MSD yetkilisi: Suriye alenen taksim ediliyor

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Şam Temsilcisi Abdulwahab Halil, Suriye Arap Ordusunun Deyr Hafir ve Meskene bölgelerine yönelik son saldırılarını değerlendirerek, "Şam hükümeti, üzerindeki uluslararası baskılar nedeniyle Kürtlere savaşı dayatıyor." uyarısında bulundu.

MSD'nin Şam Temsilcisi Abdulwahab Halil, bugün (14 Ocak 2026 Çarşamba) Kurdistan24’ün saat 09.00 bültenine konuk oldu. Halil, Suriye ordusunun Deyr Hafir ve Meskene'ye yönelik saldırıları ile Suriye’nin geleceğine dair kritik açıklamalarda bulundu.

MSD yetkilisi, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), uluslararası koalisyon ile varılan mutabakat çerçevesinde bu bölgelere yerleştiğini hatırlatarak, DAİŞ teröründen temizlenen bu bölgelerde çok sayıda bedel ödendiğini vurgulayıp, SDG'nin Deyr Hafir, Meskene ve çevresinde bulunmasının tek amacının sivillerin güvenliğini sağlamak olduğunu belirtti. 

Halil, "Herkes DAİŞ’in bu bölgeler için hala ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu biliyor." dedi.

Suriye’nin bölünmesi üzerine daha önce gizli yürütülen pazarlıkların artık açıkça yapıldığını savunan Halil, şu değerlendirmede bulundu:

"SDG'den güçlerini Fırat’ın doğusuna çekmesi istendiğinde bu şu anlama geliyor; Fırat’ın doğusu SDG’nin, güneyi İsrail’in, kuzeyi ise Türkiye’nin kontrolünde olsun isteniyor."

Mevcut anlaşmalar çerçevesinde Suriye ordusunun Deyr Hafir ve Meskene’yi de ele geçirmeye çalıştığını belirten Halil, SDG mevzilerinin bu yüzden bombalandığını ifade etti. 

Halil, "Halep savaşı sırasında da aynısını söylüyorlardı; 'SDG Fırat'ın doğusuna çekilsin'. Fırat’ın doğusu da Suriye toprağıdır, bu talep neden? Kanaatimizce, Şam hükümeti üzerinde SDG ile savaşması yönünde büyük bir uluslararası baskı var." şeklinde konuştu.

Halep'teki çatışmalar ve Deyr Hafir ile Meskene’deki son gerginlikler karşısında ABD’nin tutumunu da eleştiren MSD yetkilisi, Washington’ın tavrını "net ve ciddi olmaktan uzak" olarak niteledi. 

ABD'nin taraflara sadece itidal ve müzakere çağrısı yaptığını belirten Halil, şöyle devam etti:

"DAİŞ’le mücadele kapsamında ABD ile bir ittifakımız var. Washington yetkilileri defalarca Fırat'ın doğusuna yönelik saldırılara izin vermeyeceklerini ve Fırat'ın batısında da terörle birlikte mücadele edeceklerini teyit etmişlerdi. ABD daha önce Suriye'de merkeziyetçiliği savunuyordu; ancak Süveyda, sahil kesimi ve Halep'teki Kürt mahallelerinde yaşananlardan sonra merkeziyetçiliğin yürümeyeceğine ve ademi merkeziyetçi bir sisteme ihtiyaç duyulduğuna kanaat getirdiler. Bizim de hedefimiz bu; sadece Fırat'ın doğusu için değil, tüm Suriye için ademi merkeziyetçiliği müzakereyle elde etmek istiyoruz."

Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şaraa ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında imzalanan 10 Mart 2025 tarihli anlaşmaya da değinen Halil, bu mutabakatın Suriye genelinde ateşkesi, sivil ve askeri kurumların devlet kurumlarıyla entegrasyonunu ve Kürtlerin asli bir unsur olarak tanınmasını içerdiğini hatırlattı.

Anlaşmanın uygulanmasının Suriye’nin sorunlarına köklü çözüm olacağını vurgulayan Halil, "Anlaşma uygulanırsa bölünme önlenir ve hiçbir gücün yer değiştirmesine gerek kalmaz. Ancak Şam hükümetinin mevcut tutumu ülkeyi bölünmeye götürüyor. Onlar anlaşmayı savaş yoluyla uygulayabileceklerini sanıyorlar ama biz yanıldıklarını düşünüyoruz; anlaşma ancak müzakere masasında hayata geçirilebilir. Hiçbir taraf Suriye’deki sorunları askeri yöntemlerle çözemez." dedi.

Suriye Arap Ordusu'nun geçtiğimiz günlerde Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine düzenlediği saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştı. Ordu, dün (13 Ocak) yayımladığı bir bildiriyle Deyr Hafir ve Meskene bölgelerini "kapalı askeri bölge" ilan etmişti.

Halep kırsalında bulunan ve SDG kontrolünde olan bu bölgelerdeki askeri noktalar, Suriye ordusu tarafından İHA ve tanklarla hedef alınıyor. Şam yönetimi, bölgedeki tüm SDG güçlerinin Fırat’ın doğusuna çekilmesini talep ediyor.