Washington Enstitüsü: Kürdistan’ın zayıflaması ABD’ye zarar verir

Washington Enstitüsü’nün internet sitesinde yayınlanan Bilal Wahab imzalı yazıda, Kürdistan’ın Iraklı güçlerin işgaline ve iç çatışmalara atılmasının ABD’nin bölgedeki çıkarlarına ciddi zarar vereceği belirtildi.

Haber Merkezi

Washington Enstitüsü’nün internet sitesinde yayınlanan Bilal Wahab imzalı yazıda, Kürdistan’ın Iraklı güçlerin işgaline ve iç çatışmalara atılmasının ABD’nin bölgedeki çıkarlarına ciddi zarar vereceği belirtildi.

2014 yılındaki DAİŞ saldırılarından sonra iç birlik ve ABD’nin askeri ve ekonomik desteğiyle terörle mücadelesini sürdüren Kürdistan’ın bugüne kadar yaşadığı en ciddi krizle karşı karşıya olduğuna dikkat çekilen analizde, ABD’nin muhalefetine rağmen geçen ay gerçekleştirilen bağımsızlık referandumundan dolayı Kürtlerin uluslararası desteklerini kaybettiği ve bu durumun Irak ordusu ve Şii Haşdi Şabi milis güçlerinin 2014'ten beri Peşmergenin kontrol ettiği toprakları işgal etmelerine yol açtığı belirtildi.

Peşmerge’nin Kerkük’ten çatışmadan çekilmesinin iç sorunların tekrar gündeme geldiği ifade edilen analizde Kürdistan’ın hayatta kalmak, siyasi ve ekonomik sermayenin kanamasını durdurmak, ekonomik sıkıntılara göğüs germek ve Bağdat ile tek sesli müzakereler gerçekleştirmek için iç birliğini sağlamaya ihtiyacı olduğu vurgulandı.

KÜRDİSTAN’A HERKESİN İHTİYACI VAR

Kürdistan’ın hayatta kalmasının, Irak ve genelde bölgenin istikrarı için çok önemli olduğunu dile getirilen analizde bu tez şu sebeplere dayandırıldı:

Bölünmüş bir Kürdistan 1990’larda olduğu gibi Irak’a İran ve Türk askeri müdahalelerine zemin hazırlar,

Bağdat gerekli meşruiyetlere sahip olsa bile 1991’den bu yana kendisini yöneten Kürdistan’ı yeniden yönetmeye muktedir olamaz,

Ülkeyi istikrarlı bir hale getirmek ve etkili yönetmek için Bağdat'ın Erbil'de güçlü, temsil yeteneği olan ve hesap verebilir bir yönetime ihtiyacı var,

Iraklılar farkında olsun ya da olmasın, İran egemenliğindeki iktidar yapısına Batı görüşlerini ve çıkarlarını tanıtmaları için Bağdat’ta Kürt siyasetçilerin varlığına ihtiyaçları var.

Analizde, Kürtlerin, Kürdistan’ı federal bir Irak'ın bir parçası olarak korumanın kendileri açısından en akıllıca rota olduğuna inanabilecekleri dile getirildi. Kürdistan’ın varlığı Irak anayasasında yer aldığından, Kürtlerin kontrolündeki üç valiliği bölmenin ve federal kontrolü elden geçirmek için yapılan çağrıların doğanın kanunlarına aykırı olduğu vurgulandı.

Kürdistan liderlerinin bağımsızlık referandumunu tartışmalı bölgelere yayması kadar, Bağdat'ın anayasa ve anlaşmazlıkları müzakere etmeyi, şimdilik güç dengesi kendi lehine olduğu için durdurmasının da yanlış olduğu hatırlatılan analizde, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 20 Ekim'de belirttiği gibi, "tartışmalı bölgelere ilişkin federal otoritenin yeniden gündeme getirilmesi, bu bölgelerin statülerinde hiçbir şekilde değişiklik yapmayacağı, durumları Irak anayasasına göre çözülünceye kadar tartışmalı kalacakları" tespitine atıfta bulunularak, aynı şeyin Erbil ve Bağdat'ın petrol, gelir ve güç paylaşımı konusundaki uzun süren anlaşmazlıkları için de geçerli olduğuna dikkat çekildi.

