorum. Siyasal amaç kelimesini kullandım çünkü, hiçbir siyasi davranışın tek amaçlı olduğu düşünülemez. Ulaşılacak birden fazla amaç ve bu amaçlara ulaşmanın binlerce yolu olduğu biliniyor. Her siyasi davranışın, kendince gözettiği ideolojik etkiler, her zaman menzile en yakın hedef olarak, akılda tutulmalıdır. Diyarbakır’da HDP il binası önünde çadır açan devlet, hukuktan çok, sanki bir ahlaki ilke ile hareket ettiği algısını yaratıyor. Annelerin mağduriyetini öne çıkarak kendince, ahlaki olarak üstün bir zemin yarattığını düşünüyor.

Oysa ahlaki davranış, niteliklerimizden bağımsız ve onda azade değildir. Devlet yanına hukuku almadan, davranışını salt ahlaki ilkeler üstüne bina edemez. Çünkü devlet arabulucu değildir, devlet hukuk ile donanmış sorun çözücü bir kurumsallıktır. Ahlak sadece sorunların görünür kılmasını emretmez, sorun çözümünü etik olarak hedefler.

Barış için, Kürt meselesinin çözümü için, huzurlu bir normalleşme için, bütünsel bir yöntem önermek yerine, “akıllı bir duyarlılığa” güven duymak ve bir tür “sezgisel eleştiri” ile kırk yıllık bir sorunu, kangrenleşmiş bir meseleyi çözmeyi düşünmek, başta annelerin safiane duyguları olmak üzere, bu sorunun çözümü için yıllardır çabalarını hiç eksik etmeyen ve büyük bir kararlılıkla bu çabalarını sürdüren insanların, akıl ve duygularına hakarettir.

Annelerin çocuklarına kavuşmasını dilemek, önce salt bir duygudur. Annelerin çocuklarıyla buluşmalarına karar vermek, sadece duygu değil, ahlaki ve hukuki bir karardır. Dolayısıyla elinde dağdan inişleri hukuki olarak yasal ve meşru hale getirecek karineler olmadan böyle bir talebi gündemleştirmek, istismar ve kötü niyetli bir arabesk davranıştır. Oysa hepimiz çok iyi biliyoruz ki 2009 yılından kalma bir dağ inişleri projesi, devletin kayıtlı hukuk hafızasında var. Dağdan inişleri yasal hale getirmeden böyle bir yasal dayanağı, niyetinin ve amacının asli hedefi haline getirmeden Diyarbakır’da HDP il binasını ağlama duvarı haline getirmek, Viyana kuşatmasından daha ileri bir anlam taşımaz.

Ahlak ve hukuk annelerin talebini karşılamak gerektiğini söyler. Bu talep mutlaka karşılanmalıdır. Bu talebin ilk ön koşulu bütün annelerin taleplerini hukuki hale getirmektir. Cumartesi anneleri olarak bilinen anneler ile Diyarbakır’da HDP il binası önünde toplanan anneleri aynı talep ve haklar ekseninde birleştirmektir. Her iki grup anne arasında köprü olmaktır.

Çocuğu kaybolmuş ya da kaçırılmış annelerin çocuklarını bulmak ve annelerine teslim etmek devletin görevidir. Bunun yolu, devlet beslemesi, salya sümük, sanatçı müsveddelerini seferber etmek değildir. Bunun yolu, tek yanlı yayın yapan medyayı Diyarbakır sokaklarına salmak değildir. Bunun yolu, ahlaki ve hukuki olarak bir barış planı yapmaktır.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.