K24 RÖPORTAJ - Zaman ve ırmak Kürtlerin lehine mi akıyor?

Rojava’da oluşacak bir dengenin Türkiye’deki istikameti de belirleyeceği görüşünde

Cesim İlhan

Gazeteci yazar Ali Bayramoğlu, Batı Kürdistan (Rojava) sorununun çözülmeden, Türkiye’de yeni bir çözüm sürecinin başlamasının zor olduğunu söyledi.

Bayramoğlu, Rojava’da oluşacak bir dengenin Türkiye’deki istikameti de belirleyeceği görüşünde.

“Zaman ve ırmak Kürtlerin lehine akıyor” tezini yineleyen Bayramoğlu, Kürtlerin Ortadoğu’da geliştiğini ifade etti.

Bayramoğlu, HDP’nin Selahattin Demirtaş’ı tasfiye ettiğini düşündüğünü dile getirdi.

K24’ün Ali Bayramoğlu’na soruları ve verdiği yanıtlar şöyle:

Geçtiğimiz yıl sizinle yaptığım bir röportajda “Zaman ve ırmak Kürtlerin lehine akıyor” demiştiniz. Halen aynı fikirde misiniz?

Evet, halen aynı fikirdeyim. Tarihsel olarak bütün zorluklar, iniş ve çıkışlara rağmen Kürtlerin Ortadoğu’da geliştiğini düşünüyorum. Birçok tepki ve reaksiyona rağmen Mesud Barzani bağımsızlık referandumunu gerçekleştirdi. Suriye’nin durumu Kürtlerin ortak alanını oluşturmadaki gelişmeler Kürt siyasi alanına ilişkin geri dönülmez ortak bir süreç başlattı. Birbiriyle temas halinde herbiri kendi içinde özerk ya da daha demokratik bir alanda, bu geçişkenliğin çok daha yüksek olacağını düşünüyorum. Tabi Kürtlerin olduğu bölgeler iniş ve çıkışların bölgesidir, bunlar da yaşanacaktır elbet. Türkiye’de yaşandığı gibi, Suriye’de ya da referandum sırasında Irak’ta yaşandığı gibi…

Türkiye’de PKK ile devam eden çatışmalı dönemi nasıl okumak lazım?

Devletin PKK’ya karşı ilerletmiş olduğu mücadele, teknolojik araçlarla eskiye oranla çok daha başarılı sonuçlar veriyor devlet açısından. Yani insansız hava araçlarının kullanılması, bölgenin önemli ölçüde askeri denetim altına alınması, Türkiye açısında başarılı olduğunu gösteriyor. PKK’nın hareket alanı oldukça daralmış durumda. Şehirsel alanında da bir hareketlilik yok. Tabi daha sonra şiddet eylemleri nasıl olacak bunu zaman gösterecek.

Siyasi olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile yürütülen politikayı nasıl görüyorsunuz?

HDP’nin durumu malum, çok ağır bir denetim ve baskı altındadır. Cezalandırma ve alan daraltma politikaları sürüyor.

Mart ayında gerçekleşecek yerel seçimlerin HDP açısından nasıl geçeceğini öngörüyorsunuz?

Büyük bir dönüşümün olacağına şüphe yok. İlk büyük dönüş 24 Haziran’da mecliste yaşandı. Bütün baskı ve susturulma ortamına rağmen HDP’liler tekrar önemli ölçüde mecliste temsiliyetlerini arttırdılar. Bunun belediye seçimlerinde de böyle olacağını tahmin ediyorum. Buna göre HDP bölgede 110 ile 130 arasında belediye kazanacak. Bu gayet net bir şekilde görünen bir şey. 

Kayyumlar tekrar olacağı söyleniyor...

Eğer tekrar kayyum olursa bu demokrasinin daha fazla daraldığı ve otoriterleşmenin olduğu anlamına gelir. Seçilmişlerin yerine kayyum atamak için geçen sefer hendek olayları gibi gerekçeler vardı, bu sefer o gerekçeler de yok. Zaten seçimlere katılma yeterliliği olan kişileri Yüksek Seçim Kurulu (YSK) belirlediğine göre, bunlar kanunlar nezdinde teröre katılmış kişilerden oluşmayacak. Bu çok kolay bir iş değil.

Peki, HDP’nin geçmişle kıyaslandığında şimdiki politikasını nasıl görüyorsunuz, ilerleme var mı yok mu?  Kendi içinde sorun yaşıyor mu?