KÜRDİSTAN’IN TASFİYESİ ABD’NİN ÇIKARLARINA ZARAR VERİR

Jeopolitik açıdan bakıldığında Kürdistan’ın tasfiyesinin, Washington'un bölgedeki ABD çıkarlarıyla, özellikle de Washington'un yatırım yaptığı önemli askeri ve siyasi sermayeyle karşılaştırıldığında ciddi bir gerileme olacağı ileri sürülen analizde, Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’ın, 1994-1996'da Kürt iç savaşının zirvede olduğu bir sırada dönemin KDP lideri Mesud Barzani ve YNK lideri Celal Talabani'yi barış anlaşması imzalaması için Washington'a çağırdığı hatırlatıldı ve son olarak, ABD’nin, Erbil'i 2014'te DAİŞ saldırılarından koruduğu, ardından Peşmergeyi silahlandırarak savaşmaya devam etmesi için eğittiğine dikkat çekildi.

Tüm bunların karşılığında, Kürdistan’ın uzun süredir Saddam'a, DAİŞ ve diğer ABD muhaliflerine karşı faydalı bir müttefik olduğuna dikkat çekilen analizde, demokrasi mücadelesinde ve ulus oluşumunda benzersiz bir ABD deneyimi olarak hizmet eden Kürdistan’ın yalnız bırakılmaması gerektiği savunuldu ve Senatör John McCain’in 24 Ekim'de yazdığı makaledeki bir cümlesi aktarıldı:

“Bağdat, Irak’ta Kürt halkının hak ettiği güvenlik, özgürlük ve fırsatları garanti edemezse ve eğer ABD İran destekli milisler ile köklü Kürt ortaklarımız arasında bir çözüm yapmak zorunda kalırsa, ben Kürtleri seçerim.”

REFERANDUMUN DONDURULMASI

Bağdat ve Erbil’in kendi başlarına müzakere edemeyecekleri ileri sürülen analizde, karşılıklı görüşmelere engel olan sorunların üstesinden gelmek için ABD’nin, Kürdistan’ın masaya yaklaşmadan önce konuşması ve hareket etmesine ihtiyaç duyulduğunu açıkça belirtmesi gerektiği vurgulandı.

Referandumun dondurulmasının ve Barzani'nin Kürdistan Başkanı olarak istifa etmesinin gerginliği hafifletilebileceği dile getirilen analizde, ancak bu tür adımların müzakerelerde Kürdistan’ı kimin temsil edeceği sorularına cevap vermeyeceği vurgulandı.

KÜRDİSTAN İÇ SORUNLARINI BİTİRMELİ

Kürdistan ekonomisinin, 2014'ten beri aksamalara rağmen son olaylardan önce yavaş yavaş toparlandığına dikkat çekilen analizde, maaşların ödenmemesi halinde kitlesel gösterilerin patlak verebileceği ve bu durumun Bağdat'taki Kürdistan muhaliflerinin bölgeyi dağıtması için ihtiyaç duyacakları mazereti vereceği uyarısında bulunuldu.

Bu tehlike nedeniyle, Washington’un Kürtleri, geçmişte söz verdikleri reformları yapmaya itmesi gerektiği dile getirilen analizde, Kürdistan’ın hayatta kalmasının, önümüzdeki yıl gerçekleşecek seçimlerde olası bir Abadi yenilgisi halinde Irak'taki Amerikan karşıtı seslerin muhtemelen yoğunlaşacağı ve Kürdistan’ın ulusal politikayı düzenleyen, ülkenin bağımsızlığını koruyan ve DAİŞ’in yeniden doğuşunu alt edebilecek tek güvenilir ABD ortağı haline geleceği belirtildi.

Analiz, Washington'un 2018'de bu gibi sonuçlardan kaçınmak için bugünlerde Abadi'yi sınırlaması ve Kürdistan’ın anayasal olarak korunan 2003 sınırlarının ötesine geçmesini önlemesi gerektiği önerisiyle son buldu.