Gülistan Koçyiğit'ten 'umut hakkı' açıklaması

Gülistan Kılıç Koçyiğit
Gülistan Kılıç Koçyiğit

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Umut hakkının karşılık bulması çok önemlidir. Sayın Öcalan'ın demokratik çözüm ve müzakere sürecindeki rolüne uygun koşulların oluşturulması, barış ve demokratik toplum inşası için olmazsa olmazdır" dedi.

Meclis'te  basın toplantısı düzenleyen DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, barış sürecine dair şunları söyledi:

''Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile beraber Türkiye çok kritik bir eşikten geçiyor. Bu sürecin yasal çerçeveyle somutlaşması, ilerlemesi hem bizim hem de toplumumuzun, halklarımızın temel beklentisidir. Bugün çözümün adresi elbette demokratik siyaset ve Meclis'tir. Bu nedenle Meclis kapanmadan önce ihtiyaç duyulan yasal çerçevenin, yasal düzenlemelerin hızla gündeme alınması ve uzun süredir tartışılan, çerçeve ya da özel yasa veya kök hücre yasası diye Sayın Öcalan’ın tarif ettiği yasanın bir an önce Meclis'e sunulması ve ivedilikle yasalaşması gerekiyor. Meclis'in süreci hukuki güvenceye kavuşturacak adımları atması gerekiyor. Komisyon raporu bir yol haritasını ortaya koyuyor. Bu yol haritasının hızlı bir şekilde pratikleşme ihtiyacı var. Raporun yazıldığı Meclis, aynı zamanda çözüm yasalarının konuşulduğu, tartışıldığı ve çıkarıldığı bir yer olmak durumdadır. Meclis bu süreçte etkin bir şekilde rolünü oynamalı ve tatil gelmeden yani yasama dönemi bitmeden de bunun için hızlı bir şekilde adım atmalıdır. Barışın yasaya Meclis'in de barış mesaisi yapmaya ihtiyacı var.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanma konusundaki ayak direme halinden bir an önce vazgeçilmesi gerekiyordu. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala dosyalarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin özellikle yıllardır uygulanmamış olması aslında Türkiye'yi Avrupa nezdinde bambaşka bir konuma taşıyor. Bu sadece bireysel dosyalarla sınırlı bir mesele değil, bu hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve uluslararası hükümlülükler açısından da Türkiye'yi ağır sonuçlarla yüz yüze bırakıyor. Mesele burada sadece Türkiye'nin bu ağır sonuçlarla yüz yüze kalması değil, aynı zamanda 86 milyon yurttaşın bu ağır sonuçların faturasını da ödemek zorunda kalmasıdır. Bu nedenle AİHM kararlarının gereği derhal yerine getirilmelidir.

Özellikle ‘umut hakkı’nın karşılık bulması çok önemlidir. Bu aynı zamanda temel ve özgürlük ilkesidir. Sayın Öcalan'ın demokratik çözüm ve müzakere sürecindeki rolüne uygun koşulların oluşturulması, iletişim imkanlarının geliştirilmesi, meselenin evrensel hukuk normları çerçevesinde ele alınması, barış ve demokratik toplum inşası için olmazsa olmazdır. Sonuç olarak bu mesele elbette hepimizin meselesidir. Bu mesele elbette ki bütün siyasi partilerin ve halkımızın meselesidir. Ancak burada büyük sorumluluğun iktidara düştüğünün de altını çizmemiz gerekiyor. O anlamıyla iktidarın artık daha fazla oyalamadan, gerçek anlamda daha fazla zamana yaymadan hızlı bir şekilde hem süreçle ilgili bir takvimi açıklaması hem de çerçeve yasanın taslağını kamuoyuyla paylaşması gerekiyor. Yine bu yasayı hızlı bir şekilde istişare ederek yaz mesaisine ara vermeden önce çıkarmak gerekiyor.”