K24 ÖZEL - İdlib gerginliği: Türkiye - Rusya ilişkilerinde yeni rota mı?
Suriye’nin İdlib kentinde yaşanan gelişmelerin ardından Şam ile Ankara arasındaki gerginliği değerlendiren uzmanlar,
ANKARA (K24)
Suriye’nin İdlib kentinde yaşanan gelişmelerin ardından Şam ile Ankara arasındaki gerginliği değerlendiren uzmanlar, çatışmaların şiddetinin artmayacağını belirterek, Türkiye’nin Rusya yerine ABD’ye yakınlaşmak istediğini vurguladı.
Önceki gün Suriye’nin İdlib kentinde rejim askerleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurları arasında yaşanan çatışmada 7 asker ve 1 sivil hayatını kaybetmişti. Çatışma nedeniyle Türk ve Rus unsurlarının Rojava’nın Kobani kenti bölgesinde yapacağı devriye süresiz iptal edilmişti.
Bu çatışma Ankara ile Şam arasında gerginliğe neden olurken, konuyla ilgili ABD ve Rusya’dan da art arda açıklamalar yapıldı.
Söz konusu çatışmanın yaratacağı etkilerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Musa Özuğurlu, Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden gazetecilerden biri.
K24’e konuşan Özuğurlu, İdlib’de çok sayıda silahlı grubun bulunduğunu ve bu grupların herhangi bir zamanda karşı karşıya gelmesinin olası bir durum olduğunu dile getirdi.
Türkiye ve Suriye’nin savaşı göze almayacağını ifade eden Özuğurlu, “Ancak bu, Türkiye’ye bir avantaj vermiyor. Sonuç itibariyle Türkiye’nin o bölgede herhangi bir savaşa girmesi, kendisine karşı birtakım dinamiklerin yükselmesine sebep olacaktır” dedi.
Türkiye’nin Libya’ya asker gönderme kararını örnek veren Özuğurlu, “Libya’ya asker gönderme ihtimali tartışılırken de bazı Arap ülkelerinin itirazını gördük. Türkiye, yine aynı itirazlarla karşılaşacağını biliyor” şeklinde konuştu.
“MESELENİN SİYASİ TARAFI DA VAR”
Rusya’nın daha geniş çerçevede Ortadoğu hesaplarının olduğunu ve bu nedenle söz konusu çatışmayla ilgili “frenleyeceğini” ifade eden Özuğurlu, “Rusya, o bölgede uluslararası ilişkiler bakımından Türkiye’yi gözetiyor, diğer yandan da Suriye tarafını teskin etmeye devam edecektir” dedi.
Rusya’nın Suriye’yle birlikte hareket ettiğini, Türkiye’nin ise Suriye yönetimine karşı olduğunu anımsatan Musa Özuğurlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rusya’nın Şam ve Kürtlere yaklaşımıyla Türkiye’nin Şam ve Kürtlere yaklaşımı aynı değil. Rusya, şu ana kadar Türkiye’ye bir marj tanıdı. Rusya’nın Türkiye’den beklentisi, bu marja karşılık Türkiye’nin İdlib’deki meseleye anlayışla yaklaşarak, Suriye ordusuna müsaade etmesidir. Bu konuda Türkiye aynı politikayı sürdürürse ve Rusya’yla ipler kopmaya başlarsa Rusya’nın tavrı sertleşebilir.”
Son saldırının Rus basınında geniş yankı uyandırdığının altını çizen Özuğurlu, “Şu an için Türkiye - Rusya ilişkilerini bozacak gelişmeler yok. Türkiye’nin Rusya’yla ilişkileri bozacak lüksü de yok” ifadelerini kullandı.
ÖZPEK: DİPLOMASİYLE ÇÖZÜM ARANMALI
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinden Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek, “İdlib egemenlik sahası olarak Suriye’ye ait ve Türkiye başka bir ülkenin egemenlik sahası içerisinde kendi ulusal çıkarlarını aramamalı” dedi.
K24’ün sorularına yanıt veren Özpek, Türkiye’nin, çatışmaların sonlanması için yeni formüller araması gerektiğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
“Sonu gelmeyen bir savaşa sürüklenmek değil, sorunu uluslararası toplumun meselesi haline getirmek gerek. Diplomasiyle çözüm aramak gerek. Rejimle girilecek çatışmalar göç dalgasını önlemeyecek, tam tersine arttıracaktır.”
Türkiye’nin de imzacısı olduğu Astana ve Soçi mutabakatlarına dikkat çeken Özpek, şunları ifade etti:
“Türkiye’nin girdiği uluslararası protokoller Suriye’nin toprak bütünlüğünü taahhüt ediyordu. Türkiye, Soçi’de radikal unsurların herhangi bir şekilde şiddeti tırmandıran eğilimler göstermesi durumunda Rusya ve rejimle işbirliği yapmayı kabul etmişti. Ancak söz konusu protokollerin işlevini yitirdiğini görüyoruz; artık Soçi’den bahsedemeyiz. Suriye hükümeti de buna itiraz diyor. Bu son saldırı Soçi ve Astana’nın iflasıdır.”
