Antep’teki Afrinli Kürt mülteci: Ailemi kurtardıktan sonra Türk komşumun yardımına koştum
Antep’teki depremlerden evi yıkılan Afrinli mülteci, “Karımı ve çocuğumu kurtardım, Türk komşularımın yardımına koştum” dedi.
ISLAHİYE (K24)
Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerden Rojava’dan gelen mülteciler de etkilendi.
Antep’in İslahiye ilçesine göç eden Afrinli Kürt mülteci Mesud Şeyho, depremde yaşadıklarını anlattı.
K24’e konuşan Afrinli mülteci, depremde yaralanmasına rağmen, eşini ve çocuğunu kurtardıktan sonra Türk komşusunun yardımına koştuğunu söyledi.
Mesud Şeyho, “Savaştan kaçtık mülteci olduk, şimdi de depremden dolayı yerimizden olduk ve yollara düştük, hayatımızda hiç güzel bir gün görmedik” diyerek deprem gecesini şöyle anlattı:
“Sabah işe gitmek için akşam erken uyudum, çocuğum gece 3-4 kez uyandı. Çocuk uyumayınca ben de uyanıyordum. Eşim ‘Bu çocuğun bir şeyi var, acaba neden böyle yapıyor?’ dedi. ‘Beni rahat bırakın sabah erkenden işe gideceğim’ dediğim gibi deprem oldu. Önce tekbir getirdim. Depremle evimiz çöktü. Binamızın tabanı sağlıklı değildi. Odadaki dolap kafama düştü, başımdan, bacağımdan ve kolumdan yaralandım. O sırada eşimi ve çocuğumu korumak için onlarına kendimi onların üzerine attım ve dedim ki ‘Ölürsek birlikte ölelim, yalnız kalmayalım.’ O gece annem ve babam evde değillerdi. Alt kattaki komşularımız da Türkçe yardım istiyorlardı. Ben Türkçe bilmiyorum ama yardım istediklerini biliyordum. Eşimi ve çocuğumu kurtardıktan sonra komşularımı kurtarmaya koştum. Onlar da Türk’tü. Onların üzerine ağır beton duvarları çökmüştü, tek başıma o duvarları kaldıramıyordum. Çok zordu.”
Afrinli mülteci konuşmasına şöyle devam etti:
“Suriye'den ayrılırken mülteci olarak geldik ve hala mülteciyiz. Savaşı yaşadık, coronayı gördük ve şimdi de başımıza deprem geldi. Şimdiye kadar hayatımızda hiç güzel bir gün görmedik. Hiçbir şeyimiz kalmadı. Şu anda sokaklarda kalıyoruz. Hiçbir yardım da almadık. Bir gün kardeşimin, bir gün amcamın evinde kalıyoruz. Günde bir yerde kalıyoruz. Korkuyla yatıp, korkuyla uyanıyoruz. Gönlümüz ve başımız rahat olsun başka bir şey istemiyoruz. Şimdi ne yapacağımızı bilmiyoruz, Allah'ın insafına kaldık. Allah'ın dediği olur.”