‘73’üncü Ferman’ın üzerinden 6 yıl geçti
3 Ağustos 2014 yılında Şengal’de yaşanan ve “73’üncü Ferman” olarak nitelenen soykırımda binlerce Ezidi Kürt öldürülürken, katliam insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti.
K24 - ERBİL
3 Ağustos 2014 yılında Şengal’de yaşanan ve “73’üncü Ferman” olarak nitelenen soykırımda binlerce Ezidi Kürt öldürülürken, katliam insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti.
Şengal trajedinin üzerinden 6 yıl geçti ve halen, kaçırılan binlerce kişinin akıbeti bilinmiyor. Şengal’in yarası halen kanamaya devam ediyor ve sık sık toplu mezarlar ortaya çıkarılıyor.
9 Haziran’da, Irak Ordusu’nun savaşmadan çekilmesiyle ülkenin en büyük ikinci kenti Musul, DAİŞ’in eline geçti. Musul’un merkezini oluşturduğu Ninova Vilayeti’nin, Irak Anayasası’nın 140’ıncı maddesi kapsamında kalan ve “tartışmalı bölgeler” olarak da nitelenen, Kürdistan Bölgesi idaresi dışındaki Kürdistani bölgeler, açık hedef haline geldi. Şengal de bu bölgelerden biriydi.
İkinci ayı dolmadan DAİŞ, Musul’da Hristiyan, Kakeyi Kürtler ve diğer etnik ve dini azınlıkların yaşadığı bölgelere kapsamlı saldırılar gerçekleştirdi. 3 Ağustos’ta Şengal’e girdiklerinde ise bir soykırım yaptılar. Binlerce Ezidi Kürt öldürüldü, toplu mezarlara gömüldü, binlercesi de kaçırıldı.
Katliamdan kaçan onbinler ise Şengal Dağı’na sığındı. Yaz sıcağı, açlık, susuzluk ve ardından başlayan salgın hastalıklar, çok sayıda ölümü daha beraberinde getirdi.
Ezidilere yönelik katliamın yolunu Şengal’in çevre köylerinde yaşayan Araplar açtı ve DAİŞ’li teröristler, haklarında ölüm fermanı çıkardıkları masum Ezidileri kırımdan geçirdi.
IRAK ORDUSU ÇEKİLDİ
DAİŞ Şengal’e saldırdığında Irak ordusu Musul, Tikrit, Kerkük’ün güney bölgeleri ve Diyala’dan kaçarak buralarda kontrolü örgüte bırakmıştı. Ordunun gelişmiş silahları dahil bütün cephaneleri DAİŞ’in eline geçmişti. Bu da Şengal çevresinde ciddi bir güvenlik boşluğu doğurmuştu.
Peşmerge yetkililerinin verdiği bilgilere göre bölgede bulunan Irak ordu güçleri direniş göstermemiş, bölgede bulunan polis ve Peşmergeler ise Irak hükümetinin politikası nedeniyle gerekli silah ve mühimmattan yoksundu. DAİŞ’in geniş çaplı saldırısına karşı konulamazken, bölgedeki binlerce Arap’ın desteğiyle örgüt kalabalık bir güç oluşturmuştu.
Sınırın diğer tarafındaki Suriye’de de epey güçlenen DAİŞ, ülkedeki iç karışıklıktan faydalanarak radikal dini düşüncede bir yapı oluşturmuştu. Ülkenin en büyük vilayetlerinden Rakka’yı ele geçirerek “kale” haline getirmişti.
Musul’un merkezini oluşturduğu ve Sünni nüfusun yoğun olduğu Ninova vilayetinde de halk, dönemin Başbakanı Nuri Maliki yönetiminin uygulamalarına tepkiliydi. Halk, ordu ve polis gücünün kendilerine zulmettiğini dile getiriyordu.
Bütün bu şartları fırsat bilen DAİŞ, onlarca araçlık konvoyla Haziran 2014’te Musul’u ele geçirdi. 10 Haziran’da kent tamamen DAİŞ’in eline geçti. Kentte konuşlu bulunan ordu ve polis birlikleri direniş göstermeden, bütün cephaneliklerini geride bırakarak kaçtı.
BAŞKAN BARZANİ OPERASYONU BİZZAT YÖNETTİ
Musul’u ele geçirdikten sonra Şengal’e yönelen DAİŞ, çağın en büyük katliamını gerçekleştirdi.
Kürdistan Bölgesi Hükümeti, Şengal Dağı’na sığınan binlerce kişiyi, Duhok çevresinde kurulan kamplara yerleştirdi.
Uluslararası koalisyonun harekete geçip DAİŞ’e karşı bombardımana başlaması ve Peşmerge Güçleri’ne hava desteği sağlamasıyla örgütün ilerleyişi durduruldu. Askeri operasyonlar sürerken, kaçırılan binlerce kişinin kurtarılması için de kampanyalar ve çalışmalar başlatıldı.
Başkan Mesud Barzani, Ezidi Miri ve vatandaşlara Şengal’i kurtarma sözü verdikten sonra Başkomutan sıfatıyla Şengal operasyonunu bizzat yönetti. İşgalden bir yıl sonra Şengal DAİŞ’ten temizlendi.
Askeri açıdan stratejik bir konuma sahip olan Şengal’in nüfusu 400 bin dolayında. Nüfusun yüzde 70’ini Ezidi Kürtler, yüzde 20’sini Müslüman Kürtler, geri kalanını da Arap ve Hristiyanlar oluşturuyor.
Şengal’e dışarıdan gelen silahlı gruplar ile milislerin oluşturduğu karmaşa nedeniyle insanların büyük bölümü halen evlerine dönebilmiş değil.