“Suriye devleti Türkiye tarafından muhatap alınmadığı için İdlib’deki gözlem noktalarının statüsü şu anda belirsiz” diyen Özpek, sözlerine şöyle devam etti:
“Gözlem noktaları Rusya’nın izniyle kurulmuş, Suriye devletinin imzasıyla değil. Dolayısıyla Suriye hukuki olarak burada bir hakkı olduğunu düşünüyor ve Türkiye askerinin varlığından bağımsız olarak kendi egemenliğini tesis etmeyi amaçlıyor.”
“RUSYA’NIN TÜRKİYE’YE İHTİYACI AZALDI”
Çatışmaların tırmanması durumunda Türkiye ile Rusya ilişkilerinin ciddi bir şekilde etkileneceğini vurgulayan Burak Bilgehan Özpek, “Rusya, S-400’leri sattı ve bunun parasını peşin aldı. Birçok enerji anlaşmasının ihtilafını çözmeyi başardı. Suriye’nin kuzeydoğusunda da Türkiye’yi sınırlandırmayı başardı. Rusya’nın Türkiye’ye ihtiyacı azaldı” şeklinde konuştu.
Özpek, “Türk-Rus ilişkilerinin Suriye özelinde yaşadığı baharın sonuna geldik. Türkiye’nin de artık daha fazla Rusya’ya sırtını dayanarak, NATO’yu ya da Batı İttifakı’nı yıpratacak kapasitesi yok. Dolayısıyla Rusya’nın Türkiye’ye daha fazla müsamaha göstermesine gerek yok. Rusya ilk gün açıkladığı hedefine doğru ilerliyor” dedi.
ERDEMOL: TÜRKİYE ABD’YLE YAKINLAŞMAK İSTİYOR
Londra Middlesex Üniversitesi'nde Politika ve Uluslararası İlişkiler eğitimi gören deneyimli gazeteci Mustafa Kemal Erdemol, K24'e yaptığı değerlendirmede, “Erdoğan’ın İdlib’de yaşayan 3 milyon insanın Türkiye’ye geleceği iddiası var. Suriye tarafı ise kendi kentini cihatçıların elinden almak istiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde Rusya’ya yönelik eleştirileriyle ilgili yorumda bulunan Erdemol, sözlerine şöyle devam etti:
“Erdoğan son zamanlarda Rusya’yı Astana sürecine bağlı kalmamakla suçluyor. Bu eleştiriler ve ardından da Suriye’de 8 Türk askerinin ölmesi Rusya - Türkiye ilişkilerinin kırılmasına yol açabilir; ancak daha önce de iki ülke arasında yaşanan krizler soğumuştu. Türkiye’nin Suriye’de operasyon yapması için Rusya’nın desteğine ihtiyacı var, ama Erdoğan bu durumu ABD’yle yakınlaşmak için bir fırsat olarak kullanabilir.”
Türkiye’nin Rusya’yla kısa vadeli çıkarları olacağını düşündüğünü ve bu ilişkilerin çok kırılgan olduğunu dile getiren Erdemol, yaşanan çatışmaların ciddi gerginliklere de gebe olduğunun altını çizdi.
Erdoğan’ın Rusya’yla yapılan ittifakın bitmesini istediğini de vurgulayan Erdemol, “Türkiye, Ortadoğu’da ABD’ye her istediğini kabul ettiremediğini gördü ve bu yüzden Ortadoğu’da Rusya’yla daha fazla çalıştı” dedi.
Erdemol, Suriye’nin İdlib’i cihatçı gruplardan kurtarmaya çalıştığını da belirterek, “İdlib Suriye tarafından kurtarılacak ve bu kabul edilmelidir” dedi.
İDLİB'DEKİ ÇATIŞMA
Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, İdlib'de çatışmaların önlenmesi amacıyla bölgeye takviye için gönderilen Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına, Suriye rejim askerleri tarafından yoğun topçu atışı ile saldırıda bulunulduğunu açıklamıştı.
Savunma Bakanı Hulusi Akar, İdlib'de 5 asker ve 3 sivilin hayatını kaybettiği saldırıya Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yanıt verildiğini duyurarak, "76 rejim mensubu asker etkisiz hale getirildi" demişti.
Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib ili neredeyse iç savaşın başından bu yana muhaliflerin ve silahlı grupların kalesi niteliğinde bulunuyor.
İç göçle nüfusu 4 milyona ulaşan İdlib'in merkezi, 2015'te muhaliflerin kontrolüne geçti. İdlib, rejimin en yoğun hedef aldığı bölgelerin başında geliyor.
ASTANA TOPLANTILARI VE SOÇİ MUTABAKATI
Türkiye, Rusya ve İran'ın katıldığı 4-5 Mayıs 2017'deki Astana toplantısında, İdlib ili ve komşu illerin (Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri) bazı bölgeleri, Humus ilinin kuzeyi, başkent Şam'daki Doğu Guta ile ülkenin güney bölgeleri (Dera ve Kuneytra vilayetleri) olmak üzere 4 "gerginliği azaltma bölgesi" oluşturuldu.
Ancak rejim ve destekçileri, ateşkes ilan edilerek durumun muhafaza edilmesinin kararlaştırıldığı 4 bölgeden İdlib hariç kalanları, Rusya'nın hava desteği sayesinde ele geçirdi. Saldırılardan kaçan yüz binlerce sivil, kuzeyde Türkiye sınırına yakın kesimlere göç etti.
Rusya'nın, Türkiye ile 17 Eylül 2018'de vardığı Soçi mutabakatından bir süre sonra da saldırılar devam etti.