Tom Barrack: "SDG’nin DAİŞ karşıtı güç olma işlevi büyük ölçüde sona ermiştir"
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye'deki gelişmelere ilişkin paylaşımında, Esad sonrası Kürtler en büyük fırsatın yeni hükümetin geçiş sürecinde yattığını belirtti.
Barrack, 20 Ocak 2026 Salı günü ABD merkezli X sosyal medya platformunda Suriye'deki gelişmelere ilişkin paylaşımda bulundu.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi paylaşımında, "Şu anda Suriye'deki Kürtler için en büyük fırsat, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni hükümetin yönetimindeki Esad sonrası geçiş sürecinde yatmaktadır. Bu an, Kürtlerin devletsizlikle, dil kısıtlamalarıyla ve sistematik ayrımcılıkla yüz yüze olduğu Beşar Esad rejimi sırasında uzunca süre reddedilen vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon için bir yol sunuyor." ifadelerini kullandı.
Barrack, SDG ile DAİŞ'e karşı Suriye'de bir ortaklık kurduklarını ve bu ortaklığın kurulduğu dönemde "Suriye'de ortaklık kurulacak işleyen bir merkezi devletin bulunmadığını" belirterek, "Bugün bu durum kökten değişti. Suriye artık, batıya dönük olduğunun ve ABD ile terörle mücadelede işbirliğinin sinyalini veren, DAİŞ karşıtı Koalisyon'a katılmış, tanınan bir merkezi hükümete sahip." değerlendirmesinde bulundu.
Bu durumun, ABD ile SDG arasındaki ortaklığın gerekçesini değiştirdiğini dile getiren Barrack şunları kaydetti:
"Şam, DAİŞ kampları ve gözaltı tesislerinin kontrolü dahil güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hazır ve gönüllü olduğundan SDG'nin sahadaki başlıca DAİŞ karşıtı güç olan asıl amacının süresi büyük ölçüde dolmuştur. Son gelişmeler, ABD'nin SDG'nin ayrı rolünü uzatmaktan ziyade bu geçişi aktif biçimde kolaylaştırdığını göstermektedir."
Barrack, paylaşımında ABD'nin uzun vadeli bir askeri varlık sürdürme gibi bir çıkarı olmadığını belirterek, önceliklerinin terör örgütü DAİŞ kalıntılarının yenilgiye uğratılması, uzlaşmanın desteklenmesi, ayrılıkçılık ya da federalizm olmadan ulusal birliğin güçlendirilmesi olduğunu aktardı.
Tom Barrack, 18 Ocak Mutabakatı'na da atıfta bulunduğu paylaşımında şu sözleri kullandı:
"Bu durum Kürtler için eşsiz bir fırsat yaratıyor, yeni Suriye devletine entegrasyon, tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar da dahil), Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürünün anayasal olarak korunması (örneğin Kürtçe eğitim, Newroz'un ulusal bayram olarak kutlanması) ve iç savaş kaosunda SDG'nin sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesinde yönetimde yer alma imkanı sunuyor.
Riskler devam etse de (örneğin, kırılgan ateşkesler, ara sıra yaşanan çatışmalar, radikallerle ilgili endişeler veya bazı aktörlerin geçmişteki şikayetleri yeniden gündeme getirme isteği), Amerika Birleşik Devletleri, Kürt hakları ve DAİŞ karşıtı iş birliği konusunda güvenceler için baskı yapıyor. Alternatifi, uzamış ayrılık, istikrarsızlığa veya DAİŞ'in yeniden canlanmasına davetiye çıkarabilir. ABD diplomasisiyle desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için bugüne kadarki en güçlü şansı temsil ediyor."
Barrack, ABD'nin Suriye'de odaklandığı başlıca iki konuya da işaret ederek, bunların hali hazırda SDG kontrolünde olan DAİŞ tutuklularını barındıran cezaevlerinin güvenliğinin sağlaması ile SDG ile Suriye Geçiş Hükümeti arasında SDG'nin barışçıl entegrasyonuna ve Suriye'deki Kürt nüfusunun tam Suriye vatandaşlığına siyasi olarak dahil edilmesi yolundaki görüşmelerin kolaylaştırılması olduğunu kaydetti.