K24 ÖZEL - Türkiye ve Suriye hangi koşullarda masaya oturabilir?

ORSAM’dan Oytun Orhan, Suriye ile Türkiye’nin çözmesi gereken sorunları olduğunu, akademisyen Mehmet Yuva ise, “Türkiye’nin desteklediği silahlı grupların akıbeti ve geleceğiyle ilgili ciddi konuşmalar ve tartışmalar var. Bu konuşma ve tartışmalar henüz bir nihayete ermiş değil” dedi.

ANKARA (K24)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşmeye olumlu yaklaşan son açıklamalarının ardından iki taraf arasındaki görüşmelerin nasıl olacağına dair tartışmalar sürüyor.

Erdoğan, Prag'daki Avrupa Siyasi Topluluğu'nun ilk toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında bir gazetecinin “Suriye Devlet Başkanı ile bir görüşmeniz olması mümkün mü?" sorusu üzerine, "Şu an itibarıyla böyle bir şey tabii söz konusu değil. Ama mümkün değildir gibi bir ifadeyi kullanmam da… alışılmış bir siyasetçi değilim. Dolayısıyla bir vakti, saati geldiğinde biz Suriye'nin Başkanı ile de görüşme yoluna gidebiliriz" yanıtını vermişti.

Bu arada Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan'ın da son haftalarda Suriyeli mevkidaşı Ali Memluk ile çok sayıda görüşme gerçekleştirdiği de geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı.

ORHAN: RUSYA, HER GÖRÜŞMEDE ‘ESAD YÖNETİMİYLE GÖRÜŞÜN’ DİYOR

Konuyla ilgili K24’ün sorularına yanıt veren ORSAM Ortadoğu Araştırmaları Uzmanı Oytun Orhan, “Türk kamuoyunda Esad ile görüşme seçeneği uzun zamandır konuşuluyor” diyerek, şunları belirtti:

“Özellikle hükümete muhalif kesimler Türkiye’nin Şam yönetimi ile acil görüşerek hem Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü hem de YPG ile mücadele konusunda Ankara ile Şam arasında bir işbirliği yapması seçeneğini çok sıkça dillendiriyor. Bunun yanı sıra Rusya’nın bu konuda Türkiye üzerine çok ciddi bir baskısı var. Putin ile Erdoğan arasında gerçekleşen tüm görüşmelerde Rus tarafı Türkiye’ye Şam hükümeti ile doğrudan görüşmelere başlaması ve YPG konusunu askeri müdahalelerden ziyade Şam ile işbirliği yoluyla çözmesini telkin etmeye çalışıyor.”

“BAŞLAYAN SÜREÇLER SONUÇSUZ KALMIŞTI”

“Hem sahada bir ilerleme söz konusu değil hem de siyasi çözüm konusunda bir tıkanmışlık var” diyen Orhan, “Bütün bu faktörlere bağlı olarak tabi Türkiye’de Türk hükümeti Şam’la görüşme konusunda bir girişim başlatmış durumda. Esasında iki devletin istihbarat kurumları arasında geçmişte başlayan bir süreç vardı ancak bu görüşmeler sonuçsuz kalmıştı. Son olarak Soçi’de gerçekleşen Putin-Erdoğan görüşmesinden sonra iki ülke arasındaki istihbarat düzeyindeki görüşmeler yeniden başladı. Bunun da ötesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun açıklamaları iki ülke arasında dışişleri ve daha üst seviyelerde görüşme olabilir mi beklentisini yarattı” dedi.

Orhan, “Ama bütün bu karşılıklı iyi niyetlere ve iki ülke arasında YPG ile mücadele konusunda ortak bir çıkar olmasına rağmen doğrudan görüşmeler konusunda biraz temkinli olmak gerekiyor” diyerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Çünkü iki ülkenin de halen çözmesi son derece zor sorunlarla karşı karşıya olduklarını görüyoruz. Bu tür görüşmelerde Suriye’nin Türkiye’den ilk talebi Türkiye’nin Suriye’den askerlerini tamamen geri çekmesi ve Suriye muhalefetine desteğini sonlandırması oluyor. Ama Türkiye’nin bu noktada böyle bir adım atabilmesi mümkün değil. Türkiye bu meseleyi daha sonraki aşamalarda çözmeyi, şu anda birlikte YPG ile mücadeleye odaklanılmasını talep ediyor. Şam ilk terörist olarak Suriye muhalefeti yani Türkiye’nin desteklediği grupları görüyor ve bunun öncelikle çözülmesini istiyor. Türkiye de öncelikli konu olarak YPG’yi görüyor. Bu görüş farklılığı iki tarafın bir araya gelmesinde ciddi bir engel gibi gözüküyor.”

