K24 RÖPORTAJ - Avni Özgürel: Suriye politikasında değişim olacak
Gazeteci - yazar Avni Özgürel, Türkiye’nin Suriye politikasında stratejik değişiklikler yapacağını, Ankara’nın Tahran ve Moskova üzerinden Şam yönetimiyle görüşmeler yaptığını söyledi.
Cesim İlhan
Gazeteci - yazar Avni Özgürel, Türkiye’nin Suriye politikasında stratejik değişiklikler yapacağını, Ankara’nın Tahran ve Moskova üzerinden Şam yönetimiyle görüşmeler yaptığını söyledi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Kürdistan Bölgesi’ne yaptığı ziyareti de değerlendiren Özgürel, ikili ilişkilerin daha da gelişeceğini ifade etti.
Özgürel, 31 Mart’ta Türkiye’de gerçekleşen seçimlerde Kürt seçmenin AK Parti’ye bazı mesajlar verdiğini ve AK Parti’nin de bu mesajları aldığını belirtti.
Türkiye’nin ABD ile yaşadığı S-400 ile F-35 krizini de değerlendiren Özgürel, Ankara’nın S-400’lerden de F-35’lerden de vazgeçmeyeceğini düşündüğünü dile getirdi.
Avni Özgürel, K24’ün sorularını yanıtladı.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Kürdistan Bölgesi’ne yapmış olduğu ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son derece doğru, olumlu ve ikili ilişkiler açısından fevkalade önemli görüyorum. İnşallah yakın dönemde Sayın Neçirvan Barzani’nin de Türkiye’ye gelme imkânı olur. Geçen dönemde özellikle Erbil tarafında birtakım yanlış değerlendirmeler oldu. Bu, ilişkilerin bozulmasına sebep oldu. Umarım önümüzdeki dönemde telafi edilir. Kopan bağlar yeniden tesis edilir diye umut ediyorum. O bakımda Çavuşoğlu’nun Kürt Bölgesi’ne olan ziyaretini çok yararlı gördüm.
Peki, bağımsızlık referandumundan dolayı Türkiye’nin Kürdistan Bölgesi’ne karşı tavır takınmasında bir yanlışlık yok mu?
Türkiye tarafında bir yanlış anlaşılma değil de referanduma karşı çıkmasında değerlendirmede belki fazla aşırıya gitme söz konusu olabilir. Yoksa Türkiye ne istediğini ya da ne istemediğini Kürt yönetimine anlatmıştı.
Türkiye’de 31 Mart’ta gerçekleşen seçimlerde Kürtlerin AK Parti’ye bir mesajı oldu mu sizce?
Evet, ‘Bizi hırpalamayın’, ‘Bizi ötelemeyin’ mesajı oldu. Ve ayrıca Kürtler ‘Bizi HDP’ye bırakmayın’ mesajını da AK Parti’ye’ verdi. Bana göre en önemli mesaj bu.
AK Parti bu mesajı aldı mı sizce?
Ben AK Parti’nin bu mesajı aldığını düşünüyorum. Ben Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye İttifakı’ndan söz etmesinin altında yatan şeylerden bir tanesinin de bu olduğunu düşünüyorum.
O zaman Erdoğan’ın ‘Türkiye İttifakı’ndan bahsetmesindeki amaç Kürtler miydi?
‘Türkiye İttifakı’ derken Türkiye’nin 82 milyon insanının ittifakında söz ediliyor. Yani Erdoğan beraber yaşamak şuurundan bahsetti. Bu illa aynı partiye oy vermek ya da aynı siyasete evet demek manasına gelmiyor. Erdoğan’ın burada vermek istediği mesaj, bir ortak duruş, bir milli duruş, bir ulusal duruş ve bir ortak tavır manasındadır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Türkiye İttifakı’ndan kastettiği durum budur. Bu ittifakta Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes var.
MHP’ye rağmen olur mu?
Burada zaten siyasi partiler arasındaki ittifaktan bahsetmiyor. Tamamen insanların ittifakından bahsediliyor. Bu son yıllarda yapılan en güzel tanımdır bana göre.
Peki, sizce hükümet Kürt politikasında bir değişikliğe gider mi?
Kürt politikası olarak değil, daha doğrusu Türkiye’de Kürtlerle ilgili çok önemli adımlar atıldı. Elbette yapılması gereken şeyler de var. Ama şurası bir gerçek, bunu görmemek mümkün değil. Erdoğan başbakan olduğu dönemde, Sayın Mesud Barzani’yi Diyarbakır’a davet etti. Öncesinde Öcalan’ın bildirisi meydanlarda okundu. Öcalan, bildirisinde silahların susması gerektiğini dile getirmişti. İşte bunlar Kürtler için önemli adımlardı. Sonrasında ne oldu? PKK şiddet yönünde Batı tarafından teşvik edildi ve çatışmalar da yeniden başladı.
