Bakırhan: Komisyon sadece silahları bırakmaya dönük bir çaba içerisinde olmamalı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Komisyon sadece silahları bırakmaya dönük bir çaba içerisinde olmamalıdır. Bu komisyon Türkiye barış modelini yaratabilir. Bu fırsat bu komisyonun önündedir.” dedi.

DEM Parti Meclisi, partinin genel merkezinde toplandı. Eş Genel Başkanı Bakırhan, toplantı öncesi gündemdeki gelişmelere dair açıklamalarda bulundu.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği ihlal kararına rağmen tahliye taleplerinin reddedilmesine tepki gösteren Bakırhan, “Mahkeme, açıkça uluslararası hukuka, Anayasanın 90’ıncı maddesini çiğneyerek ağır bir suç işliyor. Bu ayıba, bu akıl tutulmasına artık bir son verilmesi gerektiğini belirtiyorum. Tam da bu süreçte cezaevindeki tutsak arkadaşlarımızın bizimle birlikte bu süreci yürütmeleri, katkı vermeleri aslında sürecin de hayrına, yararına olacaktır.” diye konuştu. 

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın barış süreci kapsamında bugüne kadar tek taraflı adımlar attığını söyleyen Bakırhan, "Eğer iktidar da aynı ciddiyetle yaklaşıyorsa ülkenin selameti için gereken adımlar artık ivedilikle atılmalı. AİHM ve AYM kararlarına rağmen mahpus yoldaşlarımız halen aramızda değil." sözünü kullandı.

Güvenlik bürokrasisi ve yargının sürece uygun adımlar atması gerektiğinin altını çizen Bakırhan, "Yargı bir süreç varmış gibi davranmıyor. Sanırım sürecin onlara ulaşması zaman alıyor. Bu kadar uzaktan izliyorlar. Madem Türkiye barışa niyet etmiş, yargı bir an önce bu niyetin yeşermesini sağlayacak kararlar almalıdır." değerlendirmesini yaptı.

Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "İki Cumhurbaşkanı yardımcısından birisinin Alevi, diğerinin de Kürt olabileceği" yönündeki sözlerini, "Neden cumhurbaşkanı da Kürt olmasın?" sorusuyla eleştirirken, “Biz yönetime adayız, önümüzdeki dönem siyasi denklem neye müsait olur onu bilmem ama ülkemizde bulunan bütün renklerin yönetimde yer alması kıymetlidir, değerlidir." dedi.

Bir savcının makamındaki beyaz Toros maketine tepki göstererek, "Bir savcı tam da Erdoğan'ın beyaz Torosları eleştirdiği gün masasına beyaz Toros koyarak mesaj veriyorsa biz bunlara eyvallah etmeyiz." diyen Bakırhan, "Yargı Beyaz Toroslardan inmelidir, hukuk Kürtçe düşmanlığını mahkum etmelidir, anadilimize tekme atma artık son bulmalıdır, cübbeler artık siyasetin pelerini olmaktan çıkmalıdır, siyaset iftiralarla değil fikirlerle yapılmalıdır." diye konuştu. 

CHP'ye çağrıda bulunan Bakırhan, "Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda kurucu parti kimliği ve tarihsel değerleriyle toplumun Cumhuriyet Halk Partisi’nden beklentisi çok yüksek." ifadelerini kullandı.

Barış sürecini bozmak isteyen tarafların olduğunu kaydeden Bakırhan, “Süreç şimdiye kadar büyük bir toplumsal ve siyasal destek aldı. Gittikçe de bu destek yükseliyor. Fakat çok net ifade edelim, siz de takip ediyorsunuz. Bazı odaklar örtük ve açık bir şekilde bu süreci bozmak için ellerinden gelen bütün çabaları ortaya koyuyorlar.” açıklamasını yaptı. 

Barış süreci kapsamında kurulacak komisyonun önceki deneyimlerden faydalanabileceğini söyleyen Bakırhan, “Bu komisyon sadece silahları bırakmaya dönük bir çaba içerisinde olmamalıdır. Bu tür şeyler de tartışılıyor. Bu, sürecin sadece bir yönüdür. Esas konu Kürt sorununda demokratik bir çözüm ve bu çözümün önünde büyük engelleri kaldırmak iradesidir. Bu komisyon Türkiye barış modelini yaratabilir. Bu fırsat bu komisyonun önündedir. Gerçekten de dünyada bundan sonra çatışma ve çözüm sürecinde belki de Türkiye’deki barış modeli diye Türkiye’de devam eden süreç bu çatışma ve çözüm tarafları tarafından dikkatle incelenebilinir. 9 ve 11 Temmuz’da gerçekleşen somut adımları ve ortaya çıkan iradeyi yasayla bu komisyon mühürleyebilir.” dedi.

Orta Doğu’da çok tarihi günler yaşandığına, savaş ve güç rekabetinin gittikçe Orta Doğu’da, özellikle Suriye’de yoğunlaştığına işaret eden Bakırhan, Süveyda’da yaşananları şu sözlerle kınadı:

“Savaşın yeni yüzüne dair en güncel örnek de Süveyda’da yaşananlardır. Dürzi halkına karşı gelişen katliamlar ve saldırıları lanetlediğimizi belirtmek istiyoruz. Yani farklı bir inanç grubundan insanların böylesine katledilmesi, inançlarının aşağılanması, yani sakallarının bıyıklarının kesilerek kurşuna dizilmeleri kabul edilebilir değil. Bunu kim yaparsa yapsın lanetliyoruz.”