K24 ÖZEL - İstanbul’u terkedip Mardin’e yerleşen sanatçı
Seramik sanatçısı Barış Gün, bir gün “İstanbul’da hayattan bihaber olma halinden, steril ve içi boş kültür-sanat ortamında sıkıldım” der ve Mardin’e yerleşmeye karar verir.
Emin Bozan
Seramik sanatçısı Barış Gün, bir gün “İstanbul’da hayattan bihaber olma halinden, steril ve içi boş kültür-sanat ortamında sıkıldım” der ve Mardin’e yerleşmeye karar verir.
K24’e konuşan Gün, lisede teknik çizim ve sanat tarihi ağırlıklı bir eğitim aldığını belirterek, şunları söyledi:
“Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne girdim. Üniversite’nin son yılında bir atölye açtım fakat gerçek anlamda üretime dair kariyerim 2014’te tam zamanlı kendi atölyem olan “barbo // work+shop”u kurarak başladı.”
Çalışmalarında Ortadoğu kültürüne dair motifler, inançlar ve geometriden pek çok şey barındıran Barış Gün, “Genelde bu motifleri grafikleştirerek, geleneksel görünümden uzaklaştırıyorum” ifadelerini kullandı.
Seramiğe ilgisinin aslında daha küçük yaşlarda başladığını daha sonra anladığını vurgulayan Gün, sözlerini şöyle sürdürdü.
“Birkaç sene önce küçükken çizdiğim bir şeyi buldum. Kareli deftere yanyana 3 kilim motifi renklendirmiş ve bir notla anneme hediye etmişim. Motiflerle çalışan biri olarak küçükken bunu yaptığımı görmek beni oldukça şaşırtmıştı. Hiçbir zaman boş beyaz kağıda soyut çizimler yapan biri olmadım.”

MARDİN’E GELME FİKRİ
2013’te Tasarım Vakfı ile Mardin, Antep ve Bursa’da tasarım atölyeleri organize etmeye başladıklarını ifade eden Barış Gün “Midyat ve Mardin’de kaldığım dönem bende kafa karışıklığı ve sorgulamalar başladı” dedi ve ekledi:
“İstanbul’da hayattan bihaber olma halinden rahatsızdım. Steril ve içi boş kültür sanat ortamı daha da gözüme batmaya başladı. Bir işe yarayamama hali ne işe yarayabilirim üzerine düşünmeme sebep oldu.”
Barış Gün, yerinden edilmeler ve becerileri arasında bir ilişki gördüğünü ve bunun kendisini yerinde bir deneme yapmaya karar aşamasına getirdiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Seramik en ilkel haliyle topraktan aldığını toprakta pişirerek kişiye barınma ve beslenme imkanı veriyor. Toprakla barınacağınız evin tuğlasını yapabilir, beslenmeniz için güveç, tabak, bardak, kaşık yapabilirsiniz. Bu bilgiyle eviniz bir değil elli defa yıkılsa da her seferinde yeniden inşa edebilirsiniz.
Önce kendim öğrenmeli sonra bu bilgiyi paylaşmalıydım ve bunun için yerinde deneme yapmam şarttı. İlk adım aslında bu hayalle başladı.”
Barış Gün bir süre “Nerede yaşayabilirim?” diye düşünürken, Mardin’e gelme kararının nasıl şekillendiğini şöyle ifade etti:
“Son yıllarda yaşananlar da üstüne eklenince rotam belli oldu. Mardin’i seçme sebebim beklenenin aksine hiç mistik ya da büyülü bir yer olduğu için değil. Yerleşmeden önce bir yıl boyunca Mardin Müzesi’ne gidip geldim, güzel arkadaşlıklar kurdum, beni sadeleştirebileceğini gördüm, tüketim kısmını azaltıp daha fazla üretim odaklı yaşamama imkan sağlayacağını farkettim ve yerleştim.”
Gün, bahsettiği hayalini henüz gerçekleştiremediğini ve kendisinin de yavaşlığa alıştığını belirterek, Mardin’de ilk yılını şöyle değerlendirdi:
“Belki ilk yılım olduğu içindir bilemiyorum ama benim için çok sosyal ve bilgi dolu geçti. Üretim anlamında verimsiz geçmesine rağmen öğrendiklerimin çalışmalarıma mutlaka bir yansıması olacağına inanıyorum. İkinci yılımın üretim odaklı olmasını umuyorum.”
GÜNÜMÜZ MEZOPOTAMYA’SI
Ortadoğu kültürüne dair semboller ve tarihinin ilgisini çektiğini vurgulayan Barış Gün, şöyle konuştu:
“Mimariden takıya, ev gereçlerinden iç mekanlarına, estetik anlamda çeşitliliğine hayran kaldığım bir coğrafya. Sonsuz bilgi akışının, üretkenliğin, her alanda bolluğun doğduğu bir yer ama Mezopotamya’ya sadece ‘kültürel miras’ olarak bakmamak lazım. ‘Miras’ olarak görülen herşey burada gündelik yaşamın bir parçası. Kitaplardan kurtulup bunun bir parçası olmak, günümüz Mezopotamya’sını deneyimlemek ve üretmek bambaşka bir şey.”
ERBİL’E GİDECEK
Kürdistan ve Irak ve İran’ın ilgisini çektiğini belirten seramik sanatçısı Gün, şunları kaydetti:
“Birkaç aydır Erbil uçak biletlerine bakıyorum, çok pahalı olmasaydı çoktan oradaydım. Bir arkadaşım Süleymaniye’yi pek sevdiği için benim de ilgimi çekmeye başladı, imkanım olursa mutlaka Duhok, Erbil, Süleymaniye’ye gideceğim.
Ninem Tebriz’den İzmir’e kaçırılmış, o yüzden Tebriz’i ve diğer şehirleri çok merak ediyorum. Bir de Ziad Rahbani konserine denk gelecek şekilde Beyrut’a gitmek istiyorum.”