Ezidilerin kadim bayramı "Çilê Havînê"

Kürdistan Bölgesi’ndeki Laleş Tapınağı ve Ezidi yerleşim birimleri, dünyanın en köklü ve kadim ruhani törenlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Sabır, ruhsal arınma ve şükranın sembolü olan “Çilê Havînê” (Yaz Kırkı) Bayramı, yılın en sıcak günlerinde gerçekleştirilen 40 günlük zorlu bir oruç döneminin ardından bu yıl da büyük bir coşkuyla kutlandı.

Ezidi inancında doğa ve mevsimler kutsal bir yere sahiptir. Yaz mevsiminin en kavurucu dönemini kapsayan ilk 40 gün, manevi bir disiplin süreci olarak kabul edilir. Başta Baba Şeyh olmak üzere dini liderler ve bilgeler, nefsi terbiye etmek ve Yaradan’a yakınlaşmak amacıyla bu süreyi oruç ve dua ile geçirirler.

25 Haziran’da başlayan ve 1 Ağustos’ta sona eren bu oruç döneminde Ezidiler, şafak vaktinden gün batımına kadar yeme ve içmeden uzak durarak kendilerini ibadete adarlar. Ziyaretgahlarda itikafa çekilen din görevlileri, dünyevi işlerden uzaklaşarak barış ve selamet için dualar ederler.

Laliş Tapınağı’nda görkemli tören: Tef ve ney sesleri

Oruç döneminin tamamlanmasıyla birlikte, 2 Ağustos’ta görkemli törenler düzenleniyor. Ezidilerin dünya genelindeki manevi merkezi olan Laleş Tapınağı; Kürdistan Bölgesi, Irak ve dünyanın dört bir yanından gelen binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Geleneksel beyaz giysiler içindeki ziyaretçiler, tapınağa akın ediyorlar.

Ezidi inancının simgelerinden olan tef ve ney ruhu dinlendiren melodileri eşliğinde dini ezgiler seslendiriliyor. Dini liderlerin Tanrı’yı ve melekleri öven kasideleri yankılanırken, ziyaretçiler birlik ve kardeşliği simgeleyen halkalar oluşturuyorlar.

Sosyal dayanışma ve barış mesajı

"Yaz Kırkı" sadece dini bir merasim olmanın ötesinde, güçlü bir sosyal dayanışma örneği sergiliyor. Törenlerin ardından aileler birbirini ziyaret ederek bayramlaşırken, Laleş Tapınağı’nın avlusunda ve evlerde kurulan sofralar; zengin-fakir, yolcu-yerli ayrımı yapılmaksızın herkese açılıyor.

Ezidi toplumu, özellikle son yıllarda yaşadığı ağır acılara ve trajedilere rağmen, bu kadim geleneği kültürel bir direniş ve kimlik savunması olarak yaşatmaya devam ediyor. Kürdistan Bölgesi yetkilileri ve uluslararası kuruluşlar da yayımladıkları mesajlarla Ezidilerin haklarının korunması ve tarihi kimliklerinin yaşatılması gerektiğinin altını çiziyor.