“TÜRKİYE, SURİYE İLE BU TÜR GÖRÜŞMELERE AÇIK OLDUĞU MESAJINI VERMEK İSTİYOR”

Türkiye’deki seçim sürecine de dikkat çeken Oytun Orhan, şunları kaydetti:

“Bu seçim süreci öncesinde özellikle Türkiye’deki Suriyelilerin varlığı ciddi bir tartışma konusu. Hükümet de bu konuda ön alıcı müdahalede bulunmak ve muhalefetin elindeki mülteci kozunu elinden almak için Suriye ile bu tür görüşmelere açık olduğu mesajını vermek istiyor. Bu şekilde hem Rus tarafına hem de uluslararası kamuoyuna sorunun kendisinde olmadığını gösterme çabası içerisinde. Ama çok kısa vadede Ortadoğu’daki diğer ülkelerle olan normalleşme süreci gibi bir sürecin yaşanması çok zor gözüküyor. İstihbarat düzeyindeki görüşmelerden sonra Lavrov, Çavuşoğlu ve Mikdad üçlüsünün bir araya gelmesi konusunda çalışmalar planlanıyor.”

YUVA: SURİYE İLE NORMALLEŞMEYE GİDİLİYOR

K24’e konuşan Şam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yuva ise “Özellikle Sudi Arabistan gibi, BAE Bahreyn gibi ülkelerin yeniden Şam ile diplomatik ilişkiler kurma arzusu, başta Almanya olmak üzere Batı Avrupa’nın Suriye’ye heyetler göndermesi ve Suriye ile görüşmeleri tekrar başlatmak istemesi, Arap liginin Suriye’yi tekrar Arap ligine almak istemesi konusundaki telkinleri, Türkiye’nin de Suriye meselesinin halledilmesi için yavaş yavaş bu yönde adımlar atıldığını gösteriyor” dedi.

“Türkiye iktisadi menfaati için ve Avrupa siyasetine etkide bulunmak için mülteci meselesini kullanıyor” diyen Yuva, sözlerine şöyle devam etti:

“Ama bu durum Türkiye’de bugün ciddi bir sosyal ve ekonomik krize dönmüş durumda. Bunu, mültecilerin geldiği ülkelerin idareleri, mahalli yönetimleri ya da merkezi devletiyle görüşmeden halledebilmeniz mümkün değil. Hükümetin ilk başlarda ortaya attığı ‘sınır bölgelerinde geçici konutlar inşa edelim, yeni yerleşim birimleri inşa edelim’ zihniyeti bana İsrail’in Golan Tepeleri’nde tatbik ettiği zihniyeti hatırlatmaktadır. O bölgelere yeni yerleşim yerleri kurabilmeniz için o bölgelerin demografik yapısını değiştirmek zorundasınız. O bölgelerde yaşayan insanları evlerinden bağlarından koparıp başka yerlere zorla ikame ettirmek zorundasınız.”

“HİÇ KİMSE TAHRİP OLMUŞ BİR ÜLKEYE GİTMEZ”

Prof. Dr. Yuva, “Zira bugün 1 milyon mültecinin ülkelerine gönderilmesi konusunda hükümetin açıklamaları var” diyerek, şunları kaydetti:

“Eğer bu 1 milyon insan sadece Türkiye’nin belirttiği sınır bölgesindeki yerlerde tampon bölgeye yerleştirilecekse mülteci meselesini bu şekilde çözemezsiniz. İki sebepten dolayı çözemezsiniz. Çünkü mültecinin gideceği Suriye tahrip olmuş bir ülke; su, buğday ve gıda sıkıntısı çeken, işsizlik sorununun hat safhaya ulaştığı bir Suriye ve şehirleri tahrip edilmiş bir Suriye’ye dönecekler. Hiç kimse ne siz ne biz böyle bir coğrafyaya bu koşullara gitmek istemeyiz, çocuklarını böyle bir bölgeye götürmek istemeyiz. Eğer biz gerçekten mülteci meselesini çözmekten yanaysak ve bunun toplumsal, ekonomik ve sosyal olarak bize yük olmasını istemiyorsak o zaman yapılacak husus merkezi devletle görüşmektir ve herkesin geldiği yere dönmesini sağlamaktır. Bunu yapmak için de siyasi-diplomatik ilişkilerin tesis edilmesi, Türkiye’nin yeniden Suriye’nin kalkınmasında ve inşasında elini taşın altına koyması elzemdir. İnsanların döneceği yerde işe aşa ve güvenliğe ihtiyaçları vardır. Bunların olmadığı bir bölgeye kimse gitmez. Belki mültecilerin bir bölümü Türkiye’deki pahalılıktan ve yaşanan saldırılardan dolayı geri dönebilir. Ama 4 milyondan fazla bir mülteci sayısından bahsediyoruz. Bu sayının yüzde 85’i gibi ezici çoğunluğu bu koşullarda Türkiye’yi terk ederek Suriye’ye gitmez.”

