ABD: İran 25 yılın en zayıf döneminde; nükleer silah edinmesini engelledik
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ülkesinin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik askeri operasyonlarının eşsiz bir etkinlikle ilerlediğini ve stratejik hedeflerin çoğuna ulaşıldığını belirtirken, Washington'ın Tahran'ın sadece iki hafta içinde nükleer silah sahibi olmasının önüne geçtiğini bildirdi.
Fox News kanalındaki "Hannity" programına özel bir röportaj veren Marco Rubio, İran'ın dünya geleceği için yıkıcı ve felaket bir vizyona sahip bir grup molla ve din adamı tarafından yönetildiğini savundu.
Rubio, Tahran'ın daha önce uranyumu %60 oranında zenginleştirdiğini ve bunu %90 seviyesine çıkarıp atom bombası üretmek için sadece 12 ila 14 güne ihtiyacı olduğunu açıklarken, ABD ve İsrail saldırılarının bu tehlikeyi boşa çıkardığını dile getirdi.
ABD Dışişleri Bakanı, ABD ordusunun bu savaştaki dört temel hedefini bir "askeri manifesto" olarak şu şekilde sıraladı:
- Hava Gücünün Kırılması: Geniş çaplı bir şekilde gerçekleştirildi.
- Deniz Gücünün Yok Edilmesi: Tamamen uygulandı; İran'ın deniz kabiliyeti kalmadı.
- Füze Rampalarının Devre Dışı Bırakılması: Kuvvetler şu an imha sürecinin son aşamasında.
- Savunma Sanayi Altyapısının Silinmesi: Tahran ve vekil güçleri için drone ve füze üreten fabrikaların yerle bir edilmesi.
Rubio, bu saldırıların zorunlu olduğunu, Trump’ın bu adımı atmaması durumunda İran’ın önümüzdeki iki yıl içinde füze ve drone kapasitesini iki katına çıkararak ABD ve Avrupa toprakları için doğrudan tehdit haline geleceğini belirtti.
Bakan Rubio, "Binlerce kilometre uzaklıktaki 'Diego Garcia' üssüne bile füze fırlattıklarını gördük; bu, ellerindeki silahların ne kadar tehlikeli olduğunun bir göstergesidir." dedi.
İran'ın iç durumuna değinen Rubio, ülke ekonomisinin tamamen çöktüğünü, İran halkının içme suyu bulmakta bile zorlandığını ve sokaklarda sadece özgürlük için değil, işsizlik ve geçim sıkıntısı nedeniyle de protestolar düzenlediğini söyledi.
"Tahran, milletinin tüm parasını silahlı grupları finanse etmeye ve füze yapımına harcadı, şimdi ise bunun bedelini ödüyor." ifadelerini kullanan Marco Rubio, Trump’ın 2015 yılında aday olduğu ilk günden itibaren İran tehlikesini kavradığını ve şu an yürütülen bu askeri operasyonun modern ABD ordu tarihinin en başarılı ve etkili taktiksel adımlarından biri olarak kalacağını vurguladı.
Rubio, "Bitiş çizgisine yaklaştık. Ordumuzun başardığı şey, tarihte modern dönemin en iyi taktiksel operasyonlarından biri olarak anılacak." değerlendirmesini yaparak, Tahran'ın amacının bölgede "yeni bir Kuzey Kore" olmak olduğunu, ancak ABD'ye nükleer füze fırlatabilecek bir grup din adamının yönetiminde bu riski taşıdığını hatırlattı.
Savaşın engellenebileceğini savunanlara Rubio, "İran'a diyalog için her türlü fırsatı verdik ama onlar sadece vakit öldürdü. Trump, sahte müzakerelerin nükleer silah edinmek için bir zaman kazanma taktiği olarak kullanılmasına izin vermedi." yanıtını verdi.
Hürmüz Boğazı hakkında ise uluslararası hukuka atıfta bulunarak, "Uluslararası sularda seyrüsefer trafiğini engellemek yasa dışıdır. Hürmüz Boğazı uluslararası bir sudur ve İran'ın ticareti kısıtlama girişimleri açık bir ihlaldir." açıklamasında bulundu.
NATO’nun sadık bir savunucusu olduğunu ancak ittifakın tek taraflı bir yola dönüşmemesi gerektiğini kaydeden Bakan Rubio, şu sözleri sarf etti:
"Avrupa'yı korumak için orada asker bulunduruyoruz. Ancak yardıma ihtiyacımız olduğunda, onlardan hava saldırısı bile istemiyoruz, sadece üsleri kullanmayı talep ediyoruz ve cevap 'hayır' oluyor! O halde neden NATO'dayız?"
ABD Dışişleri Bakanı, bu çatışma sona erdikten sonra NATO'nun ABD için değerinin ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini belirterek, "Bu savaş bittikten sonra bu ilişkiyi gözden geçirmemiz gerekeceğine şüphe yok." diyerek sözlerini tamamladı.