Batı’nın gözünden Kürtler

Bugünlerde hangi Batılı aydın, akademisyen, kanat önderi ya da siyasi veya askeri otoriteye, kulak verilirse verilsin, fısıldadıkları ilk cümle, “Kürtlerin bir stratejisi yok” oluyor.

Batı’nın gözünden Kürtler
Batı’nın gözünden Kürtler

Bugünlerde hangi Batılı aydın, akademisyen, kanat önderi ya da siyasi veya askeri otoriteye, kulak verilirse verilsin, fısıldadıkları ilk cümle, “Kürtlerin bir stratejisi yok” oluyor. Bir bütün olarak Batılı entelektüeller bu cümleyle esasında bize ne demek istiyor? Bu cümleden ne anlamamız gerektiğini varsayıyorlar? Daha doğrusu bu ısrarlı vurgudan, Kürtler neler anlamalıdır? Evvel emirde strateji yokluğu ya da yoksunluğu ifadesiyle, bize göstermek istedikleri eksik olgu nedir? Açık ki, strateji meselesinde, Batılı onca otoriteye göre ciddi bir sorunumuz var. İşaret ettikleri bu olgusallık, bu kadar hayatiyse, biz neden şimdiye kadar bu bahiste yoğunlaşmadık? Bizim hallettiğimizi sandığımız mesele, neden onlara göre hala eksik ve yokluk seviyesinde algılanıyor? Mesele terminolojiden kaynaklanan, epistemik bir aykırılık ya da kültürel bir farklılık mı yoksa, rasyonel olarak siyasetin merkezi sorununu ıskalamış olmamız mı? Hangisi?

Batılı toplumların siyasette, ekonomide ve kültürel hayatta kaydettikleri mesafe ve ilerlemelere bakılırsa, bizim strateji kavramına, gereken ilgi ve değeri vermediğimiz kolayca anlaşıyor. Kim bilir belki de strateji kavramından aynı şeyi anlamıyoruz. Strateji denildiğinde aynı anlam dünyasını kastetmediğimiz ortada çünkü eğer aynı şeyden söz ediyor olsaydık, bu kadar şiddetli itirazlarla karşılaşmazdık. Ayrıca Batılı toplumlar, bugün yaşadığımız sorunları geride bırakabilmiş ve bir biçimde söz konusu sorunları çözmüşlerse, söylediklerini ciddiye almaktan başka şansımız da yoktur.

Ayrıca söz konusu söylemin sahipleri, neredeyse hepsi, kendini Kürt dostu olarak ilan ediyor. Kürtler bir stratejiden yoksun diyen zevatlar Kürt düşmanı filan değiller. Yani aslında bu eleştiri, dostlarımızdan gelen bir eleştiri. Dost acı söyler diyen bir atasözü de var.

Stratejinin esasen askeri bir ifade olduğu biliniyor. Kavram olarak strateji, nasıldan daha çok neden sorusuyla ilgilidir. Stratejinin gözü nedenler zincirine dönüktür. Özü itibarıyla bir şeyi neden yaptığımızın temsilciliğini yapar. Kabaca söylemek gerekirse, Kürtler neden kendi temsilleri için bir siyasi statü talebini canlı tutuyorlar? Siyasi statü talebinin meşruluğu, stratejik olarak ulusun birliğini zorunlu koşul olarak öngörür. Birlik meselesi, statü talebinin iç stratejik halkasıdır. Dünyanın desteğini sağlamak, bu stratejinin sahiciliğine bağlı olmasına rağmen, ikinci halkası ise dünya ile uyumlu olmasıdır.

Batı, “Kürtlerin stratejisi yok” dediğinde ben iki şeyi anlıyorum: Birincisi, meşru bir siyasi birliğe sahip değiliz. İkincisi, bütün dünya ile olmasa bile, özellikle Batı toplumuna uyum sağlamak manasında, ciddi belirsizliklerimiz mevcut.

Kanımca burada altı çizilen eksiklik ya da yokluk, batılı değerleri benimsemekle sınırlı değildir. Ortadoğu da Batılı değerler ile barışık yaşayan ulus, hiç kuşkusuz Kürtlerdir. Ama anlaşılan Batılı değerli benimsemek yetmiyor. Elbette Batı için Batılı değerleri benimsemek önemli bir kriterdir. Ama sanırım burada strateji adına talep edilen şey, değerleri benimsemekten öte, siyasi bir partner olmak için kendini elverişli hale getirmektir. Batılı için bir siyasi özne olmaktır. Daha doğrusu, Batılı siyasi iktidarların yürüttüğü siyasetin malzemesi olmaktır.

Kürdistan’ın dört dilime ayrılmış olması çok ciddi bir sorundur. Dört ayrı devletin egemenlik alanında yaşamak yeterince büyük bir sorun değilmiş gibi, Kürt siyasetinin de kendi içinde dilimlenmiş yüzlerce parçaya bölünmüş olması, dış dünya için, sorunu içinden çıkılmaz hale getiriyor. Bölünmüşlük hali, strateji için ciddi bir handikap ve açmazdır. Çünkü her strateji, ancak bir bütünlük halinde, sağlam bir birlik temelinde değerli hale gelebilir. Birliğimiz yoksa stratejik değerimiz de yoktur.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.