50 Kürt siyasetçi açlık grevinde, talep: Öcalan’la görüşülsün
HDP, DTK, KJA, DBP'den 50 Kürt siyasetçi, İmralı'da tutuklu bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmelerin yeniden başlatılması talebiyle süresiz - dönüşümsüz açlık grevine girdi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Kongra Jinen Azad/Özgür Kadın Kongresi (KJA), Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Halkların Demokatik Kongresi (HDK) eş başkanlarının da aralarında bulunduğu 50 Kürt siyasetçi Diyarbakır’da süresiz – dönüşümsüz açlık grevine başladı.
31 Ağustos’ta Diyarbakır’da DTK binası önünde açıklama yapan DTK Eş Başkanı hatip Dicle, İmralı’da tutuklu bulunan ve yaklaşık 1,5 yıl İmralı Heyeti ile ailesinin görüşülmesine izin verilmeyen PKK Lideri Abdullah Öcalan ile irtibat sağlanana kadar açlık grevlerini sürdüreceklerini söylemişti.
DTK Eş Genel Başkanı Leyla Güven’in Kürtçe açıklamasının ardından DBP Eş Genel Başkanı Sabah Tuncel Türkçe açıklamada bulundu. Tuncel Açlık grevine ilişkin şöyle konuştu:
“Bizler tarihte yeni bir başlangıç yapmak istiyoruz. Bu çıkış tarihi olacaktır. 18 yıldır İmralı’da ağır tecrit koşulları altında tutulan Sayın Abdullah Öcalan’dan 5 Nisan 2015’ten bu yana haber alamıyoruz. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Öcalan’ın sağlık ve güvenlik durumuna dair sağlıklı bir bilgi alamadık. 2013-2015 arasında gerçekleşen diyalog sürecinde de Öcalan, barışın mümkün olduğunu tüm dünyaya duyurmuştur. Öcalan’ın üzerindeki ağır tecrit insan haklarına aykırıdır. Milyonların irade saydığı Öcalan’ın tecride alınması, sağlığı ve güvenliği konusunda bilgi verilmemesi milyonların iradesi yok saymaktır. Bizler avukatları, siyasetçileri ve halk olarak 50 kişi Sayın Öcalan’dan bilgi alana kadar süresiz ve dönüşümsüz açlık greve başlıyoruz. Halkımızı da bu sürece destek vermeye çağırıyoruz.”
Açlık grevine başlayan isimler şöyle:
HDP Urfa Milletvekili ve Abdullah Öcalan’ın yeğeni Dilek Öcalan, Şırnak Milletvekili Ferhat Encü, Van Milletvekili Nadir Yıldırım, Hakkâri Milletvekili Selma Irmak, DTK Eş Başkanı Leyla Güven, DBP Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya, İmralı Heyeti’nden Ceylan Bağrıyanık, Berdan Öztürk, Ebru Günay,Cengiz Çiçek, Gülcihan Şimşek, Zeynel Mat, Mehmet Candemir, Uğur Bayrak, Zeki Baran, Murat Döner, Hasip Yalnıç, Zeynep Karaman, Berfin Emektar, İbrahim Halil Yıldırım, Nazım Hikmet Çalışkan, Abdullah Tarhan, Zeynel Doğan, İslam Dağdeviren, Mehmet Ali Tunç, Beritan Tayan, Bayram Demir, Berivan Özlem Kutlu, Yıldız Çetin, Rukiye Eryılmaz, Hasan Güngör, Zelal Abiş Birtane, Hayrettin Satar, Hüseyin Çelik, Necmi Dilmaç, Bayram Akman, Abdulkadir Çalışkan, Siyabend Yaruk, Arif Akkaya, Abbas Ercan, Arzu Karaman, Elif Haram, Semra Karaduman, Talat Emre, Rıfat Roni, Sinan Ekinci, Nalan Göze, Yusuf Ziya Yavuz, Yusuf Sökmen
Avukatlardan açlık grevlerine destek
Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Mezopotamya Hukukçular Derneği, Asrın Hukuk Bürosu ve TOHAV’ın oluşturduğu Demokratik Hukuk Platformu üyeleri bugün 50 siyasetçinin başlattığı açlık grevlerini sahiplendiklerini ve desteklediklerini açıkladı. Demokratik Hukuk Plaftormu üyeleri, “Talep edilen devletin pozitif sorumluluğunu yerine getirmesi, anayasal hakların tesis edilmesidir. Talebin gereği yerine gelene kadar bu denli ulvi bir mücadele için hukukçular olarak üstümüze düşeni koşulsuz olarak büyük bir sorumlulukla yerine getireceğiz” açıklamasında bulundu.
