Bakırhan: Kürt sorunu bir terör sorunu değil demokrasi ve özgürlükler sorunudur

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Kimse Kürtlere bir şey bahşetmedi. Kürtler kendi emekleriyle, mücadeleleriyle, çabalarıyla çok önemli bir aşamaya geldiler." dedi.

Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları kapsamında dün (22 Şubat 2026 Pazar) Bitlis’te düzenlenen halk buluşmasına katıldı. 

DEM Parti Meclis Başkanvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan’ın da katıldığı buluşmada Bakırhan dündeme dair açıklamalar yaptı.

Mücadele sayesinde dünya Rojava’da Kürtlerin statüsünü kabul etti

Geçtiğimiz hafta Münih'te düzenlenen Güvenlik Konferansı’na Kürt yetkililerinin katılımının önemine değinen Bakırhan, "Münih Konferansı’nda terörist dediği Kürtlerin temsilcilerini bütün dünya kabul etti. Amerika Dış İlişkileri Bakanlığı’ndan Suudi Arabistan’a, Fransa’ya, Almanya’ya Münih Konferansı’na katılan neredeyse bütün ülkelerin temsilcileri Sayın Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile görüşmek için sıraya girdiler. Dünya artık Kürtleri kabul etti. Rojava'da Kürtlerin statüsünü kabul etti. Kürtlerin geleceğini kabul etti. Kimse Kürtlere bir şey bahşetmedi. Kürtler kendi emekleriyle, mücadeleleriyle, çabalarıyla çok önemli bir merhaleye geldiler. Kürtler, Suriye'de sadece kendi bölgelerini yönetmeyecek, Suriye yönetiminin de ortağı olacak." diye konuştu.

Kürt sorunu bir terör sorunu değil demokrasi ve özgürlükler sorunudur

Türkiye'deki barış sürecinden de bahseden DEM Parti Eş Genel Başkanı, "Yeniden bir kapı aralandı, Öcalan, devletle görüşülüyor. Bu süreç henüz başlangıç aşamasındadır. Mecliste bir komisyon kuruldu. Bir komisyon kimi kararlar verdi. Şimdi Meclis Komisyonun vermiş olduğu kararlar, kati ve sonsuz şeyler değil. Meclis Komisyonu aslında bir Meclisin kimi yasalar çıkarması için kapıyı araladı. Zaten Meclis Komisyonu, 100 yıllık Kürt meselesini çözecek bir iradeye bir hücre sahip değil. Meclis Komisyonu’nun bir görevi vardı. Bu çatışmalı süreci sonlandıracak, hukuki ve yasal zemini oluşturacak bir altyapı oluşturup, ilgili ihtisas komisyonlarına önerilerini sunmaktır. Bizim Mecliste bulunan arkadaşlarımız Mecliste bulunan komisyonun hazırlamış olduğu bazı şeylere katıldığını belirtti. Bazı maddelere de şerh koydu. O itirazlarımızı ortaya koyduk. Çünkü biz bazı şeylere aynı bakmıyoruz. Yani bizi yok sayan, bizi hala terör parantezine sıkıştıran, 100 yıllık bir siyasi ve tarihi meseleyi getirip, terör ve güvenlik parantezini alan bir yaklaşımla aynı düşünmüyoruz. Kürt sorunu bir terör sorunu değil bir demokrasi sorunudur. Bir özgürlükler sorunudur. Bir dil sorunudur, bir kimlik sorunudur. Dolayısıyla bu konuda Meclis raporunun altına biz çekincelerimizi ortaya koyduk. Siz de bunu takip ettiniz. Ve bir kez daha Bitlis’ten seslenmek istiyoruz." sözlerini kullandı.

