Ezidi Temsilcisi Nadya Murad, New York Times’a yazdı: Ezidi dini yok olmanın eşiğindedir

DAİŞ tarafından kaçırılıp köleleştirildikten sonra terör örgütünün elinden kurtulmayı başaran ve BM İyi Niyet Elçiliği görevine getirilen Nadya Murad, The New York Times Gazetesi’ne yazdı.

Haber Merkezi

DAİŞ tarafından kaçırılıp köleleştirildikten sonra terör örgütünün elinden kurtulmayı başaran ve BM İyi Niyet Elçiliği görevine getirilen Ezidi kadın Nadya Murad, The New York Times Gazetesi’ne yazdı. Murad, yazısında DAİŞ esareti sırasında yaşanaların yanı sıra taık olduğu olayları anlatarak, uluslararası topluma "Ezidi dini yok olmanın eşiğindedir" uyarısında bulundu.

Kendisinin ve diğer Ezidi kadınların DAİŞ tarafından kaçırıldıktan sonra yaşadığı travmayı kaleme alan Nadya Murad’ın makalesi şöyle;

“Üç yıl önce, DAİŞ tarafından kaçırılan ve köle olarak satılan binlerce Ezidi kadından biriydim. Kaçmadan önce birçok militan tarafından tecavüze, işkenceye ve aşağılamaya maruz kaldım. Fakat birçok Ezidi’den daha şanslıydım, çünkü birçoğunun durumu benimkinden daha kötü ve uzun geçti. Hala kayıp olan ve öldürülmüş birçok kişi var.

Kaçtıktan sonra, DAİŞ’in acımasızlığını dünyaya anlatmanın görevim olduğunu düşündüm. Ezidi kadınları kitlesel cinayet, tecavüz ve köleleştirmeye maruz kalmasını anlatarak Ezidi soykırımına dikkat çekilmesini umuyordum. Dünyanın dört bir yanında sempati ve dayanışma gördük. Ancak şu an gerçekten ihtiyacımız olan şey, adaleti sağlamak ve topraklarımıza dönmek için somut bir adımdır.

3 Ağustos 2014’te DAİŞ, sayıları 400 bin ila 500 bin arasında olduğu tahmin edilen Ezidileri yok etmek amacıyla Şengal bölgesini işgal etti. Dinimiz eski Mezopotamya’ya kadar uzanır ve İslamiyet öncesi adetleri korur. Bu nedenle DAİŞ, bizi kitapsız paganlar olarak adlandırıp cinayetlerini meşru kılmak için bu iftirayı kullandı. Ezidilerin çoğunluğu ilk başta Irak’ın kuzeybatısındaki dağlara, ardından Kürdistan’a kaçtı.

Şengal’e yaklaşık 15 km uzaklıktaki 1.800 nüfuslu köyüm olan Koço, DAİŞ’in eline düşmeden önce yaklaşık iki hafta kuşatma altındaydı. Militanlar, bir okulun arkasında 300’den fazla insanı sıraya dizdi ve onları öldürdü. Cesetleri sulama hendeklerine gömüldü. Gömülenlerin arasında altı erkek kardeşim vardı.

Militanlar daha sonra kadın ve erkekleri Şengal ve Solak’a yakın bir kasabaya götürdü. 61 yaşındaki annem Şami ve diğer yaşlı kadınlar öldürüldü. Kendim de dahil olmak üzere genç kadınlar, Irak ve Suriye’de köle pazarlarına götürüldü. Yeğenlerimden biri olan 11 yaşındaki Malik de dahil olmak üzere çocuklar, terörist gruba katılmak zorunda kalmış ve beyinlerini yıkamışlar.

3 yıl sonra, Malik DAİŞ kalıntılarıyla annesine kendi ideolojisine inanması için çağrı yapıyordu.

Binlerce Ezidi kayıp durumundayken yüz binlerce kişi de mülteci kamplarında sıkışmış durumda. İş ve eğitim için fırsat az ve genellikle yiyecek-giyecek yardımlarına mecbur kalıyorlar.

Yine, şanslıydım. Ben 1100 kadın arasındaydım ve çocuklar Baden-Württemberg’in güneybatı eyaletinde kurulmuş bir programla Almanya’ya taşındı. Kanada ve Avustralya, DAİŞ’in vahşiliğinden sağ kurtulan yüzlerce Ezidi ve onların ailelerini kabul etti.

Fakat Kürdistan’ın mülteci kamplarında ve dünyanın herhangi bir yerindeki Ezidiler vatanlarını ve ailelerini kaybetme acısıyla yaşıyor. Suçluların kaçmasıyla beraber gittikçe artan hayal kırıklığıyla yaşıyoruz ve Ezidi dini yok olmanın eşiğindedir.

