KCK’den "çerçeve yasa" ve süreç tartışmalarına ilişkin açıklama

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “çerçeve yasa” ve çözüm süreci tartışmalarına ilişkin yayımladığı açıklamada, Abdullah Öcalan ve örgüt yönetimiyle doğrudan diyalog kurulmadan atılacak adımların “dayatma” olarak nitelendirileceğini belirtti.

KCK, kamuoyunda son dönemde tartışılan “çerçeve yasa” çalışmaları ve çözüm süreci iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

24 Mayıs 2026’dan bu yana Abdullah Öcalan ile herhangi bir görüşme gerçekleştirilmediği savunulan açıklamada, bu tarihteki önerilere hükümet kanadından bir yanıt gelmediği ve sürecin prosedürünün işletilmediği ileri sürüldü.

Hükümet yetkililerinin, özellikle de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Yasa çıkar, gelen gelir, gelmeyenle mücadele edilir.” şeklindeki yaklaşımına tepki gösterilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Önderlikle (Abdullah Öcalan) görüşülmeden ve Hareketimizin görüşü alınmadan hazırlanan bir yasa tasarısı; bir oyun, dayatma ve komplo olarak değerlendirilir. Sorun sadece bireysel silah bırakma değil, elli yıllık bir çatışmanın demokratik çözümüdür. Bu nedenle parçalı yaklaşımlar süreci sabote etmekten başka bir sonuç doğurmaz."

Örgütün feshi ve silahsızlanma yetkisinin sadece Abdullah Öcalan’da olduğu hatırlatılan açıklamada, bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için Öcalan’ın "özgür çalışma koşullarına" sahip olması gerektiği vurgulandı. KCK, Türkiye ile "demokratik entegrasyon" temelinde bir siyasi çözüme hazır olduklarını ancak bunun için devletin tarihsel sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.

Açıklamada ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ın Bağdat, Erbil ve Süleymaniye hattındaki temaslarına dikkat çekildi. Bu ziyaretlerin "tasfiye ve saldırı planı" kapsamında yapıldığını iddia eden KCK, tüm Kürt halkı ve siyasi güçleri bu politikalara karşı duyarlı olmaya çağırdı.

Açıklamanın sonunda, demokratik kamuoyunun ve halkın İmralı’daki tecrit koşullarına karşı mücadeleyi yükseltmesi gerektiği belirtilerek, "Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sabote edecek yaklaşımlara karşı duyarlı olunmalıdır." denildi.