İbrahim Halil Baran: Bu daveti iki lidere ithaf etmek istiyorum
Güney Kore'nin başkenti Seul’de düzenlenecek Dünya Gazeteciler Forumu’na davet edilen Kürt yazar İbrahim Halil Baran, davetiyeyi Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti’nin Kurucusu Qazî Mihemed ve Başkan Mesud Barzani’ye adamayı düşündüğünü söyledi.
Cesim İlhan
Güney Kore'nin başkenti Seul’de düzenlenecek Dünya Gazeteciler Forumu’na davet edilen Kürt yazar İbrahim Halil Baran, daveti Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti’nin Kurucusu Qazî Mihemed ve Başkan Mesud Barzani’ye adamayı düşündüğünü söyledi.
Kore Gazeteciler Derneği (JAK) ile Asia Journalist Association tarafından hazırlanan ve Devlet Başkanı Moon Jae-in'in ev sahipliğini yaptığı konferansı, dünyadan 140'tan fazla yayın kuruluşu takip edecek.
Baran’ın K24 adına katılacağı konferans 24-30 Mart tarihlerinde düzenlenecek.
İbrahim Halil Baran, K24’ün sorularını yanıtladı:
Dünyanın en etkili 20 yazarının arasına girmiş olmak sizin için nasıl bir duygu?
Bu benim için güzel bir sürpriz oldu. Dünyanın en etkili 20 yazarı arasına girmiş olmak kendi başına Kürtlerin dünyada görünür hale gelmesiyle, yeni bir çağa girmiş olmamızla ilgili bir durum. Milletimin ve ülkemin kaderi üzerine yazıyorum ve yazdıklarım en çok okunan, en çok yorumlanan, en çok tartışılan ve değişimi tetikleyen metinler olarak değerlendirildi. Bunun özellikle Güney Kürdistan’ın devletleşme yolunda görünür olmaya başlamasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yılların özlemini taşıyan bu sürecin bir parçası olmak, bu hakikatin bir taşıyıcısı olmak bana onur verdi.
Bu başarınızı kime ithaf edeceksiniz?
Ben bu başarıyı ve daveti Qazî Mihemed ve onun çizgisini günümüzde sürdüren Mesud Barzani’ye adamayı düşünüyorum. Qazî, kendi vasiyetnamesinde iyi Kürtler olmamızı, büyük ve doğru Kürtler olmamızı istiyor. Sayın Barzani bu uğurda, özellikle bağımsızlık referandumu için attığı adımla, bir sonraki kuşağa büyük bir umut aktardı. Bu çizginin bu ithafı hak ettiğini düşünüyorum.
Davetin Kürtler için önemi nedir?
Dünya Gazeteciler Formu olduğu için herkes kendi ülkesinin sorunlarını tartışacak ve dile getirecek. Bu yılki formun konusu “Dünya Barışında Gazetecilerin ve Yazarların Rolü” olacak. Bizim fikrimize göre Kürtler ancak bağımsız olurlarsa dünyadaki barış onlara da uğramış olacak. Aksi takdirde öldürülmeye ve savaşın mağduru olmaya devam edecekler. Kalıcı bir barış ortamı ancak Kürtler bir millet olarak tanınır ve özgür geleceklerine ulaşırlarsa bizim için mümkündür. Son yüzyılda devletsizliğin sebep olduğu her türlü yıkımı yaşadık ve en son IŞİD’in, fundamentalizmin, Kürdistan’da ve Kürtler üzerinde yarattığı yıkımı hep birlikte gördük. Evini, vatanını terk etmek zorunda kalan insanlar, kaçırılan kadınlar ve çocuklar, başları kesilenler… Bizi bu trajedilerde koruyacak bir barışa ihtiyacımız var. Bu davet Kürtlerin meselesinin dünya kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılması için bir fırsat.
Orada ne konuşmayı düşünüyorsunuz?
Şu an konular üzerinde çalışıyorum. Şunu daha önce de belirtmiştim: 1950’de Güney Kore’nin bağımsızlık sürecinde uluslararası koalisyon Türkiye’nin de dâhil olduğu bir askeri güç gönderdi oraya. Türkiye’nin göndermiş olduğu askerlerin çoğu Kürt askerlerdi. Bir kısmı orada, daha önce ismini dahi duymadıkları bir ülkenin özgürlüğü için öldüler. Sağ ve yaralı olarak dönenlerden hayatta olanlar var. Hala Urfa’dan tutun Ağrı’ya kadar neredeyse bütün şehirlerde Kore Gazileri var. Bu ortak geçmişin önümüzde pencereler açacağına inanıyorum. Bu anlamıyla Asya ülkeleriyle Kürdistan arasında iyi bir ilişki kurulması gerektiğine, kalıcı dostluklar kurulması gerektiğine dair bir konuşma yapmak istiyorum. Yine aynı şekilde Kürdistan meselesinin daha iyi anlaşılabilmesi ve gerekli uluslararası desteğin sağlanmasına dair bir konuşma yapmak istiyorum.