Yine de bir gün Şengal’e geri döneceğimizden, ailelerimizi yeniden kuracağımızdan, dinimizi özgürce yaşayacağımızdan ve tecavüzcülerimizi adaletin önüne çıkaracağımızdan eminiz.

Bu umut, bizi DAİŞ’in istismarına benzer bir şekilde acı verici ve özel bir şey hakkında halka açık bir şekilde konuşturmaya yönlendirdi. Biz olanları anlatarak acılarımızı paylaştık ve çevremizdeki insanlar tarafından sert bir şekilde yargılanma riskiyle karşı karşıyayız.

Bir Ezidi’den korkunç tanıklığı tekrar etmesini isterken, lütfen “seks köleleri” ifadesini bizi nitelendirmek için kullanmayın. Biz kurtulduk.

Son 3 yılda dünya, Ezidilere destek verdi. Ancak, artık kurtarılanların kişisel hikayelerinden uzaklaşmalı ve yerinden olmuş Ezidilerin evlerine dönebilmesi için pratik adımları atılmalı. Bu suçlardan sorumlu DAİŞ militanları yargılamaya yönelik adımlar atılmalı ve Irak’ta Ezidi bölgelerini yeniden yapılandırmaya dönmeliyiz.

Avukatım Amal Clooney ve Ezidi hakları konusunda uluslararası bir organizasyon olan Yazda, Birleşmiş Millletler’de davamı savunmak, Irak hükümetine baskı yapmak ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmamda bana yardımcı oldu. Eylül ayında BM Güvenlik Konseyi, nihayetinde bu suçlarla ilgili uluslararası bir soruşturma açılması yönünde bir karar aldı. Umarız, bu inceleme ekibi yakında devreye girer ve Irak’ta bulunan DAİŞ kurbanlarından oluşan 94 mezar da dahil olmak üzere DAİŞ’in suçlarıyla ilgili gecikmiş soruşturmayı gerçekleştirir.

Soykırım hakkında kanıt toplamaya devam ediyoruz ve daha fazla dava açabilmek için savcılarla birlikte çalışıyoruz. Bize yardımcı olan avukatlar çok az kaynak ve gönüllüyle çalışıyor.

Irak’ın Ezidi bölgelerindeki koşullar kasvetli olmaya devam ediyor. DAİŞ tarafından yerleştirilen mayın ev yapımı bombalar bölgeyi tahrip ediyor. Şengal bölgesindeki binaların ezici çoğunluğu yok edildi; sıhhi tesisat, elektrik ve su gibi temel hizmetler eksik. Bölgeye ulaşım hem insani kuruluşlar hem de geri dönmek isteyen Ezidiler için son derece zor.

Fransa'nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a, Şengal bölgesini kurtarmaya söz verdiği için minnettarız ve Fransız hükümeti ile birlikte, Şengal’i yeniden inşa etmek için bir güven fonu olan Şengal Eylem Fonu'nu başlatmaya çalışıyoruz. Ancak daha fazla yardıma ihtiyacımız var. Hükümetleri, uluslararası kuruluşları, özel kuruluşları ve bireyleri Şengal Eylem Fonu'na katkıda bulunmaya, eve dönmemize ve hayatlarımızı yeniden inşa etmemize destek olmaya çağırıyorum.

Bir gün, evlenmek ve çocuk sahibi olmak istiyorum. Şahsen ve sessizce, tecavüz travmasıyla uğraşmak zorunda kalacağım. Çoğu Ezidi kadın gibi, adalet sağlamak ve soykırımdan kurtulan kişileri desteklemek için elimden gelen hikâyemi tekrar etmeye hazırım.

Birkaç ay önce, BM’de halkımın durumu hakkında konuştuktan sonra genç bir Afrikalı kadın bana yaklaştı. Boko Haram militanları tarafından kaçırılıp tecavüze uğramıştı. Anında birbirimizi kurtulan iki kadın olarak tanıdık ve bir bağ kurduk. Kaçışımdan bu yana kadınların Ruanda'dan Bosna'ya, Suriye'den Myanmar'a kadar ne sıklıkta savaş kurbanı olduklarını öğrendim. Ezidi kadınları artık tecavüzden ve köleleştirmeden kurtulanlar olarak oluşan geniş bir ağa mensuptur.

Mağduriyetimizi vurgulamaktan ziyade, diğer kadınlarla olan bağlantı yaşamlarımızı geri almamıza ve halkımızın geleceği için savaşmamıza imkân tanır. Bu cesur kadınlar gibi, kurtulanlar kurbanlardan daha fazla. Biz aktivistiz ve empatiden daha fazlasına ihtiyacımız var.”