“KÜRTLERİN HAKLARI İHMAL EDİLDİ”

Öte yandan, “Irak, Arap Dünyası yani Suriye, İran ve Türkiye gibi ülkelerde sürekli dillendirilen ve gerçekte de aslında var olan bir mesele var” diyen Yuva, şöyle konuştu:

“Yani uzun yıllar Kürtlerin dillerini konuşamaması, kendilerine yönelik hakaret ve söylemlerin olması Türkiye’deki maalesef birçok Amerikancı hükümetin Kürtlere haklarını vermek yerine bunları sürekli ihmal eden, daha çok sorunların üzerine benzin döken söylem ve eylemlerde bulunmuş olması, Türkiye’de toplumu da milleti de ayrıştıran birliğimizi düzenimizi bozan siyasetler olmuştur. Aynı durum diğer ülkeler için de geçerlidir. Ve bu durumdan mustarip olan güçler farklı girişimler içinde oldu. Örneğin YPG Amerika’nın da desteğiyle Suriye’de mahalli idareler, özerk yapılar kurdu. Ama bugün geldiğimiz noktada maalesef YPG hem kendi bölgesine yakın devletlere hem de kendi bölgesindeki halklara, hatta Kuzey Suriye’de kendisi dışında hiçbir Kürt yapılanmaya izin vermemektedir. Ve bugün Kürt Bölgesine yakın partilerin bile faaliyetlerini yasaklamıştır.”

Yuva, “Şu anda Suriye’de içinden çıkılmaz bir durum vardır. Türkiye Suriye’deki sorunun çözülmesi için Başta Sayın Barzani ve Kürt Bölgesel yönetimi, Bağdat ve Şam hükümetiyle hareket ederek bu sorunu çözmesi yönünde bir adımın atıldığını görüyoruz. Bu adımın da Türkiye-Suriye yakınlaşmasını getireceğini söylemek mümkün” dedi.

Ayrıca, “Türkiye mültecilerin güvenli olarak yurtlarına dönmesi için Şam hükümetinin sorumluluklarını hatırlatmaktadır” diyen Prof. Dr. Yuva, şunları belirtti:

“Türkiye kendisinin desteklediği Suriye’deki muhalifler ile Şam hükümetinin bir araya gelmesini istemektedir. Bir anayasal düzenin sağlandıktan sonra bir seçime gidilmesi ve seçim sonucunda seçilen kişi ile devam edilmesini talep ediyor. Özellikle YPG ve PKK’ye karşı birlikte hareket etmenin zorunluluğu konusunda ortaklık teklif yapmakta. Suriye tarafı da şu ana kadar resmi olarak Türkiye’nin Suriye topraklarında olmasını illegal olarak görüyor ve Türkiye’nin bir an önce buradan çıkması gerektiğini dile getiriyor. Türkiye’yi işgalci bir kuvvet olarak görüyor. Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ın son günlerde yaptığı açıklamalarda, ilk kez Suriye tarafı resmi olarak Türkiye ile masaya şartsız koşulsuz oturmaya hazır oldukları, Türk askerinin Suriye’den çekilmesi için Suriye tarafına bir takvimin verilmesi gerektiği, hangi koşullarda ve ne zaman bu askerlerin çekileceği ve Türkiye’nin desteklediği silahlı güçlerin (akıbetinin) ne olacağı merak ediliyor. Bu konuyla ilgili olarak iki ülkenin istihbarat örgütü başkanının masasında özellikle Türkiye’nin desteklediği silahlı grupların akıbeti ve geleceğiyle ilgili ciddi konuşmalar ve tartışmalar var. Bu konuşma ve tartışmalar henüz bir nihayete ermiş değil.”

Yuva, söz konusu değerlendirmesinde “Ama en son Belarus’ta bir araya gelen Suriye Türkiye diplomatik teknik yetkilileri hem de istihbarat yetkilileri en son aldığımız saha kaynaklarına binaen bu görüşme Minsk’te gerçekleşmiş” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti:

“Bu görüşmede Türkiye’nin desteklediği grupların nasıl silah bırakacağı, silah bırakacak olan örgütlerin siyasete ve yeni anayasal sürece katılıp katılmayacakları ile ilgili bir çerçeve hazırlanıyor. Öte yandan bu toplantıda esas itibariyle Türkiye’nin Suriye’nin savaşında sebep olduğu büyük tahribatın ekonomik olarak nasıl iyileştirilmesi gerektiği yönünde Suriye tarafının Türkiye’den beklenti ve talepleri var.”