K24 ÖZEL - Heco: Villon’un şiirindeki dizeler beni yalnız bırakmadı
Toplumsal cinsiyet eleştirisinin yer aldığı kitapta Xecê, duraktaki birkaç dakikalık süre içerisinde babası ve sevgilisiyle yaşadığı travmayı yeniden zihninde canlandırıyor.
ANKARA (K24)
Kürt yazar Mistoyê Heco, bilinç akışı tekniğiyle kaleme aldığı ilk romanı “Hayır baba hâlâ duraktayım”da (Na bavo hê li rawestgehê me) genç bir kadının babası ve sevgilisi arasında yaşadığı iç çatışmayı okuruyla buluşturuyor.
Kitap, otobüs durağında bekleyen Xecê’nin babasıyla telefonda tartışmasıyla başlıyor. Bu tartışma Xecê’yi, Adem ile Havva’nın hikayesinden, Yunan mitolojisindeki kadın figürlerine; Kürt destanlarından, günümüzde kadınların yaşadıkları sorunlara götürüyor.
Toplumsal cinsiyet eleştirisinin yer aldığı kitapta Xecê, duraktaki birkaç dakikalık süre içerisinde babası ve sevgilisiyle yaşadığı travmayı yeniden zihninde canlandırıyor.
K24’e konuşan kitabın yazarı Mistoyê Heco, kurmacayı tasarlarken çoklu karakter örgüsüne dayalı paralel kurgu üzerine epey vakit harcadığını söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Xecê bu örgü içerisindeki karakterlerden sadece bir tanesiydi. Ama farklıydı. Bu farklılık belki de diğer karakterlerin bugüne kadar vücut bulmuş olan anlatılarda üst skalada yer almalarından kaynaklanıyordu. Kâinatta var olan her şeyin kendisine hizmet etmesi için yaratıldığı ilahlarca müjdelenmiş kutsal erilliğin, kendisine bahşedilmiş bu muazzam gücün sarhoşluğuyla büründüğü halet-i ruhiye ile giriştiği ‘psikozu’ yok etme savaşının sonucudur Xecê.”
XECÊ’NİN RUH HALİ
Duraktaki Xecê’nin sadece birkaç dakikasını tasarladığını söyleyen yazar, “O birkaç dakikayı anlamlı kılan ise Xecê’nin içinde bulunduğu kaotik ruh halidir. O zaman dilimi içindeki tüm anlatı Xecê’nin kendisine aittir. Bunu Xecê başarmıştır” ifadelerini kullandı.
François Villon’un şiirinden etkilenerek Xecê karakterini yarattığını ifade eden Heco, “Xecê’nin vücut bulma ve olgunlaşma sürecinde de Villon’un şiirindeki dizeler beni yalnız bırakmadı” dedi.
Dil faaliyetinin öznesi ve nesnesinin insan olduğunu belirten Mistoyê Heco, şunları dile getirdi:
“Öznesi ve nesnesi insan (cinsiyetsiz, bütünleştirici) olan şeydir dil faaliyeti. Bu faaliyeti ‘kadın dili’, ‘eril dil’ olarak sınıflandırmak bilmem ne kadar doğrudur. Bu görüşü de anlamaya çalışıyorum. Neticede insanoğlunun (bu terimi bilinçli olarak kullandım) sahip olduğu ilk hikâyeden günümüze kadar süregelen hemen hemen bütün anlatılarda ‘kadın’ yan karakter olarak yer bulmuştur.”
XECÊ BAŞKALDIRIYOR MU?
Xecê’nin bu duruma başkaldıran ve duvarları yıkan bir başkarakter olmadığını sözlerine ekleyen Heco, şunları belirtiyor:
“Xecê eril tarihin kendisine yüklediği bu yan karakter olma misyonunun sıkışmışlığını yaşayan ve yok edilmeye çalışılan o psikozu, bu yükü kendisine yükleyen tarihin yüzüne kusarak yeniden yeşertmeye çalışan ama bunu yaparken de o duvarlara yeniden yeniden çarpan, sıkışmış bir karakterdir.”
BİLİNÇ AKIŞI
Bilinçakışı, karakterin düşünme eylemini olduğu gibi aktarmaya çalışan bir edebi teknik. Yapıtlarda iç diyalog şeklinde göze çarpıyor. Bilinç akışı tekniğini kullanan yazarlara örnek olarak James Joyce, William Faulkner ve Virginia Woolf gösteriliyor. Bilinç akışsal yazın modernist hareketle yakından ilişkil. Psikolojiden edebiyata girişi May Sinclair sayesinde oldu.
Bilinç akışsal yazın genellikle bir iç monolog halindedir ve metnin takibini zorlaştıran, karakterin parça parça olan düşüncelerini veya anlık duygularını yansıtan çeşitli anlam ve noktalama hatalarıyla biçimleniyor. Bilinç akışı ve iç diyalog, konuşmacının bir dinleyici veya 3’üncü şahsa hitap ettiği ve genelde şiir veya dramalarda görülen dramatik monologlardan ayrılıyor.
MİSTOYÊ HECO
Mistoyê Heco 1986 yılında Kırşehir’in Bizbengên Jêr (Harmanaltı) köyünde doğdu.
Halen İstanbul’da yaşıyor.
İsveç’te, 2017’de APEC Yayınları’ndan çıkan roman 86 sayfadan oluşuyor.
