Davutoğlu: Kürtlerin Bağdat'taki temsilinin güçlü olmasını istiyoruz

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Erbil yönetiminin bölgesel çatışmalardaki tarafsızlık politikasını "son derece doğru" olarak nitelendirirken, Başkan Mesud Barzani’nin bilgece kararlarının Kürdistan Bölgesi’ni savaş girdabından koruyan bir kalkan olduğunu vurgulayıp, Irak'ın gelecekteki istikrarı ve ekonomik kalkınması için de silahlı grupların silah bırakması veya lağvedilmesinin temel şart olduğunu belirtti.

Ahmet Davutoğlu, 9 Haziran 2026 Salı günü, Kurdistan24 ekranlarında Jîno Mihemed’in sunduğu özel programda, Kürdistan Bölgesi ziyaretine, girdiği üst düzey temasların sonuçlarına ve bölgedeki siyasi-güvenlik denklemlerine dair öngörülerini paylaştı.

Kürdistan Bölgesi’ne gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Davutoğlu, Erbil’e yaptığı bu ziyareti "kendi evine dönmek" gibi hissettiğini bildirirken, son iki yıl içinde istişarelerde bulunmak ve çeşitli forumlara katılmak amacıyla Erbil, Süleymaniye ve Duhok kentlerini dört kez ziyaret ettiğini hatırlattı.

Başkan Barzani ve Başbakan Mesrur Barzani İle Kritik Temaslar

Başkan Mesud Barzani ve Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani ile gerçekleştirdiği görüşmelere değinen Davutoğlu, şu detayları paylaştı:

"Başbakan Mesrur Barzani ile iki saatlik, Başkan Mesud Barzani ile ise bir buçuk saatlik oldukça verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Başkan Barzani ile 20 yılı aşkın bir dostluğumuz var ve en zor zamanlarda her zaman birbirimize destek olduk."

Görüşmelerde küresel durumun, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının doğurduğu sonuçların, savaşın bölge üzerindeki etkilerinin ve Türkiye-Irak-Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkilerin kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini belirtti.

Erbil’in Tarafsızlığı ve Başkan Barzani’nin Bölgesel Liderliği

Erbil’in bölgedeki mevcut savaş karşısında takındığı tarafsız tutumu güçlü bir şekilde desteklediğini belirtip, bunu "çok doğru bir siyaset" olarak nitelendiren Davutoğlu, "Kürtler geçmişteki savaşlarda, özellikle de Irak-İran Savaşı ve Halepçe trajedisinde en büyük bedelleri ödeyen halk oldu. Dolayısıyla bu aşamada tarafsızlığı korumak, bu acıların tekrarlanmasını önleyen en büyük etkendir." dedi.

Başkan Mesud Barzani’nin Kürdistan Bölgesi’nin statüsünü korumadaki tarihi tecrübesine övgüler yağdıran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başkan Barzani, 1991 yılından ve Kuveyt’in işgalinden bu yana bölgedeki tüm kırılma anlarına ve değişimlere şahitlik etmiş, dönemin diğer liderleri vefat etmişken bugün bölgede aktif olan yegane ve en deneyimli liderdir. Başkan Barzani, bilgece kararlarıyla Kürdistan Bölgesi’ni savaş ve kaosun dışında tutmuş, Kürtlerin dış güçlerin çatışma aracı haline gelmesine müsaade etmemiştir."

Erbil'in Konumu, Kerkük ve Bir Arada Yaşama Kültürü

Erbil’in Orta Doğu düzeyinde seçkin ve etkili bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bu şehre olan güvenini ve sevgisini, "Ben kendimi Ahmet Erbilli (Erbilli Ahmet) olarak tanıtıyorum." sözleriyle dile getirdi.

Etnik ve dini gruplar konusuna da değinen Davutoğlu, Türkiye’de veya Kürdistan Bölgesi’nde farklı unsurların birer güvenlik tehdidi olarak görülmemesi gerektiğini, aksine birer zenginlik kaynağı olduğunu vurguladı. 

