Hakan Fidan: Irak Suriye'deki durumdan ders çıkarmalı

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, önümüzdeki süreçte Irak’ta PKK kaynaklı sorunlar yaşanacağı iddiasında bulunarak, "Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak'ta buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur." dedi. 

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk'te katıldığı canlı yayında bölgedeki son gelişmelere yönelik soruları yanıtladı.

İran meselesinin gündemi çok meşgul ettiğini belirten Fidan, "Bölgede çıkacak yeni bir savaşı bölgenin kaldıracak hali yok. Olası bir savaşı önlemenin bütün imkanlarını kullanmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Fidan, gerginliğin "hemen neticeye ulaşmasının zor bir konu" olduğunu söyleyerek, ABD ve İran’ın müzakere etmeye devam etme hususunda bir irade koymuş olmasına işaret eden Fidan, "Şu anda en azından ani bir savaş tehdidi yok gibi duruyor." deyip, müzakereler konusunda kapının aralandığını vurguladı.

Bakan Fidan, nükleer meselenin, direkt ABD'nin ulusal güvenliği ve küresel güvenlikle ilgili olduğunu ancak balistik füze, vekil güçler gibi diğer meselelerin, ABD'nin güvenliğine bire bir ilişkili meseleler olmadığını, bunların İsrail ve bölgesel güvenlikle alakalı olduğunu aktardı.

ABD'nin "biraz daha açıktan baskı unsuru gösterme" metodunu benimsediğini belirten Fidan, Washington'un bölgeye filo ve bombardıman uçaklarını yollaması ve stratejik güçlerini kaydırmasının, Tahran'ın da füze sayısını çoğalttığı açıklamalarının olası saldırının taraflar için sıkıntılı olacağının ipuçlarını verdiğini söyledi.

"İran'a yönelik bir hava saldırısı söz konusu olduğunda, bu saldırıyı düzenleyecek olanlar rejimin yıkılmasını hedefliyorlar. Böyle bir saldırıda rejim yıkılır mı? sorusuna Fidan, "Hayır, yıkılmaz." cevabını verdi.

İran'ın mutlaki monarşi ile yönetilmediğine dikkati çeken Fidan, İran'ın zenginleştirilen uranyumu silahlaştırmaya yönelik bir adım atmadığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Atom bombaları yok İranlıların. Yapmak istediklerine dair de bir veri yok. Çünkü, şimdi bakın, bir taraftan uranyumu zenginleştirmeniz lazım, bir taraftan başlık geliştirmeniz lazım, bunları bir de birleştirmeniz lazım. Şimdi bunu, silahlaştırma konusunda İran bir adım atmış değil. Böyle bir şeyi de yok. Varsayımlar var, bunu isterse şu kadar zamanda yapar, bu kadar zamanda yapar diye varsayımlar var, sürekli güncellenen."

Asıl sorunun İran'ın zenginleştirdiği uranyum miktarı olduğunu dile getiren Fidan, "Ama tabii nükleer bomba sadece uranyum zenginleştirmesiyle olmuyor. Yani orada onu silaha dönüştürecek başka bir sürece, başka bir teknolojiye ihtiyaç var. Onun da olması gerekiyor. Şimdi İran için en çok korkulan şey 3 element, zenginleştirilmiş uranyum, nükleer başlığa dönüşmesi ve bunun iletilmesi, füze. Şimdi füzeyle, zenginleşmiş uranyum olunca üçüncü elementi de yapmayla ilişkili bir şey olursa o zaman bu sıkıntılı olur varsayım, her zaman için senaryo olarak. Dolayısıyla burada İran'ın anlaşılmayan tavrı, madem böyle bir niyetiniz yok, bu kadar zenginleştirmeyi de yapmayın, bu kadar büyük yaptırımlar da olmasın diye görüşler de var." diye konuştu.

Fidan, Türkiye'nin 1970'lerden beri Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'na (NPT) taraf olduğuna işaret ederek, bu anlaşmada bazı adil olmayan hükümlerin bulunduğunu vurguladı.

Türkiye'nin İran'ın nükleer silah sahibi olmasına nasıl yaklaştığına ilişkin soruyu Fidan, şu sözlerle yanıtladı:

"Bölgede dengeyi değiştirecek dramatik değişimleri görmek istemiyoruz açıkçası. Yani bir güç dengesi var. Bunun bozulması bölgedeki işbirliği ruhunu ciddi oranda zedeler. İkincisi bunu farklı okuyan, İran'la birtakım daha farklı sorunları olan ülkeleri nükleer silah sahibi yapma çabası içine sokar ve aynı yarışa bizim de ister istemez katılmamız gerekebilir. Dolayısıyla bunun bölge için çok faydalı olacağını düşünmüyorum." 

Fidan, Türkiye'nin nükleer silaha sahip olması gerekip gerekmediğine ilişkin soruya ise "Bunlar tabii birtakım stratejik yüksek konular. Bunlar geniş, büyük resim içerisinde düşünülmesi gereken hususlar." yanıtını verdi.

