Dünya Bankası: ABD-İran gerilimi enflasyon ve gıda krizini tetikleyebilir

Dünya Bankası Grubu Başekonomisti Indermit Gill, ABD ile İran arasında tırmanan askeri gerilimin küresel ekonomide yeni bir enflasyon dalgasına, faiz artışlarına ve büyümede sert yavaşlamaya yol açabileceği konusunda uyardı. 

Reuters tarafından aktarılan rapora göre Başekonomist Indermit Gill, Washington ve Tahran arasındaki askeri çatışmaların küresel ekonomi için ciddi riskler barındırdığını belirtti. En kötü senaryo analizine göre  çatışmaların altı ay veya daha uzun sürmesi durumunda, geçtiğimiz yıl yüzde 2,9 olan küresel ekonomik büyüme oranının yüzde 1,3’e kadar gerilemesi bekleniyor. Bu süreçte küresel enflasyon oranının ise yüzde 4,5 seviyelerine tırmanacağı öngörülüyor.

Orta Doğu’daki petrol altyapısının zarar görmesi ve Hürmüz ile Babülmendep boğazlarındaki deniz taşımacılığının aksamasının temel tarım ürünlerinin sevkiyatını sekteye uğratacağını savunan Gill, bu durumun yoksul ülkelerdeki gıda güvenliği krizini derinleştireceğini kaydetti. Gill ayrıca, artan faiz oranlarının borçlu ülkelerin kamu bütçelerini sarsacağını, sağlık ve eğitim harcamalarında zorunlu kesintilere yol açabileceğine dikkat çekti.

Söz konusu uyarılar, ABD güçlerinin İran’ın güney ve batısındaki hedeflere yönelik operasyonları ve Tahran’ın Bahreyn, Kuveyt ile Ürdün’deki ABD üslerine saldırarak yanıt vermesiyle gerilimin zirve yaptığı bir dönemde geldi. Eş zamanlı olarak Yemen’deki Husilerin Babülmendep Boğazı üzerinden Suudi Arabistan’ın petrol ihracatına yönelik deniz ablukası da küresel tedarik zinciri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Dünya Bankası verilerine göre düşük ve orta gelirli 32 ülkenin halihazırda borç krizi veya yüksek risk altında olduğu açıklandı. Gelişmekte olan ülkelerde borcun Gayrisafi Yurt İçi Hasılaya (GSYH) oranının, pandemi öncesi yüzde 50-55 seviyesindeyken 2025 yılı itibarıyla ortalama yüzde 74'e yükseldiği vurgulandı.

Raporun iyimser bir noktasına değinen Gill, yapay zeka (AI) teknolojisinin gelişmekte olan ekonomiler için bir fırsat alanı oluşturabileceğini belirtti. Yapay zekanın iş gücü üzerindeki olumsuz etkisinin gelişmiş ülkelerde yüzde 30-40 seviyelerinde olduğunu, ancak az gelişmiş ülkelerde bu oranın sadece yüzde 10’da kaldığını ifade eden Gill, bu durumun uzun vadede küresel büyümeyi teşvik edebileceğini; ancak etkilerinin önümüzdeki beş yıl içinde hissedilmesinin beklenmediğini sözlerine ekledi.