Cemal Bayık'tan müzakere mesajı: Sözler yetersiz, somut adım bekliyoruz

KCK, Türkiye'de barışa yönelik atılacak her türlü adımın temel şartının, sürecin başarıya ulaşması adına cezaevi dışında siyasi ve diplomatik rolünü oynayabilmesi için PKK lideri Abdullah Öcalan'a "umut hakkı" tanınması ve serbest bırakılması olduğunu bildirdi.

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, PKK'ye yakın medya organlarına yaptığı açıklamada Türkiye'deki barış sürecine ilişkin son gelişmelere ışık tuttu.

Cemil Bayık, Abdullah Öcalan'ın barış sürecini ilerletmek istediğini, ancak şu ana kadar Türkiye Büyük Millet Meclisindeki (TBMM) Barış Komisyonunun sorumluluklarını yerine getirmediğini savundu.

Türk yetkililerin Öcalan'a umut hakkı verilmesine ilişkin açıklamalarına değinen Bayık, sadece söylemlerin yeterli olmadığını, bu vaatlerin pratikte hayata geçirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Diyalog ve siyasi çalışmaları yürütebilmesi için cezaevi dışında olması gerektiğine dikkat çeken Cemil Bayık, Öcalan serbest bırakılmadan barış sürecinin ilerlemesinin zor olduğunu ifade etti.

Türkiye içinde bazı kesimlerin barış sürecini engellediğini, hatta Recep Tayyip Erdoğan'ın da sık sık bu engellerin varlığından şikayetçi olduğunu belirten Bayık'a göre barış süreci bazı kişi ve tarafların çıkarlarını zedeliyor; bu nedenle Türk iktidarı şu ana kadar sürecin başarıya ulaşması için güçlü bir irade ve ciddi adımlar ortaya koymadı.

Cemil Bayık, barışın geliştirilmesi için Abdullah Öcalan ile birlikte çalışmaya hazır olduklarını yineledi ancak bunun iktidardan gelecek olumlu bir yanıta bağlı olduğunu kaydetti.

Bayık, Türk iktidarının barışa doğru bir adım atması halinde, KCK'nin sürecin başarıyla sonuçlanması için iki-üç adım atmaya hazır olduğunu dile getirdi.

Uluslararası hukukta da vurgulanan "umut hakkı", mahkumun salıverilmesi amacıyla belirli bir sürenin ardından müebbet hapis cezasının gözden geçirilmesi hakkını tanımaktadır.

1999 yılından bu yana İmralı Cezaevinde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan, Türkiye'deki Kürt sorununun çözümünde kilit bir aktör olarak görülüyor. Geçmişte barış sürecinin başlatılması için birçok kez girişimde bulunulmuş, ancak şartlar ve uygulama mekanizmaları üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle bu girişimlerin çoğu yarıda kalmıştı.