-Suriye'deki Kürtlere ilişkin durum

Fidan, Şam'daki hükümetin bütün vatandaşlara sağladığı hak, eşitlik ve özgürlük ortamının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Ülke olarak, devlet olarak, başta Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere, Suriye'deki Kürtlerle ilgili inanılmaz büyük hassasiyetimiz oldu." ifadesini kullandı.

Suriye'deki gelişmelerin “Kürtlerin ve bölge halkının lehine” sonuçlandığından bahseden Fidan, “kan dökülmeden” bu aşamaya gelinmesinin iyi bir gelişme olduğunu söyledi ve diyalogla devam edilmesini temenni etti.

Suriye'de kat edilmesi gereken yol olduğu değerlendirmesi yapan Fidan, "YPG'nin işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve Kürt nüfusunun yaşadığı yerde pozisyon alması bir önceki haritaya göre çok daha sağlıklı bir durum. Ama bu durumdan daha iyi bir duruma da gidilebilir. Mutabakat gereği tamamlanması gereken adımlar var. İki tarafta da güvensizlik var. YPG'nin de tarihi bir dönüşüm yaşaması gerekiyor kendi içinde."  diye konuştu.

Suriye’de Ahmed Şaraa yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki entegrasyon çabalarını yakından takip ettiklerini belirten Fidan, Türkiye’nin bu konudaki temel şartını şu sözlerle dile getirdi:

"YPG/SDG yapısı mutlaka PKK emellerinden kopmalı, daha 'Suriyeli' ve gerçekçi bir zemine oturmalıdır. Türkiye ve Irak’ın güvenliğini tehdit etmeyen, meşru bir yapıya dönüşüm şarttır. Türkiye başından beri Kürtlerin vatandaşlık ve eşitlik haklarını savunmuştur. Bu anlamda Ahmed Şaraa yönetiminin mevcut kararnamelerini ve çizgisini düzgün buluyoruz."

-Irak'taki PKK varlığı

Önümüzdeki süreçte Irak’ta da PKK kaynaklı sorunlar yaşanacağı iddiasında bulunan Fidan, "Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak'ta buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur." dedi. 

Irak'taki PKK varlığının da büyük bir mesele haline geleceğini kaydeden Fidan, Irak Hükümetinin PKK konusunda bir irade ortaya koymak zorunda kalacağını vurgulayarak, Şengal’deki yapılanmanın orada duramayacağı ve durmaması gerektiğini söyledi.

"Irak, ben bir egemen devletim, benim topraklarımın içinde silahlı bir örgüt olamaz noktasına mı gelecek?" sorusuna "Evet." yanıtını veren Türkiye Dışişleri Bakanı, "Irak Hükümetinin özellikle PKK ile ilgili sorunu sahiplenmesi son 5 yılın bir meselesi, söylem bazında." diye konuştu.

Hakan Fidan, PKK’nin Irak’taki varlığına yönelik rahatsızlıklarını şu sözlerle ifade etti: 

“PKK Türkiye'ye karşı kurulmuş bir organizasyon ama Türkiye'de işgal ettiği, edebildiği hiçbir alan yok. Ama Irak'ta, buna mukabil, çok geniş toprak parçalarını işgal ediyor. Suriye'de işgal ediyor. Sorun benim sorunum olmaktan ziyade senin sorunun olmuş. Sen nasıl bir egemen devletsin ki bunu varlığına bu şekilde izin veriyorsun?"

Fidan, Irak'ta Nuri el-Maliki'nin başbakan olması ihtimalinin ortaya çıkmasıyla ilgili soruyu yanıtlarken, "Bizim resmi politikamız hiçbir zaman için, özellikle Irak'ta seçimle gelen, Parlamento yoluyla gelen bir hükümeti, bir başbakanı herhangi bir şekilde tercih etmeme gibi bir durumumuz yok. Kim gelirse gelsin, biz orada çalışırız." dedi.

Eskiden Maliki'nin başbakanlığı döneminde ortaya çıkan problemlerin insanları aynı sorunların yeniden ortaya çıkacağı endişesine sevk ettiğini anlatan Fidan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Maliki'nin adaylığına karşı çıkmasının Irak'ta dikkate alınacağı değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Irak'la ilgili alınmış Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının bulunduğunu ve Irak petrollerinin parasının hala ABD'ye gittiğini belirterek, "New York'tan her ay belli miktar dolar Irak bankalarına gelmezse Irak ekonomisinin yürüme şansı yok. Böyle bir mekanizma hala var. Amerika'nın elinde çok fazla şey var." ifadelerini kullandı.

Erdoğan-Trump ilişkisi ve AB süreci

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkinin "karşılıklı saygıya" dayandığını belirten Fidan, iki liderin de benzer siyasi mücadelelerden gelmiş olmasının aralarındaki bağı güçlendirdiğini dile getirdi.

AB ile ilişkilerde ise vize serbestiyeti ve Gümrük Birliği gibi konularda ilerleme kaydedilemediğini, bu süreçlerin Kıbrıs Rum Kesimi gibi bazı ülkelerin engellemeleriyle karşılaştığını söyledi.

Hakan Fidan, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefimize ulaşmak için tüm ilkelerimiz etrafında ilerlemeye devam edeceğiz. Dezenformasyonlar ve ırkçı söylemler bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır" mesajını verdi.