Demokratik Hukuk platformu üyelerinin yazılı açıklaması şöyle:
“Bugünlerde yüksekçe seslendirilen “çözüm-mözüm yok” yaklaşımlarının aksine, İmralı kapılarının açık olduğu, Sayın Öcalan’ın topluma sesinin ulaştığı dönemler coğrafyamız için barışın ve özgürlük umutlarının filizlendiği dönemler olmuştur. Yarınlara umutla bakan bir toplum tahayyülünün yerine tercih edilen savaş ve gerilim konseptinin bedeli Türkiye halklarına çok ağır olmuştur. Kürt halkına karşı yürütülen kirli savaş, ülkeyi doğusu batısı fark etmeksizin demokrasinin esamesi okunmaz otoriter, despotik bir rejime sürüklemiştir. Bu kaotik ortamda sayın öcalan’ın büyük bir öngörü ile defaatle dile getirdiği tarihi uyarıları gerçekleşmiş, 15 Temmuz gecesi darbe mekaniği devreye girmiştir. Darbe-karşı darbe diyalektiği kendisini OHAL ve fiili uygulamalar ile anti-demokratik zeminde süreklileştirmiştir. Bu uygulamalar ilk yansımasını İmralı Adasında bulmuş, sayın öcalan’a yaklaşım ile paralel olarak hayata geçirilmiştir.
Bütün imkansızlıklara rağmen, tecrit koşullarında iğne ile kuyu kazarcasına demokrasi ve barışın mücadelesini veren sayın Öcalan’ın, gerek İmralı konseptini 18 yıldır sürdüren merkezi iktidar güçlerince gerekse de darbeci güçlerce hedef alındığı tartışmasızdır. 15 Temmuz gecesi devletin simgesi durumunda olan Türkiye Cumhuriyeti’nin en korunaklı yerlerinin bombalamalara, saldırılara maruz kaldığı bir ortamda askeri yasak bölge sınırları içinde tutulan Sayın Öcalan’a yönelim olmayacağını düşünmemiz beklenemez. Toplumun farklıca bileşenlerinde derinden hissedilen bu kaygı, medya organlarında yoğunca işlenen haberler ile en üst düzeye çıkmış durumdadır. Bütün girişim ve taleplere rağmen gerek ailesi gerekse de avukatlarının Sayın Öcalan ile temas kurması özellikle engellenmektedir. Bahse konu tarih sonrası Sayın Öcalan’dan hiçbir şekilde haber alınamamıştır. Avukatın müvekkili ile görüşmesi, ailenin mahpus olan yakınını ziyaret etmesi temel hak durumunda iken, bu hakkın tesisi için yüksek mahkemeye, uluslar arası mercilere başvuruda bulunmuş olma zorunluluğu başkaca emsali olmadığı gibi hak ve hukukun olmadığının en büyük işaretidir. Milyonlarca insanın özgürlüğünü talep ettiği, siyasal irade olarak deklere ettiği, Kürt halkının kolektif iradesi olan Sayın Öcalan’a yaklaşımın toplumsal gerginliklere sebep olduğu bilinmesine rağmen, sağlığı ve güvenliğinin bu denli spekülasyonlara konu edilmesi kabul edilemezdir.
Sayın Öcalan’dan haber almak talebi ile meslektaşlarımız Sayın Öcalan’ın avukatlarının da içinde yer aldığı toplumun farklı temsiliyetlerine sahip kişilerce süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlanmıştır. Açlık grevleri tarihsel olarak demokratik ifade kanallarının tanınmadığı koşullarda, son kertede acılı ama bir o kadar da barışçıl ve demokratik ifade yöntemidir. Gerek bu noktaya gelinmiş olması gerekse de talebin pazarlık konusu edilemeyeceği gerçeği sorumlu iktidarın derhal görevini yerine getirmesini elzem kılmaktadır. Sayın öcalan’ın aile ve avukat ile görüşme hakkı en temel hak iken, kendisinden haber alınamaz bir durumda olmak gaspçı zihniyetin ürünüdür. Derhal talep olduğu üzere Sayın Öcalan ile görüşme koşulları oluşturulmalı ve topluma sağlıklı bilgi ulaşması sağlanmalıdır.
Demokratik hukuk platformu üyesi hukukçular olarak, demokrasi ve hukuk hamlesi olan açlık grevini selamlıyor, talebini en asli talebimiz olarak deklere ediyoruz. Talep edilen devletin pozitif sorumluluğunu yerine getirmesi, anayasal hakların tesis edilmesidir. Talebin gereği yerine gelene kadar bu denli ulvi bir mücadele için hukukçular olarak üstümüze düşeni koşulsuz olarak büyük bir sorumlulukla yerine getireceğimizi kamuoyuna beyan ederiz.”