DEM Parti'den ''çerçeve yasa'' çağrısı

Tülay Hatimoğulları
Tülay Hatimoğulları

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kamuoyunun beklediği çerçeve yasanın temmuz ayında çıkarılması çağrısında bulundu. Hatimoğulları, Ekim ayında ise demokratikleşme adımlarını içeren düzenlemelerin hayata geçirilmesini istedi. 

Tülay Hatimoğulları, bugün (14 Temmuz 2026) partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, kamuoyunun uzun süredir beklediği çerçeve yasanın temmuz ayı içinde çıkarılması çağrısında bulundu. 

Yüzyıllık bir meselenin tek bir yasayla çözülemeyeceğini ancak ilk adımın doğru atılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, Meclisin 1 Ekim'de yeniden açılmasıyla birlikte demokratikleşmeyi güçlendirecek yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini istedi. 

Hatimoğulları, DEM Parti'nin öncelikli gördüğü dört başlığı ise kapsayıcı bir kök yasa hazırlanması, kayyum uygulamalarının sona ermesi, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması ve Abdullah Öcalan'ın iletişim ile çalışma koşullarının demokratik çözümün ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlenmesi olarak sıraladı. 

Konuşmasında sürecin önemine de vurgu yapan Hatimoğulları, "Yüzyıllık bir meseleyi tek bir yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız. Ama ilk düğmeyi doğru iliklemek zorundayız. Çünkü yanlış iliklenen ilk düğme, geri kalan her düğmeyi yanlış hâle getirir. Bu yaz mevsimini heba etmeyelim. Temmuz ayında çerçeve yasayı çıkaralım. 1 Ekim'de Meclis açıldığında bu kök yasayı güçlendirecek, demokratik özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri bir bir hayata geçirelim" ifadesini kullandı.

Tülay Hatimoğulları’nın Meclis grubunda yaptığı konuşmada öne çıkanlar şöyle:

''11 Temmuz'da Süleymaniye'de silahlar yakıldı ve Türkiye'de kalıcı barışı konuşmak için gerçekten tarihî bir fırsat doğdu. O ateş, siyasetin, diyaloğun, demokratik çözüm iradesinin önünü aydınlattı. Ve şimdi sıra bu süreci hukuka, Meclis iradesine, kalıcı barışın güvencesi olacak yasal zemine dönüştürmekte. Defalarca söyledik; barış tek başına silahların susması değildir. Hukuku kurdukça barış gerçekten barış olur. Bu yüzden kamuoyunun büyük bir merakla beklediği çerçeve yasa artık çıkmalı. Yüzyıllık bir meseleyi tek bir yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız. 

Bu yaz mevsimini heba etmeyelim. Temmuz ayında çerçeve yasayı çıkaralım. 1 Ekim'de Meclis açıldığında bu kök yasayı güçlendirecek, demokratik özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri bir bir hayata geçirelim. Biliyoruz, yaklaşık 50 yıldır devam eden savaş ve çatışmalar sürecinde herkesin yüreğinde derin bir yara var. Şimdi bu yaraları derinleştirme değil, iyileştirme zamanı. Öcalan, Türkiye çözümünden ve bu yaraları iyileştirmekten yanadır. Ortak yaşamdan yanadır ve özgür çalışabilirse bu yaraları sarma konusunda çok önemli bir rol üstlenecektir. Toplumla rahatça konuşabilen, düşüncelerini özgürce paylaşabilen, çözüm perspektifini anlatabilen bir Öcalan, Kürt halkının ve tüm Türkiye'nin önünü açar. 

Ve buradan iktidara sesleniyoruz; PKK'nin aldığı tarihî kararların sonuçlarını hayata geçirecek bir hukuk için elinizi çabuk tutun. Barışın gerektirdiği siyasi cesareti gösterin, yasayı daraltmayın, daha fazla ertelemeyin ve bu özel düzenlemeyi bir oldu bittiye getirmeyin. Buradan yine muhalefete sesleniyoruz. Barış hiçbir partinin mülkü değildir. Demokrasiye inanan herkesin ama herkesin ortak sorumluluğudur.Bu mesele başka bir bahara ertelendikçe Kürt meselesi büyümüyor; Türkiye'nin demokrasi sorunu derinleşiyor, büyüyor ve demokrasi açığı daha da artıyor. 

Sivil topluma, emekçilere, emeklilere, kadınlara, gençlere, gazetecilere, aydınlara, yazarlara, sanatçılara ve inanç topluluklarına seslenmek istiyorum. Barış sadece Kürtlerin meselesi değildir. Türkiye halklarının, Orta Doğu'nun savaştan yorulmuş olan bu coğrafyasının tamamının ortak sorunudur. Bu konuda bizler sadece izleyen, ‘Hele bekleyelim bakalım ne olacak.’ diyen pozisyondan çıkmalıyız. Barışı hep birlikte daha güçlü sahiplenmeliyiz. Barışı daha güçlü sahiplenmeliyiz ki bu iktidar ve devlet daha çok adım atsın.''