BAE: İran saldırılarının %90'ı sivil altyapıyı hedef aldı
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Uluslararası İşbirliğinden Sorumlu Devlet Bakanı Reem el-Haşimi, Tahran yönetimini ve Devrim Muhafızları Ordusu'nu, savaşın ilk 40 gününde BAE’deki sivil halka ve altyapıya yönelik "yıkıcı bir savaş" yürütmekle suçladı.
Amerikan ABC kanalındaki "This Week" programına katılan Reem el-Haşimi, ABD ve İran arasındaki savaşın ilk 40 gününde ülkesinin eşi benzeri görülmemiş bir füze ve İHA saldırısı dalgasına maruz kaldığını açıkladı.
"Savaşın sadece ilk 40 gününde, BAE topraklarına İran kaynaklı 2 bin 800’den fazla füze ve İHA fırlatıldı.” diyen Haşimi, bu saldırıların %90’dan fazlasının askeri noktaları değil, doğrudan sivil altyapıyı hedef aldığını özellikle vurguladı.
İran’ın, BAE’nin refah ve birlikte yaşam modelini yıkmak istediğini belirten Haşimi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz petrol zenginliğimizi küresel bir ekonomik güç inşa etmek için kullandık; onlar ise kaynaklarını nükleer programlara, füzelere, İHA’larla ve silahlı gruplara harcadı. Biz sorumlu bir uluslararası aktörüz, onlarsa izole edilmiş ve asi bir devlet."
Donald Trump’ın İran’da "rejim değişikliği" yaşandığına dair açıklamalarına şüpheyle yaklaşan BAE’li Bakan, "Bazı isimlerin ve karakterlerin değiştiği doğru, ancak bu durum Devrim Muhafızları’nın karakterini değiştirdi mi? Şu ana kadar Devrim Muhafızları’nın davranışlarında değişime dair umut verici hiçbir işaret görmüyoruz." ifadelerini kullandı.
Haşimi, Tahran’ın tehditlerini dizginlemek için "maksimum baskı" politikasının gerekli olduğuna inandıklarını, ancak İran sivil halkının kurban edilmemesi gerektiğini söyledi.
Bakan Haşimi, "Asıl sorun; sadece ABD ve İsrail’e karşı değil, tüm Körfez komşularına karşı saldırgan bir askeri tutum sergileyen Devrim Muhafızları’dır." diye konuştu.
BAE’den gelen bu sert açıklamalar, Washington ve Tahran’ın İslamabad’da yeni bir müzakere turuna hazırlandığı bir döneme denk geliyor. ABD’nin BM Büyükelçisi Mike Waltz ise diplomatik çabalara rağmen, İran’ın ateşkes şartlarını yerine getirmemesi ve Hürmüz Boğazı’nı trafiğe açmaması durumunda "tüm seçeneklerin masada olduğunu" yineledi.