Bakırhan: Sürecin istikameti komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde belirlenecektir

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir." dedi. 

Bakırhan, bugün (17 Şubat 2026 Salı) partisinin haftalık TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Mesele bugünü değil tarihi kurtarmaktır, geleceği doğru temel üzerine kurmaktır 

DEM Parti heyetinin dün (16 Şubat 2026 Pazartesi) İmralı'da Abdullah Öcalan'la gerçekleştirdiği görüşmeye değinen Bakırhan, "Sayın Öcalan, 'Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz. Tarih de Kürtsüz olmaz' diyor. Ama bazıları günü,  ayı, yılı kurtarmaya çalışıyor. Karşısındaki akıl yüzyılları kurtarmaya çalışıyor. Ancak yüzyılın demokratik bir zeminde barışçıl bir şekilde devam etmesi için de Kürt'ün de olması gerektiğini belirtiyor. Biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. Mesele bugünü değil; tarihi kurtarmak, geleceği doğru temel üzerine kurmaktır diyoruz. Bunu gerçekleştirmek için Sayın Öcalan'ın dahil olduğu, süreci siyasetin dili ve iradesiyle yürütecek bir koordinasyon mekanizmasına acilen ihtiyaç vardır. Bu mekanizma; iktidar ve muhalefetin sürece katılımını sağlayacak, güvenlik ve siyasetin dengesini de kuracaktır. Sürecin hızlı ve güçlü bir şekilde İlerlemesine de bu mekanizma katkı sunacaktır." sözlerini kullandı.

Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun önünde "çok önemli" bir görev olduğuna işaret eden Bakırhan, şöyle devam etti:

"Somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp artık Meclis’e sunması gerekiyor. Tekrar ediyoruz; rapor yeni tariflerle uğraşmamalı, sürecin gereklerine odaklanmalıdır. Rapor tarihsel korkulara ve tabulara sıkıştırılmamalıdır. Yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille “Yeni Türkiye” raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle demokratik Türkiye'yi inşa edecek bir rapor oluşturulamaz.

Çok açık söyleyelim ki 40 yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül uzatarak asla söyletemezler. Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Kürt meselesi bir terör meselesi değildir; demokrasi ve özgürlükler meselesidir. Bir güvenlik meselesi değildir. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler, meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir.

Biz, artık palyatif değil kalıcı çözümlere odaklanmalıyız diyoruz. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz diyoruz. Bu sebeple komisyonun raporu yenilikçi, ezberlerden uzak, demokratik ve kapsayıcı olmalıdır ki yeni bir yaşamın kapıları aralansın."

Münih’teki fotoğraf Kürtlerin Şam'la birlikte yürüme iradesini göstermiştir

Münih’te düzenlenen Güvenlik Konferansı'nın öneminde de değinen DEM Parti Eş Genel Başkanı, "Konferans. Sadece bir konferans değildi. Orada aslında çok tarihi adımlar, kareler ve diplomatik girişimler vardı. Hafta sonunda Almanya'daki Münih Güvenlik Konferansında, Suriye ve dahilindeki Mazlum Kobani ve İlham Ahmed'in Fransa Cumhurbaşkanı, ABD Dışişleri Bakanı, Suudi heyeti ve birçok ülke temsilcisiyle görüşmeleri oldu. Bu görüşmeler tarihi önemdeydi. Bu görüntü Suriye'nin Kürtlerle güçlü olduğunu, Kürtlerin Şam'la birlikte yürüme iradesi olduğunu göstermiştir. Biz yine bir grup toplantısında burada söylemiştik; neden Sayın Mazlum Abdi, Sayın İlham Ahmed’i Türkiye davet etmez, konuşmaz, görüşmez demiştik. Kıyamet kopmuştu. Bildik yorumlar ve tanımlamalar yapılmıştı. İşte siz buraya çağırmazsanız Almanya'da aynı masada otururlar. Hem de dünyanın süper güçleri onlarla görüşmek için sıraya girer. Dolayısıyla bu treni kaçırdık. Umarım bundan sonraki adımlarımızda biraz daha kapsayıcı oluruz. Bütün dünyanın meşru ve resmi olarak gördüğü Rojava’daki Kürtlerin temsilcileriyle ilişkilerimizi de doğru bir zeminde, doğru bir dille kurarız." diye konuştu.

Münih Konferansı göstermiştir ki Kürtler bitmemiştir, aksine masadadır

"Münih Güvenlik Konferansındaki görüntüler bir kez daha onları yanıltmıştır." diyen Tuncer Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"(Konferans) Bir kez daha boşa düşürmüştür. Münih'te Kürtler kendi iradesiyle ve temsilcileriyle birlikte Suriye Devleti içerisinde yer alarak uluslararası görüşmelerde bulunmuş ve tarihi bir gelişme kaydetmiştir. Kürtler bitmemiştir, aksine masada Suriye Devleti ile birlikte halkının haklarını uluslararası zeminde sahiplenmiş ve savunmuştur.

Kabul edilmişlerdir. Kürt'ün iradesini tanıyan Suriye'nin birliği de güçlenmiştir. Uluslararası düzende Suriye'nin varlığı daha fazla meşru hale gelmiştir. Kürt'le kavga eden bir Suriye'yi, Şaraa’yı kim ne yapsın? İşte Kürt'le birlikte dünyanın süper güçleri görüştü. Birliğin, beraberliğin, hakkı hukuku tanıyan bir yaklaşımın fotoğrafıdır orası."