Ali Fikri Işık
Author
Akıl sorgulama ve inançlar
Kürtçe’nin kamusal alanda kurumsal olarak daha çok görünür olma projesi, neden sadece ifade edildiği gibi anlaşılmaz da kimi sorunsalların bağlamında ele alınıp, ancak bu yolla bir hükme varılır
Hayatımızın akli sorgulamalara kapalı olan belirli inançlar üzerine kurulu olduğu o kadar açık ki, herhangi bir konuda ileri sürdüğümüz bir düşüncenin sırf bu nedenle sert karşı reaksiyonlarla yüz yüze kalması, adeta kaçamadığımız bir kader haline geliyor. İnançların, akıldan farklı bir düzlemde hareket ettiği gerçeği, bedenle temas eden soğuk su gibi şok etkisi yaratıyor. Oysa bütün inançlarımız keyfi dayanaklar üstüne kuruludur; tıpkı saçımızın ya da gözümüzün rengi gibi, biz onları değil, onlar gelir bizi bulur. Biz onları seçmeyiz, onlar bizi seçer. İçine doğduğumuz verili koşulların mirası olarak olumlayıp inanç mertebesine çıkardığımız her şey aslında sırtımızı her adımda kamburlaştıran yükten başka bir şey değil.
Her inancın dayanaklarını akli sorgulamalar yoluyla, onu herkes için anlaşılır hale getirmek mümkün. Ciddi ve aklı başında insanların yaptığı da budur. İnancın sıcak, ateş gibi yakıcı reaksiyonu yerine, önerilen, ifade edilen ya da tartışma konusu haline gelen olguyu anlamaya çalışmak, inanç saldırganlığını dizginleyecek biricik yoldur.
Prensip olarak aklımıza gelen şey, herkesin aklına gelen ilk şeydir. Herkesin kolayca vakıf olduğunu sandığı şey, her şeyden önce hem derinlikten yoksundur hem de kendi içinde bir yanlışlama önermesi taşımadığı için de değersizdir. Bir zamanlar ünlü bir reklam sloganı vardı: “Ağzı olan konuşuyor…” Ama unutmamak lazım, her konuşma bir başkasına kendimiz hakkında verdiğimiz bir fikri de taşır. Konuşmaların böylesine dolaysız bir hüküm verme etkisi de vardır.
Söz gelimi, Kürtçe’nin kamusal alanda kurumsal olarak daha çok görünür olma projesi, neden sadece ifade edildiği gibi anlaşılmaz da kimi sorunsalların bağlamında ele alınıp, ancak bu yolla bir hükme varılır? Adı üstünde Kürtçe’nin kamusal alanda daha çok görünmesini sağlamak. Mesela bu tanımlama neden Kürt sorunun çözümü yerine el çabukluğuyla ikame edilir? Kürtçe’nin kamusal alanda daha çok görünmesini sağlamak isteyenler, ben dahil, bu çabayı Kürt sorununun çözümü olarak mı formüle ediyoruz? Böyle bir beyanımız var mı? Buradan açıkça beyan ediyorum; bu çabanın böyle bir hedefi yoktur. Bu proje günlük rutin akış içinde, Kürt dilini biraz daha değerli kılmaktan başka hiçbir amaç taşımıyor. Taşıdığı iddia edilse bile, bunun gayretin böyle bir etkisi gücü ve sonucu olmaz. Dolayısıyla sapla samanı neden birbirine karıştırmak isteriz?
Başta Kürt sorunu olmak üzere, bu büyük soruna bağlı diğer tali sorunları da kimin nezdinde gündemleştirmek gerekir? Bu ve benzer sorunların çözümü için kimleri ikna etmek lazım gelir? Diğer bir ifadeyle, bu sorunların çözümü için evvel emirde kimdir muhatabımız? Bir Kürt’ün kendi nezdinde Kürtçe’nin kamusal alanda daha çok görünür olmasını sağlamaya çalışması eşyanın doğasına aykırı değil mi? Kürt’e Kürt propagandası yapmak bana pek akıllıca gelmiyor? Eğer ikna edilmesi lazım gelen unsurlar Kürtler değilse, kiminle ilişkilenmek gerekir?
İkna arayışımızın muhatabı Türkler ve Türklerin siyasi temsilcileri olmak zorundadır. Birincil nedeni, sorunun bir sorun olarak çözümsüz halinden onlar sorumludur, ikincil nedeni de nesnel durum böyle olmasına rağmen, onlar evet demeden, kalıcı bir çözüm bulmak hem çok zordur hem de maliyeti çok yüksektir. Ben yüksek maliyetlerden bıktım usandım. Ömrüm yüksek maliyetlerin bedelini ödemekle geçti ve günün sonunda elimde hiçbir sonuç da yok.
Dahası ve en kırıcı olanı da şu; kim olduğumuz çok iyi biliniyor olmasına rağmen, basit bir ilişki ya da ondan daha basit bir görüşme, sonuç olarak satılmışlıkla itham edilebiliyor. Biriyle belli bir proje ekseninde yapılan görüşmeler, ne zamandan beri iltihak etmek oldu? Ötekiyle kurduğumuz bir temas otomatik olarak bizi ötekinin kölesi yapmaz. Görüşmek demek biat etmek değildir. Görüşmek demek sadece görüşmektir. Görüşmelerin bundan başka da bir anlamı olmaz. Ama anlaşılan bu bile kimilerine göre büyük bir suç. Açıklanması imkansız bir kabahat…
Buradan açıkça deklere ediyorum: Kürtçe’nin kamusal alanda biraz da görünür olması için gözümü hiç kırpmadan gider herkesle görüşürüm. Gider en anti Kürt güçler nezdinde ikna ararım. Bunu yapmamak sorumluluktan kaçmaktır. Bunu yapmamak kabahat ve suçtur. Hayat ne inançlarımızdan ibarettir ne de korunaklı yuvamız da esip gürlememiz bize bir değer ve çözüm katar.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.