Noreldin Waisy Daily Telegraph’a yazdı: İngiltere için hatasını düzeltme zamanı

Kurdistan24 TV Genel Yayın Yönetmeni Noreldin Waisy bağımsızlık referandumu öncesinde İngiltere’nin en çok okunan gazetelerinden biri olan The Daily Telegraph Gazetesi için bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi

Kurdistan24 TV Genel Yayın Yönetmeni Noreldin Waisy bağımsızlık referandumu öncesinde İngiltere’nin en çok okunan gazetelerinden biri olan The Daily Telegraph Gazetesi için bir yazı kaleme aldı.

Noreldin Waisy’in “İngiltere için hatasını düzeltme zamanı: Kürdistan Irak'ın bir parçası haline nasıl geldi?” başlığıyla yayınlanan makalesi şöyle:

Kürdistan ile İngiltere arasındaki ilişkiler neredeyse bir asra dayanıyor. Bununla birlikte, bu trajik ve üzücü bir tarihtir. Kürtler, daha çok, kendilerini Irak’a dahil etmelerinden dolayı Büyük Britanya’yı sorumlu tutuyor. 1.Dünya savaşı sırasında Britanya ve Fransa, yönetmeyi planladıkları bölgelerin sakinlerini bile bilgilendirmeden - kaldı ki onların onayını bile istemeden - gizli antlaşma ile (Sykes-Picot Antlaşması) nüfuz bölgelerine ayırmışlar.

İngiltere, 1921’de kendi alanlarının dışında modern Irak’ı kurdu.  Bu süreçte, tarihi Kürdistan bölünerek büyük bir Kürt popülasyonu Arapların çoğunlukta yaşadığı bir ülkeyle birleştirildi.

Galip gelen Avrupalılar 1920’deki Sevr Anlaşması’nda ABD Başkanı Woodrow Wilson'ın ‘Barış için 14 Madde’sine uyarak Kürtlere bir devlet sözü verdiler, ancak bu söz Lozan Antlaşması ile yürürlükten kaldırıldı.

Britanya Hükümeti’nin içerisindeki muhalefetinin Kürtlerin yaşadığı bölgeleri yeni Irak devletine dahil etme tavrı henüz pek bilinmiyor, ama bu da önemliydi.

Dışişleri Sekreteri Lord Curzon da dahil olmak üzere, üst düzey yetkililer bu görüşe karşı çıktılar. Yeni Sömürgeler Bakanı Winston Churchill Irak'ı kendi yetki alanına devrettiğinde, 1921’in başlarına kadar Irak’tan sorumlu olan Hindistan Ofisi de aynı şekilde yaptı.

Mart 1921'de Churchill, Britanya’nın Ortadoğu'daki savaş sonrası konumuna stratejik bir yaklaşım geliştirmek için Kahire'de bir konferans düzenledi. Bu konferanstaki baskın görüş, Thomas Edward Lawrence (Arabistan’ın ünlü Lawrence’i) tarafından en açık şekilde dile getirilen “Kürtler, Arap hükümetinin içerisine yerleştirilmemeli” görüşüyle benzerdi.

Churchill, bir Arap ordusu tarafından desteklenen bir Arap hükümdarı uyardı: “Kürt görmezden gelinecek, Kürt azınlığı baskı altına alınacak.”

Bununla birlikte Irak'taki İngiliz yöneticiler, özellikle Sir Percy Cox ve yardımcısı Arnold T. Wilson aksini düşünüyordu. Onlar galip geldiler, çünkü onlar kararlıydılar; iletişim yavaş ve ağır ilerliyordu. Londra'nın başka pek çok endişesi vardı.

Sonuç on yıllarca sivil bir savaş vermiş, iki büyük ayaklanmaya önderlik eden ve 1924’te İngiliz güçleri tarafından bastırılan Süleymaniye'de kısa süreli Kürt krallığına başkanlık eden ünlü Kürt lider Şeyh Mahmud Hafid Berzenci’yi geri getirmek oldu.

Ardından, Saddam Hüseyin’in başında olduğu Bağdat rejiminin sivillere karşı art arda kimyasal silahlar kullandığı ve 182 binden fazla kişinin öldürüldüğü çok daha acımasız bir hal olan Enfal soykırımıyla Kürtler yine toplu katliamlara maruz kaldı.

Kürt halkının kendisini, Irak olarak adlandırılan yerin parçası olmadığını hissetmesi şaşırtmamalı. Farklı ve ayrı bir ulus olarak kimliğimizi ortadan kaldırmaya çalışan, birbirini izleyen Irak rejimlerinin vahşi baskısını unutmadık.

Geçtiğimiz çeyrek yüzyıl boyunca, Kürdistan Bölgesi kendi kendini yöneten bir yerdi ve bunun hiç kimseye tehdit oluşturmadığını kanıtladı. Aksine, bu istikrar için bir faktördür. DAİŞ, 2014'te Irak'a saldırdığında hattı elinde tutan ve DAİŞ’in ülkeyi istila etmesini engelleyen Kürt Peşmergeleri idi. O zamandan beri, terörist örgütlenmeyi geri püskürtmek ve yenmek için önemli ve büyük bir rol oynadılar.

Kürdistan Bölgesi Batı değerlerine olan saygısını göstermiştir. Sorunlu bir Ortadoğu’da, tüm dinsel azınlıkların haklarının korunduğu az sayıdaki alan arasında yer alıyor ve azınlıklar dinlerini korkmadan, özgürce yaşayabiliyorlar.

Kürdistan Başkanı Mesud Barzani de açıkladı; gelecekteki bir Kürdistan devleti merkezi bir yapıya sahip olmayacak. Aksine, her vilayetin kendi yerel hükümetinden ve parlamentosundan memnun olacağı federal bir sistem olacaktır. Ayrıca Kürdistan hükümeti, bölgenin farklı bileşenlerini yansıtacağına; etnik ve dini gruplar bu çeşitliliğinin arasında bir arada yaşamayı teşvik edeceğine söz verdi.

25 Eylül'de, halkımızın ezici bir çoğunluğunun bağımsızlık referandumunda ‘Evet’ oyu vermesini bekliyoruz. Birleşik Krallık'ın bizi destekleyeceğini umuyoruz: Churchill gibi adamlar belirlenmiş bir bürokratik manevra ile önlendiğinde eski bir hatayı düzelteceksiniz.

Ve bu nedenle, uzun yıllar boyunca büyük üzüntü ve sıkıntılar çeken halkımızın trajedilerini sona erdirmek için yardım edeceksiniz.