Çatışmaların yeniden durması mümkün mü?
Şimdi Türkler ile Kürtlerin tarihsel bir beraberliği var. Birbirine kız alıp vermeler vardır. Bu söz sadece sözde kalmamalı. Onun için bu örgütün yapabileceği en doğru şey, Türkiye’ye yönelik bu silahlı çatışmalara son vermektir. Bu Türkler, Kürtler ve bölgenin ortak çıkarı için yapılması gereken en doğru adım olacaktır. PKK, ‘Ben Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bıraktım’ dese, ABD YPG’yi aniden tasfiye eder.
Neden?
Çünkü ABD’nin PKK ile YPG’yi kollamasının arkasında yer almasının tek sebebi Türkiye’yi kontrol edebilmek ve İsrail çıkarları doğrultusunda PKK’yı, Kürtleri Suriye’de ve Irak’ta kullanmak. ABD’nin tek amacı bu.
İktidar Kürtlerle ilgili bir çözüm ya da demokratikleşme sürecine yönelik adım atar mı sizce?
Sadece Kürtlere dönük bir demokratikleşme söz konusu olmaz.
Peki, Türkiye’de demokrasi sorunu var mı?
Türkiye’nin bir demokratikleşme projesi olmalı. Sadece Kürtlerin mi demokrasiye ihtiyacı var? Hayır. Herkesin demokrasiye ihtiyacı var ve demokrasi açığı herkes için önemli. O yüzden Türkiye’nin demokrasisini en kâmil manada inşa edebilmesi için de bu şiddet baskısından kurtulması gerekiyor.
Türkiye’nin Rojava ve Suriye konusunda strateji değişikliği olacak mı?
Ben Türkiye’nin Suriye politikasında bir değişiklik yapacağını düşünüyorum. ABD’nin nasıl bir Suriye oyunu varsa... Türkiye de son gelişmelerin ardından Suriye siyasetinde anladığımız kadarıyla, Rusya ve İran üzerinden Şam yönetimiyle birtakım görüşmeler ve mutabakatlar yapıyordur. Dediğim gibi tek başına Rojava ile ilgili bir politika değişikliği olmaz ama genel olarak Suriye politikasında yeni bir şekillenme olacaktır.
S-400 ile F-35 konusunda Türkiye bir tercih yapmak zorunda kalırsa ne yapacak?
Bence Türkiye S-400’lerden vazgeçmez, F-35’lerden de vazgeçmeyecektir. Bunların hiçbirisinin ABD açısından bir öneminin olacağını düşünmüyorum. Suriye’nin elinde S-400’ler var. ABD buna bir şey demiyor da Türkiye’ye mi diyor? Devletlerarası ilişkilerde bazı şeyler vardır yapılır bazı şeyler de yapılmaz. O yüzden Türkiye’nin ABD açısından böyle bir endişesi yok.
ABD, Türkiye’nin S-400’leri almasına karşı olduğunu söylüyor.
Bu ABD’nin, Filistin politikası üzerinden Ankara’ya baskı kurarak Filistin politikasını kabul ettirmek için giriştiği bir oyun. Yani ABD, Sırbistan ve Yunanistan gibi ülkelerin S-400’leri almasını önemsemiyor da Türkiye’nin almasını mı önemsemiyor?
Türkiye’de yeni bir parti çalışmasının olduğu da gündemde.
Ben parti kuracağım diyen yok ama sadece yorum filan yapıyorlar. Ben yakın zamanda Türkiye’de böyle bir siyasi oluşumu görmüyorum. Belki zihinlerinden parti kurmak geçiyordur ama bunun Türkiye siyasetinde bir karşılığı var mı deseniz bence şu an yok.
PORTRE/ AVNİ ÖZGÜREL
1948 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara’da Ulus gazetesinde gazetecilik mesleğine başladı. Aynı zamanda İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Ekonomi-Maliye Bölümü’nde yüksek öğrenimini tamamladı. 1964-65 yıllarında Türk Ocakları Gençlik Kolları üyeliği yaptı. Bu süreçte Milliyet, Akşam, Yeni İstanbul, Ayrıntılı Haber gazetelerinde ve Yankı Dergisi’nde gazetecilik mesleğini sürdürdü.
7 Şubat Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) operasyonunun anlatıldığı “Darbe” adlı filmin senaryosunu ve yapımcılığını üstlendi. 2013’te çözüm süreci döneminde “Akil İnsanlar” Ege Bölgesi heyetinde yer aldı.