İlk defa bir Kürt yazara böyle bir davet geldi. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?
Asya Gazeteciler Birliği yaklaşık 10 bin üyesi olan bir kuruluştur. Asya’daki bütün ülkelerden üyesi bulunuyor. İlk kez Kürdistan ve Kürtler adına bir yazar bu forma davet ediliyor. Kürdistan ismi ilk defa burada yer alacak. Bizim güçlü ifade olanaklarına, lobilere ihtiyacımız var. Buradan Kürt gençlerine de seslenmek istiyorum; çok çalışmak zorunda olan bir milletin evlatlarıyız!
İbrahim Halil Baran Türkiyeli bir yazar olarak mı davet edildi yoksa Kürdistan kimliğine sahip biri olarak mı?
Davetiyemde de sıralamaya girmiş olduğum listede de İbrahim Halil Baran isminin karşısında Kurdistan24 ve Kürdistan yazıyordu. Ben Kürdistan’ı temsilen orada olacağım. Davetiyenin önemli olmasının temel noktasından bir tanesi de budur.
Peki, neden özellikle size davet geldi, davet edilmenizde ne etkili oldu?
Ben yaklaşık olarak 10 yıldır köşe yazıları yazıyorum. Bu yazıların tümü temelde bir düşünceyi, bir sistematiği savunan yazılardır. Bunlar tarihî, coğrafik, edebî ve Kürtlerin siyasetine dair yazılardı. Bu yazılar kendisiyle birlikte bir kuşak da yaratmış oldu. Bir etki yarattı. 50 milyondan fazla Kürt nüfusu var dünyada. Sadece bunun 20-25 milyonu Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de yaşıyor. Benim yazılarımın karşılık bulması ve bunun ölçülmüş olması, Kürtlerin aydınlanmaya ihtiyacının en fazla olduğu döneme denk gelmiş olması benim için önemli. Daha önce dipsiz bir kuyuya taş attığımı sanıyordum oysa şimdi gürül gürül suyun sesini duyuyorum. Umutsuzdum çünkü bunun nasıl bir karşılık bulduğuna dair pek bir fikrim yoktu. Ama şu an özellikle internet teknolojisi sayesinde yazdıklarınızın ve onların etkisinin ölçülebilir nesnelere dönüşmesi birçok konuda bizi aydınlattı. Aslında her gün yazdıklarımızla bir literatür oluşturuyoruz. Yeni olan, köklü olan, hakikati esas alan ve işaret eden söz eninde sonunda bir düşünsel dalgalanmaya yol açacaktır.
Ben yazılarımda Kürtler için bir devletin varlığını savunmuşum; Kürt gençleri bunu okumuşlar, anlamışlar, almışlar tekrar etmişler, tartışmışlar ve bunu mesela sosyal medyada aktif bir şekilde kullanmaya başlamışlar, bilimsel makalelerinde, bloglarında kullanmışlar. Olan budur.
Yazılarınıza dair ne söylemek istersiniz?
Yazmak iki taraflı bir döngü ve aslında hep beraber aydınlanıyoruz. Ben sadece yazmıyorum, aynı zamanda her gün aynı tutkuyla öğreniyorum da. Her yönüyle farklı bir çağda yaşıyoruz ve bu dönemin ruhu, bu dönemin araçları, bu dönemin değişimi de böyle oluyor. Bu benim açımdan çok önemli. Devlet aygıtlarının bir ulus yaratma imkânlarından yoksun olduğumuz ve düşünmek, okumak, yazmak, tartışmak dışında pek elimizde bir şeyin olmadığı yoklukta bu, biz Kürtler için de çok önemli. Bizim özgür düşünceye ve aydınlanmaya ihtiyacımız var. Bunu milletimizin geleceği, ülkemizdeki barışı ve dünya sahnesine çıkması için kullanmamız gerekiyor.
Dünyanın etkili yazarları arasına gösterilmiş olmam, düşüncelerimden dolayı sürgünde olduğum, yazdıklarımdan dolayı yargılandığım bir döneme denk geldi. Ülkemin diğer yarısına hicret etmek zorunda kaldım fakat her gün yeniden gördüm ki sizi sınırlayan bir kuvvet varsa, sizin de içinizde çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkan bir hakikat var. Yılmak yok, yeniden anlatmak var. Yeniden.
PORTRE / İBRAHİM HALİL BARAN
Kürt şair ve yazar İbrahim Halil Baran 1981 yılında Urfa’nın Suruç ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğretimini Suruç ve Urfa’da tamamladı. Dicle Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği’nden mezun oldu. Bilkent Üniversitesi’nde Türk Edebiyatı alanında yükseklisans programında okudu. Çeşitli üniversitelerde dersler, seminer ve konferanslar verdi. The City University of New York’ta misafir öğretim üyesi olarak Kürdistan Sosyolojisi alanında dersler verdi. Yayınlanmış üç kitabı bulunmaktadır. Halen K24’te köşe yazarlığı yapmaktadır.