Enerji krizi Tokyo'yu nükleer enerjiye yönelmeye zorluyor
Orta Doğu petrolünün en büyük alıcılarından biri olan Japonya, İran-ABD savaşı nedeniyle yüksek alarm durumuna geçti. 1970’li yıllardaki enerji krizlerinden ders çıkaran Tokyo, devasa stratejik rezervleri sayesinde ekonomik bir şoku engellemeye çalışıyor.
Petrol ihtiyacının yaklaşık %94’ünü Hürmüz Boğazı üzerinden ithal eden Japonya için bölgedeki savaş, enerji güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit anlamına geliyor. Tokyo hükümeti, sahip olduğu devasa petrol rezervlerinin önümüzdeki yıla kadar ülkenin ihtiyacını karşılayabileceğini açıklarken, bir yandan da alternatif enerji kaynakları için çalışmalarını yoğunlaştırdı.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, enerji fiyatlarını savaş öncesi seviyelerde tutabilmek adına gaz sektörüne yönelik mali destekleri içeren bir dizi acil önlemi hayata geçirdi. Japonya’nın daha önce aldığı "kömür kullanımına devam etme" ve "eski rafinerileri kapatmama" kararları, mevcut krizde ülkenin enerji güvenliği için en güçlü kozlarından biri haline geldi.
Hükümetin hazırlıklarına rağmen, savaşın etkileri sanayi üretiminde hissedilmeye başlandı. Dünyanın en büyük sıhhi tesisat üreticilerinden biri olan Japon devi Toto, "nafta" maddesi tedarikinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle sipariş alımını durdurdu.
Bu gelişme, şirketin borsadaki hisselerinde sert düşüşe yol açtı. Ayrıca, cerrahi eldivenler başta olmak üzere bazı tıbbi malzemelerin stoklarında sıkıntı yaşanabileceği uyarısı yapıldı.
Siyasi alanda ise bu kriz, Japonya’nın nükleer enerji santrallerini genişletme planlarını yeniden gündeme taşıdı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik ablukada Washington’a daha fazla destek vermesi için Tokyo’ya baskı yaptığı belirtiliyor.
Japonya yönetimi ise bir yandan Washington ile müttefiklik ilişkilerini sürdürmeyi, diğer yandan Hürmüz Boğazı’ndaki çıkarlarını koruyarak ekonomisini büyük bir çöküşten kurtarmayı hedefliyor.