Duran Kalkan'ın en büyük altı hatası

Duran Kalkan
Duran Kalkan

PKK kurucularından ve liderlerinden biri olan Duran Kalkan, geniş çaplı bir röportajda Kürt siyasi elitini ve toplumunu sarstı. Duran Kalkan, "Son 50 yılda Kürtler ve Kürt kimliği adına yapılan her şey, Abdullah Öcalan'ın düşüncelerine, taleplerine ve başarılarına dayanmaktadır" iddiasında bulunuyor.

Abbas olarak da bilinen Kalkan, tüm Kürt hareketleri ve partileri arasında sadece Kürdistan Demokrat Partisi'nden (KDP) bahsedip, "PKK olmasaydı kuzey, güney ve doğu şimdi nasıl olurdu ve KDP nerede olurdu?" diye soruyor.

Türkiye'deki tüm gazeteciler ve medya çalışanları arasında neden sadece bağımsız internet sitesi MedyaScope'un sahibi Ruşen Çakır'ın Kandil Dağı'na gidebildiğini hala bilmiyoruz. Tüm PKK liderleri ve yetkilileri arasında neden sadece Duran Kalkan'ın seçildiğini de bilmiyoruz. 

Türkiye, resmi ve devlet medyasının onlarla konuşmasına izin vermeyerek, PKK liderlerini henüz tanımadığını mı göstermek istiyor? Sorular en başından beri Ruşen Çakır'a mı yöneltildi ve İstanbul'dan Kandil'e kadar olan uzun yolculuk, Duran Kalkan'ı KDP ve diğer hareketlere karşı yanlış bir yorumla kızdırmak için miydi? Sanmıyorum! 

Nitekim Ruşen Çakır, Duran Kalkan'ın fotoğrafının altına kendi internet sitesinde şöyle yazdı: 

"Burada, Kandil'de tüm cümleler Öcalan ile başlar ve Öcalan ile biter!" 

Anlayan anlar ki bu iyi bir ifade sayılmaz!

Ne bekliyorduk, hatalar nelerdi?

Birincisi inkar: Duran Kalkan, Öcalan'dan sonra PKK'nin en önemli ideolojik figürüdür ve kendisini sosyalist bir düşünür olarak görmektedir. PKK'nin silahları yakmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra Kalkan'ın bir dizi önemli konuya değinmesi ve kendisinin ve yoldaşlarının Türkiye'deki yeni politikasının nasıl olacağını açıklaması bekleniyordu. Ancak o, hemen hemen tüm Kürt milletine saldırdı ve son 50 yılda Kürt özgürlüğü ve Kürtlük adına yapılanların Öcalan'ın işi olduğunu iddia etti. 

Duran Kalkan, verdiği röportajda Öcalan'ın şu sözünü hatırlattı:

"Kürtler için yaptıklarımı ancak zalim tanrılar inkar edebilir."

Peki ya siz? Soru; liderlerin, mücadelecilerin ve diğerlerinin çabalarını inkar etmek büyük bir haksızlık değil mi? Kürt devrimi  ve mücadelesi, Öcalan ve PKK ile mi başladı? Nehri, Barzani, Piran, Seyyid Rıza, İhsan Nuri, Kazı Muhammed, Kasımlo, Nuşirvan, Talabani ve onlarca  lider ile binlerce Peşmerge'nin hiçbir rolü yok mu? Bu nedenle, bence Duran Kalkan'ın bu konuşmadaki en büyük hatası, diğer hareketlerin ve partilerin mücadelesini inkar etmesidir. 

Eski bir söz vardır; ‘’’Canavarlarla savaşan, kendisi de canavar olmamaya dikkat etsin.’’ 

Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürtlere karşı en büyük haksızlığı, onların varlığını inkar etmesidir. Kalkan aynı haksızlığı tekrarlamamalıdır.

İkincisi halk: Kalkan'ın açıklamasının özü, bu aşamada Türk devletinin Öcalan'a özel bir statü ve siyasette resmi olarak çalışma imkanı sağlaması gerektiğidir. Bu meşru bir talep mi? Evet, haklı. Ancak bu talep temel taş ve ilk öncelik haline getirildiğinde ve Kürtlerin meşru haklarına ve halkın durumuna hiç değinilmediğinde yanlış olur.

Üçüncüsü Demirtaş meselesi: Çakır, Duran Kalkan'a Selahaddin Demirtaş'ın akıbeti hakkında zekice bir soru soruyor, Kalkan ise, "Ne dememi bekliyorsunuz?" diye cevap veriyor. "Onu serbest bırakmak daha iyi olmaz mıydı?" sorusuna ise, "Herkesi serbest bırakmak daha iyidir" yanıtını veriyor Kalkan. Burada Kalkan, PKK'nin hala sivil siyasetçilere yol açmak istemediğini dolaylı bir şekilde ortaya koyuyor.

Dördüncüsü öz eleştiri: PKK, sürekli olarak kendini bir "öz eleştiri" hareketi olarak  sunuyor. Tabii ki bu da bir nevi sosyalizmin mirasıdır. Ancak Duran Kalkan, Kürtlere ne kadar saldırsa da PKK'nin hatalarından nedense hiç bahsetmiyor ve Türkiye'yi bile eleştirmiyor!

Beşincisi Kürt milliyetçiliğine hakaret: PKK'nin resmi literatüründe "ilkel milliyetçilik" diye bir kavram var. PKK bu kavramı Kürt tarihinin tüm hareketleri için kullanıyor ve hepsini ilkel olarak görüp, sadece kendisini yeni ve çağdaş olarak kabul ediyor! Ancak  kendisi kimlik ve düşünce olarak milliyetçi değil, sosyalisttir. Bu röportajda Kalkan, KDP'yi ve Kürt hareketlerini "dar görüşlü" olarak tanımlıyor. Evet! PKK hala halay çekmeye hazır değil ve sadece Vals yapmayı seviyor. Tabii ki, tek ve bireysel vals!

Altıncısı PKK olmasaydı: Bu konuşmada Kalkan garip bir soru soruyor; ‘’PKK olmasaydı Kürtler ne yapardı?’’ diye. Açıkçası soru çok yanlış. Çünkü PKK vardı ve bir gerçeklik olarak hem hizmet etti hem de hatalar yaptı. Bu nedenle PKK'siz bir tarihi ve onsuz ne yapacağımızı hayal edemeyiz. Ancak Kalkan, bu bencil soruyu gündeme getirdiği için birçok kişi PKK'nin hoşuna gitmeyecek birçok şeyi dile getirecektir. Örneğin Kalkan şöyle diyebilirdi; ‘’Eğer PKK olmasaydı, Kürt meselesi dünyada bu kadar yaygın ve tanınmış hale gelmezdi.’’ Ancak karşı taraf, PKK olmasaydı Rojava'da Kürdistan Bölgesi gibi bir siyasi yapının kurulmasının zor olmayacağını söyleyebilir. Peki bu şekilde karşı karşıya gelmek Kürtler ve Kürdistan için faydalı mıdır? Kesinlikle hayır! 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.