Brett McGurk’ün dönüşü ve Rojava’ya statü

Yeni dönemde Kürdistan’ın tüm parçalarındaki siyaset, o parça ile Rojava aksı üzerinde gerçekleşecektir.

mc
mc

6 Ocak'ta gerçekleşen ve ABD tarihi açısından bir ilk olan Kongre baskınının yankıları Donald Trump’ın azil yargılanması ile güncelliğini koruyor. Olayın Amerikan siyaseti açısından ele alınışı bir başka açıdan 11 Eylül’ü çağrıştırıyor. Özcesi, mevcut durum Pax Americana düşüncesine yeterli gelemeyince onu multipolar dünya düzenini kabule götürdü ve bu, 11 Eylül ile dünyaya açılan bir güce, Kongre baskını ile içeri çekilme dayanağı oluşturdu.

Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Biden dönemini, Trump’la birlikte itibarı sarsılan kurumların yeniden tesisi, iç siyasette fay hatlarının tamiri ve dış siyasette ise okyanus ötesi müttefiklere çokça önem verilen bir dönem olarak yaşayacağız.

Bu yeni dış politika yaklaşımındaki temel değişim, devletin kompartımantalizasyon siyaseti olacak; yani diğer ülkeler ve ilişkilerine mevcut konu ve sorunları birbirlerinden ayrıştırarak yaklaşmak. Örneğin ABD, çekildiği Paris İklim Anlaşması’na tamamen dönüş dâhil çeşitli konularda AB ile yeniden bir müttefiklik ilişkisinin sinyallerini verirken diğer taraftan Rusya’dan gelen Kuzey Akım - 2 (Nord Stream) Gaz Hattı’na yönelik yaptırımlarını da devam ettirmeyi hedefliyor. Öte yandan Rusya ile Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması'nın (Yeni START) uzatılmasına gidilirken aynı ABD, muhalif Aleksey Navalny'nin tutuklanması sonrası protestolara üst perdeden bir destek veriyor.

Bu ipuçları ABD’nin bölgemizle ilgili siyaseti hakkında da fikir verebilir.

ABD, İran’ı bunaltan yaptırımlarının hafifletilmesi veya Nükleer Anlaşma’ya geri dönülmesi karşılığında İran’ın Yemen ve Suriye’den çekilmesini hedeflerken 2021’in yaz aylarında yapılacak İran Cumhurbaşkanlığı seçimi meselesinde de ılımlıların söylemlerine katkıda bulunarak İran siyasetinin çelişkilerine oynayacaktır. ABD Başkanı Biden, başkan olduktan sonraki ilk ziyaretini Dışişleri Bakanlığı’na gerçekleştirdi ve yaptığı konuşmada diplomasi yaklaşımını ortaya koyarak ülkesinin Yemen'deki savaşta Suudi Arabistan'a verdiği askeri desteği sona erdirdiğini ve ilgili silah satışlarını durdurduğunu açıkladı. Bu açıklamayı iki gün sonra Husilerin terör örgütleri kategorisinden çıkarılmaları izledi. Bu gelişmeleri tam da İran’la ilgili politikanın arka planı olarak okumak gerekiyor.

ABD, Türkiye ile ilişkisinde de Trump dönemi yaklaşımlarından farklı olarak, S-400’ler konusunda hiçbir taviz vermeyeceğinin işaretlerini ortaya koyarken baskılanan hak ve özgürlükler için de önemli destek açıklamaları yaptı. Yönetimden hiç kimsenin Türkiye ile telefon dahil hiçbir iletişim kurmaması, ABD-Türkiye ilişkilerinin zannedilenden de daha derin çelişkiler içinde olduğunun göstergesi. 

Aynı kompartımantalizasyon politikasının kendilerine de uygulanması hususunda ısrarcı olan Türklerin dillendirmekten kaçındıkları şey, boğazlar üzerindeki emanetçilik sürelerinin sona erdiğini bilmeleri ve özellikle İngiltere’nin desteği ile Doğu Akdeniz ve Suriye’de kazanım addettikleri tasallutlarının da devam edeceğini düşünmeleridir.

Elbette Türk siyasi aklı, Kürtler lehine taviz olarak düşünülebilecek uluslararası anlamdaki bir hamlesinden geri adım atmalarının veya ülke içi demokratik bir açılımın, zaten açığa çıkmış gergin fay hatlarını tetikleyebileceğini ve sonrasında önünün alınamayacağının farkındadır. Bu meyanda Türk İslamcılarına tevdi edilen iktidar, her halükarda değişikliğe direnmek için toplumu bazı çıkarlar ve ortak değerler etrafında konsolide etmenin bütün yollarını deniyor. Hamasi söylemlerin artık Türk siyasetinde vazgeçilmez bir dile dönüşmesinin sebebi bu.

Amerika’nın bölgemizdeki stratejik hedeflerinin Trump hıçkırığından sonra kaldığı yerden nasıl devam edeceğinin en büyük göstergesi kanımca Brett McGurk’ün Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu Koordinatörü olarak atanması oldu. ABD’nin IŞİD ile Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi iken Trump’ın Suriye’deki birliklerini çekme kararı üzerine ABD Savunma Bakanı James Mattis’in hemen ardından istifa eden McGurk, Suriye'de omurgasını YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) verdiği destek ve Türkiye'nin Suriye politikasına yönelik sert eleştirileriyle tanınıyordu.

2017 Kürdistan Bağımsızlık Referandumu ve hemen ardından patlak veren Kerkük’ün Kürtlerin elinden çıkması meselelerinde Güney Kürdistan yöneticileriyle çokça ters düşen bu diplomatın Beyaz Saray tarafından bölgeyle ilgili daha yüksek bir mevkie atanması ilginç sonuçlara yol açabilir.

Kanımca Türkiye ve Güney Kürdistan’ı siyaseten zorlanmalar beklerken Güneybatı Kürdistan (Rojava) için işler de o denli kolaylaşacaktır. Biden ve dışişleri ekibi yönetime geldikleri günden beri silah ve savunma malzemeleri yığdıkları Rojava için yeniden yapılandırılacak olan Suriye içinde ve/ya etkili oldukları (BM gibi) uluslararası kurumlarda Kürtlere resmi bir statü sağlayacaklardır.

Bu durumda Rojava’daki Kürt partileri arasında gerçekleştirilen birlik görüşmelerinin ne denli önemli olduğu, bu görüşmelerin neden akamete uğramaması gerektiği ve Kürdistan’ın bir parçasının daha özgürlüğe zuhur etmesini engellemek için etraftaki devletlerin neler yapabileceği de görülecektir. Önümüzdeki günlerde çokça duyacağımız Kürdistan’ın çeşitli muhitlerine saldırı, şiddetin tırmanması, siyasi gerilim ve krizlerin temelinde bu duruma yönelik reaksiyonlar olacaktır.

Güney Kürdistan’ın beklenen bu sürece (veyahut bu statüye) dahil edilip edilemeyeceği benim açımdan büyük bir merak konusu iken bunun tamamen Erbil’de mukim ve bir süredir Bağdat’a yedeklenen Kürt siyasetinin devlet olma yolundaki ödevlerini yapıp yapmadığına bağlı olacağını hepimiz biliyoruz.

Yeni dönemde Kürdistan’ın tüm parçalarındaki siyaset, o parça ile Rojava aksı üzerinde gerçekleşecektir zira stratejik önem Irak’ın kuzeyinden Suriye’nin kuzeyine doğru kaymıştır ve bu hat gözetilmeden gerçekleştirilmesi düşünülen hiçbir siyasetin kalıcı etkisi olmayacaktır.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.