Ali Fikri Işık
Author
Koronavirüsün kanıtladığı…
Küreselleşme fikrinin can alıcı odağı “bir şeyken” her şey olabileceğimizi vaaz ediyordu. Her şey olabildik mi? Ya da daha doğru bir ifadeyle, her şey olma imkanı eşit bir fırsat olarak, hayatımıza yansıdı mı? Büyük bir köye dönüştük fikri tuhaf bir yanılsama ya da kötü niyetli bir kandırmaca mı oldu?
Küreselleşme fikrinin can alıcı odağı “bir şeyken” her şey olabileceğimizi vaaz ediyordu. Her şey olabildik mi? Ya da daha doğru bir ifadeyle, her şey olma imkanı eşit bir fırsat olarak, hayatımıza yansıdı mı? Büyük bir köye dönüştük fikri tuhaf bir yanılsama ya da kötü niyetli bir kandırmaca mı oldu? Köy ve köylülük yakınlığıyla iç içe geçmek ve kaynaşmak yerine, daralıp yükselen bir mega kent yalıtılmışlığına mı dönüştü? Öyle sanıyorum, küreselleşme ya da daha dinamik adıyla postmodernizm, kimileri için post’a dönüştü ama daha geniş yığınlar için modernizm öncesi serflik olarak kaldı.
Bu fikri test etmenin pratik bir yolu var. Küreselleşme denilen şey bizim için bugüne kadar ne yapmıştır? Hiç kimse, merak uyandırıcı kimi kuramsal deneyler dışında, bu devasa değişimlerin, insanlığa dayattığı acı verici sonuçları inkar edemez. Tam da bu noktada Küreselleşme bir şeyken çok şeye dönüştüğümüzü ileri sürebilir. Ama aslında bu büyük yalan koca bir yanılsamadan ibarettir çünkü her şey olduğuna inanan bir kimlik, büyüklüğünü ölçecek, kendisini karşılaştıracak hiçbir şeye sahip olmadığı için, bir boşluktan ibaret hale gelir. Benzer şeyi uluslar içinde söylemek mümkün. Bu boyutlarda küreselleşen ulus, egemenliği dahil, kısa bir süre sonra kim olduğuna dair en küçük bir fikri kalmayacaktır. Her şey olmak her şeyden önce bir şeye düşman olmaktır. Bir şey olmanın bütün potansiyelini imha etmektir.
Bir şey olmaya çalışırken, postmodernizm her şey olma vaadiyle, herkesi kocaman bir hiçliğe dönüştürdü. Zaten her şey olmaya çalışan aslında hiçbir şey de olamaz. Bu durum tıpkı aşkta olduğu gibi, birinin her şeyi olmaya çalışırken hiçbir şeyi olamama durumunu doğurması gibi.
Koronavirüs, küreselleşmiş toplumsal ilişkileri, basit bir aşk kıskançlığı gibi, bir anda kuşkular dünyasının huzursuz edici, sarmalına yuvarladı. Küresel toplumsal dinamik, basit, doğal bir virüse yenik düştü. Virüse karşı o kadar zayıf ve ani yakalandı ki tek etkili çözüm olarak hepimizi evlerimize hapsetti. Bu çözümün yanlışlığını tartışmıyorum; anlaşılan o ki elimizde, daha doğrusu kocaman ve her şey muktedir olduğunu ileri süren küreselleşmenin elinde, sokağa çıkma yasağının dışında etkili bir çözüm yok. Ulus ötesi şirketlerin, devasa teknolojinin ve gelişmiş bilimin acizliği, küçük bir mikroorganizma tarafından tescil edildi.
Büyük insanlık ailesinin elindeki tek etkili imkan buysa, elbette bu tablo acı verici olur. Tablo hem acı vericidir hem de iliklerimize kadar düşündürücüdür. Ama şimdilik, bugün için yapılacak başka bir şey yoktur. Küreselleşmenin bir bedeni olsaydı, belki iktidardan çekilmeye zorlanırdı. Çünkü kendi yaratığı sefaletin acılarını hissedememesinin nedeni etsizliğidir. Kim ne derse desin, onun yarattığı bu hissizleşme ve duyuların körleşmesi durumu, maddi manada bir mülkiyet fazlalığından kaynaklanıyor. Kendisine ait bir bedeni yoksa bile, sahip olduğu maddi şeyler, adeta bir tür kalın, yağlı et tabakası gibi etrafını sarmalayarak, onu merhamet duygusundan yalıtır. Ama bizim birer bedenimiz var ve her tür doğal saldırıya açığız. Koruyucu kalkanlardan yoksun olduğumuz için başımıza gelenler hakkında kendimize dair fikirler üretmekten, zorunlu olarak kaçamıyoruz.
Her şey olamadığımızın idrakiyle, ölümlü olduğumuzu, gelip geçici olduğumuzu bir kez daha keşfediyoruz. Hem ölümlüyüz hem de evde oturmaktan başka seçeneğimiz de yoktur. Ölümü ve evi keşfetmek, kim bilir belki de daha huzur verici bir hayatın kapısını aralayabilir.
Ben çok iyimser değilim ama umarım koronavirüs bize insan olduğumuzu kısa zamanda ve büyük bedeller ödetmeden öğretir. Başka türlü yaşamak mümkün, başka hayatlar yaşama potansiyeline sahibiz. Bütün mesele birbirimizi başka bir dünyanın mümkün olduğuna nasıl ikna edeceğimizdir. Tabii ölmeden önce! Şimdilik ölmemenin en garantili yolu evde kalmaktır. Evde kalalım.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.