Yürüttükleri politika açısından kendi içlerinde çok anlamlı, çok demokratik, çok soru soran bir istikamette yol aldıklarını söylemek güç. Benim görebildiğim kadarıyla Demirtaş tasfiye edildi. Bu Kandil’in HDP üstünde yeniden çok sert bir şekilde yer aldığı anlamını taşıyor. Bu gözle bakınca yani Türkiye partisi olmaktan biraz daha Kürt partisi olmaya doğru ilerliyor.

HDP’nin şiddetin durması için çözüm arayışında olduğunu düşünüyor musunuz?

Yani çözüm ya da arayış konusunda çok umut veren bir istikamet izlemiyor. Buna gördüğü baskılar izin veremiyor denilebilir ama bazı politik arayışlarla daha farklı bir sonuç elde edebilirler.  

HDP’nin 'Ortadoğu krizi ve demokratik ulus çözümü' konulu konferansını nasıl gördünüz?

Oldukça bildik, kendisini tekrar eden sert ideolojik bir dil ifade eden, Öcalan’ın tezlerini tekrar eden bir kongre idi.

Peki, devletin çözüm sürecine yaklaşacağını düşünüyor musunuz? Yeni bir sürecin başlaması mümkün mü?

Suriye meselesi hallolmadan Türkiye’de yeni bir çözüm sürecinin başlaması çok zor. Artık Kürt sorununun yayıldığı alan sadece Türkiye sınırları içerisinde değil, Kürtlerin yaşadığı her yeri etkiliyor. Bu devlet açısından da öyle örgüt açısından da öyle. Dolaysıyla umudu olduğu bir taraf, diğerinin korkusu haline gelmiş durumda. Suriye’de bir denge olur, Türkiye oradan bir sonuçla ya da zorunlulukla hareket etmek durumunda kalırsa Türkiye içerisinde tekrar bir çözüm olabilir diye düşünüyorum. Ama şimdilik zor görünüyor.

Peki, Rojava meselesi nasıl çözülür sizce?

Uluslararası dengelerin ve Suriye’nin nasıl bir formülle huzura kavuşacağı durumuna bağlı. Bölgede birçok güç var. Her güç Suriye’nin bir parçası haline gelmiş durumda. Rusya, ABD, İran, Fransa, Türkiye de Afrin’de. Burada çözüm olursa büyük güçlerin çıkarını tatmin edecek istikamette olacaktır. ABD ve Rusya İran’ı ikna ederse Suriye’de Kürtlere bir alan bırakırlarsa Türkiye’nin başedebileceği bir durum olmaz. Burada Türkiye içinden PKK’nın silahlı güçlerinin çekilmesi istikametinde bir görüşme bile olabilir. Tabi tüm bunlar hep varsayımlar. Ama Rojava’da oluşacak bir denge Türkiye’deki istikameti belirleyecek, bunu görüyoruz.

Yerel seçimlerde AK Parti ile MHP ittifakının olmaması nasıl bir sonuç çıkaracak?

Henüz bir şey söylemek mümkün değil ama şu kesin ki her ikisi de birçok yerde 24 Haziran genel seçimlerinin rövanşını yaşayacak. AK Parti en büyük oyunu MHP’ye verdi, MHP en büyük oyunu İYİ Parti’ye verdi.

HDP ile CHP’nin ittifak yapmaları mümkün mü sizce?

Böyle bir ittifakın mümkün olabileceği kanaatinde değilim. Bu ittifak CHP açısından pek mümkün olmaz diye düşünüyorum.

Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu

PORTRE/ ALİ BAYRAMOĞLU

Ali Bayramoğlu, 1956 yılında Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve ortaöğretimin ardından 1973 yılında İskenderun Lisesi’nden mezun oldu. Yükseklisansını tamamlamak için 1979 yılında Grenoble Siyasal Bilimler Enstitüsü'nü kayıt oldu ve 1982 yılında mezun oldu. 1985 yılında bir kez daha aynı üniversitede akademik kariyerine devam etti. Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde doktorasını tamamladı.

Akademik kariyerinin yanı sıra medya sektöründe gazetecilik alanıyla ilgilendi. İlk olarak Yeni Yüzyıl gazetesinde çalışmaya başlarken, sonrasında Star, Yeni Binyıl ve Sabah gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 yılında Yeni Şafak gazetesinde başladığı köşe yazarlığını, 2016’da noktaladı.