Ayşegül Doğan: Öcalan ile kurulan hukukun adının konulması gerekiyor
"Odaklandığımız konu Sayın Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşullarının oluşturulmasıdır"
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Odaklandığımız konu Sayın Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşullarının oluşturulmasıdır." dedi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Partisinin odaklandığının Abdullah Öcalan'ın çalışma ve yaşam koşullarının sürece uygun hale getirilmesi olduğunu açıklayan Doğan, "Yani özgür yaşar ve çalışır koşullarının oluşturulabilmesidir. Daha önce de dile getirdiğimiz beklenti ve talepler bu yöndeydi. Süreci yürütebilmesi için gerekli koşulların oluşturulmasından yıllardır bahsediyoruz." ifadelerini kullandı.
Öcalan’ın kamuoyuna aracısız ulaşabilmesi sürecinin hızlandırıcı bir etki yaratacağına inandıklarını belirten DEM Parti Sözcüsü, "Öcalan'ın siyasi rolünün, yaklaşımının, diyalog ve müzakere arayışının tanınması ve kabulü olsa olsa böyle bir süreçte kolaylaştırıcı bir etki yaratabilir."
Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tıkamaz, aksine sürecin önünü açar. Bazı tartışmaların daha pozitif bir şekilde ilerlemesini sağlayabilir. Doğrudan yanıt vermesi kendisine yöneltilen sorulara, talep ettiği üzere aracısız bir biçimde kamuoyuna ulaşabilmesi son derece hızlandırıcı bir etki yaratır. Bu aynı zamanda sürecin gerekleri açısından da hayata geçirilmesi gereken bir konu bizim için. Dolayısıyla, biz bu konuyu bir bütün olarak ele alıyoruz ve Öcalan'la kurulan hukukun tanımlanmasının sürece ivme kazandırıcı pozitif etkileri olacağını yinelemek istiyoruz."
Sürecin daha açık ve şeffaf bir şekilde ilerlemesini istediklerini ifade eden Ayşegül Doğan, "Sayın Öcalan, Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin ana aktörü ve en temel öznelerinden biri, başmüzakerecisi. 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrı çok büyük bir ivme kazandırdı. Geldiğimiz bu kritik aşamada yasal adımlarla asıl görmeyi beklediğimiz şey ne? Bundan sonra bu çağrının nasıl hayata geçeceği, yasal bir şekilde nasıl karşılık bulacağı. Yani siyasetin şiddetten tümden ve kalıcı bir şekilde arındırılması ve silahsızlandırmanın yasal zemininin oluşturulması tartışmalarının işte bu demokratik olgunluk zemininde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bütün bu tartışmaları siyasal zemin üzerinden yürütmek daha doğru olur. Siyasi bir meseleden bahsediyoruz. Çeşitli boyutları olan, çok katmanlı tarihsel arka planı olan bir meseleden bahsediyoruz. Neticede DEM Parti İmralı Heyeti görüşüyor. Orada ilgili devlet yetkilileri var. Onlarla görüşmeler sürüyor. Bunlar kamuoyunun bilgisi dahilinde olan başlıklar ve kamuoyunun yine bilgisi dahilinde ilerliyor süreç. Biz daha açık, daha şeffaf bir şekilde ilerlemesini istiyoruz. Gazetecilerin gidip kendilerinin doğrudan sorularını Sayın Öcalan’a yöneltebilmelerini talep ediyoruz. Bunun süreç açısından çok önemli katkıları olacağını düşünüyoruz." şeklinde konuştu.
Öcalan'la kurulan hukukun tanımlanmasının sürece ivme kazandırıcı pozitif etkileri olacağına dikkat çeken, "Bunun sürece pozitif katkıları olur. Bu mesele, dar bir alandan geniş bir alana geçsin meselesi değil. Mesele esasen geniş bir alanda tartışılabilirse; yani dar bir bakış açısından, dar bir siyasi yaklaşımdan çıkarılabilirse tüm bunlar çok küçük detaylar olarak kalır. Halledilebilir meseleler olarak kalır. Neticede dünyanın çeşitli ülkelerinde halledilebilmiş, ilk defa Türkiye'nin başına gelmiyor böyle bir konu." dedi.