Bu bağlamda Kerkük’ü "Küçük bir Irak" olarak nitelendiren Davutoğlu, şu an kentte Türkmen bir valinin görev yapmasına dikkat çekerken, Kürdistan Bölgesi’ndeki Türkmenlerin durumunu da övdü ve bölgedeki huzur ile bir arada yaşama atmosferi sayesinde haklarına sahip olduklarını belirtti.

Türkiye-Kürdistan Bölgesi İlişkileri ve Barış Süreci

Türkiye ile Kürdistan Bölgesi’nin iki stratejik ortak ve önemli birer dost olduğunun altını çizen Davutoğlu, barış süreçlerine ilişkin olarak, barışın ciddi bir mesele olduğunu ve bu yönde atılacak iyi adımların her iki tarafa da büyük fayda sağlayacağını ifade etti.

Türkiye iç siyasetine yönelik de değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, Kürt dilinin önündeki engellerin kaldırılması, hayatın her alanında rahatça kullanılması çağrısında bulunurken, demokratik ve ayrımcılıktan uzak yeni bir anayasanın yazılması adına kayyum uygulamalarına da son verilmesi gerektiğini belirtti.

Hükümetin Kurulması, Bağdat Siyaseti ve Silahlı Gruplar Sorunu

Yeni Irak Başbakanı Ali Zeydi hakkında da konuşan Davutoğlu, siyasi olarak yeni olmasına rağmen mezhepçilikten uzak durma yönündeki mesajlarının olumlu olduğunu söylerken, yeni kabinenin en büyük eksikliğinin, Türkmen kimliğine hiçbir bakanlık veya makam verilmemesi olduğuna dikkat çekti.

Bağdat’taki Kürt temsilinin her zaman güçlü olması gerektiğini ve Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) burada aktif bir rol oynamasının önemini vurgulayan Davutoğlu, "Irak'ta hiçbir lider Başkan Barzani kadar büyük bir tecrübeye sahip değildir." diye konuştu.

KDP ve KYB’ye aralarındaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak Bağdat’ta ortak hareket etme çağrısı yapan Davutoğlu, Kürdistan Bölgesi’nde 10. Hükümet Kabinesi’nin de bir an önce kurulmasını temenni etti.

Irak’taki yasa dışı silahlı grupların silahsızlandırılması konusunun önümüzdeki dönemin en temel gündemi olacağının altını çizen Davutoğlu, şu kritik tespitte bulundu:

"Resmi bir ordunun olduğu hiçbir yerde paralel silahlı gruplar bulunmamalıdır. Silahlı grupların ortadan kalkmasıyla ancak gerçek güvenlik ve istikrar sağlanabilir. Bu da ekonomik büyümeyi beraberinde getirir ve yabancı yatırımcıları bölgeye çeker."

"Kürt Halkı Mert ve Cömerttir"

Kürt halkının toplumsal karakterine ve kimliğine dair de konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı, röportajı şu anlamlı sözlerle noktaladı:

"Her kim Kürt halkı için 'şiddet yanlısı' diyorsa, şüphesiz Kürtleri hiç anlamamış ve bu halkın özünü tanımamıştır. Ancak her kim Kürtler için 'merttir' diyorsa, işte o Kürt halkını derinden kavramıştır, çünkü Kürtler doğası gereği mert, cesur ve civanmert bir halktır."

Açıklamalarının sonunda, kendisine bu fırsatı sunduğu ve rasyonel sorular yönelttiği için Kurdistan24 kanalına ve tüm izleyicilere teşekkür ile sevgilerini ileten Ahmet Davutoğlu, sunucu Jîno Mihemed’e tebessüm ederek, "İnşallah bir sonraki röportajımızda sizinle Kürtçe konuşacağım." sözünü verdi.