Kürt’ü terör ve güvenlik parantezine alan aklı tanımıyoruz

Cumhuriyetin 2. yüzyılında Kürtlerin dili, kimliği ve kültürü yasal ve hukuki bir güvenceye kavuşması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, "Kürtler, bu ülkenin asli unsurlarıdır. Bitlis de bunu bilir. Bin yıllardır, Türklerle birlikte bir dayanışma içerisindedir. Beraber yaşıyor. 100 yıl önce bu ülkenin kurtuluşunda hep birlikte yer almadık mı? Bitlisliler, bu cumhuriyet kurulurken Türklerle birlikte mücadele etmediler mi? Şimdi kuruluşunda, kurtuluşunda Kürt'ü kardeş gören ama kurulduktan, kurtulduktan sonra Kürt'ü öteki gören, 100 yıl sonra terör parantezi, güvenlik parantezi içerisine alan bu aklı biz tanımıyoruz. Bu akıl yanlıştır. Bu akıl doğru yolda gitmiyor." dedi.

Madem kardeşsek doğuştan var olan haklarımızın tanınması gerekiyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kurtuluşunda yer alan Kürt'ün Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında artık dilinin, kimliğinin tanınması gerekiyor. Bunun mücadelesini yürütüyoruz. Kardeşlik hukukunun gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Madem kardeşsek, bizim farklı bir dilimiz var. O dilimizi yaşatmamız, o dilimizde eğitim görmemiz, kültürümüzü geliştirmemiz, çocuğumuzun gelecek nesillerimizin kendi dilini öğrenmesi ve dilinde eğitim görmesi gerekiyor.

Kardeşlik budur. Kardeşiz ama hepiniz Türksünüz! Vallahi böyle bir yağma yok, böyle bir dünya yok. Yusuf Beg'den Said-i Kurdî'ye kadar birçok insan buna itiraz etti. Ferhat Tepe'nin, Şevket Epözdemir’in katledilmesinin sebebi bu değil miydi? Madem kardeşsek eşit olacağız. Madem kardeşsek, doğuştan var olan haklarımızın tanınması gerekiyor. Kardeşlik ancak böyle yerini bulabilir, böyle karşılığını bulabilir."

Rapordaki önerileri Meclisin yasallaştırıp hayata geçirmesi gerekiyor

Komisyon raporuna değinen Tuncer Bakırhan, "Raporun içerisinde olumlu şeyler de var. Bu olumlu belirtilen maddelerin hayata geçmesi bile Türkiye toplumunu rahatlatacaktır." diyerek, şunları kaydetti:

"Ama bu rapor Kürt meselesinin çözüldüğü bir rapor değil, bir başlangıçtır. Başlangıç için önemli adımların bir an önce atılması gerekiyor. Rapordaki yasal önerileri bir an önce Meclis’in yasallaştırıp, hayata geçirmesi gerekiyor. Eksik olan başlıklar varsa da Meclis bu konuda cesur davranmalıdır. Meclis, cesur adımlar atmalıdır. İnşallah bu Ramazan ayında bu hayırlı ayda Meclis hayırlı işler yapar diyoruz. Evlere inşallah bayram sürecinde mutlu haberler ulaşır. Biz DEM Parti olarak bu konuda hazırız. AİHM, AYM kararlarına Meclis raporunda bir gönderme vardı. Şimdi Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven, Ayşe Gökkan ve binlerce arkadaşımız boşu boşuna cezaevinde yatıyor. Bir an önce AİHM ve AYM kararlarına uyulsun. Raporda da yazılıyor. Bu rapor kime konuşuyor? Bu rapor yazıldı, gereğini kim yapacak? Bu konuda da bir yetkili göremiyoruz. Adalet Bakanı direkt bu konuda üzerine düşeni yerine getirmeli."

Ana dilinde eğitim bu ülkenin zenginliğidir

Ana dilinde eğitimin önemine değinen Bakırhan, "Dili reddedilen insanların ana dilinde eğitim görmesi, öğrenim görmesi, kimliğini, kültürünü geliştirmesi bu ülkenin zenginliğidir. Bu ülkeyi kalkındırır. Bu ülkeye barışı ve kardeşliği getirir. Dolayısıyla herkesin Sayın Öcalan'ın başlatmış olduğu önemli ve kıymetli sürece daha iyi niyetli yaklaşması gerektiğini belirtmek istiyoruz." dedi.